ASK 9-10. BÖLÜMLER

yorumsuz
262 Okunma

ZEHRA:
Pes etmişliğim ile “tamam” dedim. “Bir şey isteye bilir miyim?” Yüzüme ‘yine ne var’ dercesine bakıyordu. “Düğün için ailemi uzak tutuyoruz evet. En azından yasemin gelse. Lütfen.” Bir an yumuşar gibi oldu. Ama o tok ses yine yıkılmama neden oldu. “Hayır. Altı ay boyunca ailen geride kaldı. Onların adını anma.” Bu kadarda olmazdı. Ama artık tartışmak istemiyordum. Yorgun bedenimden çıkan yorgun ve titrek ses duyuldu odada. “Uyumak istiyorum. İzninle!” Hiç bir şey söylemeden arkasını döndü ve gitti. Pijamalarımı giyip huzursuzca yatağa yattım. Tam uykuya dalacakken odanın kapısı hiddetle açıldı. Neye uğradığımı şaşırdım. Kimdi gelen?

Bir kaç saniye sonra ağlamaktan yüzü şişmiş, saçı başı darmadağın alev içeri girdi. Yüzündeki öfkeyi iliklerime kadar hissetmiştim. Ne istiyordu gece gece. Çok beklemeden söze girdi. “Bana bak varoş gülü… derhal geldiğin yere gideceksin. Ömer ile evlenmeyeceksin. Ben yarın akşam Dubai’ye gidiyorum ihale için. Eğer yarın akşama kadar bu evi terk etmezsen kaldığın her dakikayı burnundan fitil fitil getiririm.” Neydi bu şimdi gece gece. “Anladın mı? ” derken eli ayağı titriyordu. Onu buraya getiren öz güven ile bende cevap verdim. “Bak Alev… Ömer beni bende Ömer’i seviyorum. Bir derdin varsa bunun muhatabı ben değilim Ömer… Gitmek konusuna gelince… Düğünümüze katılamayacak olman beni çok üzdü. Fakat bunun içinde benim yapabileceğim bir şey yok… Beni burada görmeye alışsan iyi edersin. Şimdi çıkabilirsin.” Alev kapıya kadar gitti. Sonra hiddetle yanıma geldi. “Bu burada kalmayacak. Benden kork Zehra. Ben-den kork!” Son cümleyi bastıra bastıra söyledi. Çok güzel Ömer den sonra birde bununla uğraşacağım. Allah’ım nasıl bir şeyin içine düştüm ben.

Kafamı yastığa koydum. Sabah erkenden uyanmıştım. Bugün gelinlik almak için gidecektik. Yarın ise güya büyük gün. Evleniyorum. Yener’den kaçarken böyle bir belaya düştüm. Şu altı ay biran önce bitse de kurtulsam bu Zorbanın elinden.bir saat bu düşünceler içinde geçti. Kahvaltı için hazırlandım. Altıma beyaz bir kot pantolon üzerime sırası ile mavi, yeşil, pembe, beyaz çizgili kıyafetimi giyerek Ömer’i beklemeye başladım.

Ondan habersiz bir şey yapmak istemiyordum

Ondan habersiz bir şey yapmak istemiyordum. Çünkü yaptığım her şeye hata buluyor. Çok geçmeden kapı çaldı. Ayşe olabileceği düşüncesi ile nazikçe ‘gel’ dedim. Kapı açıldı. Ama gelen Ömer’di. Yine bana o tuhaf bakışları ile bakıyordu. Normalde bir insanın bakışından neler düşündüğünü az çok tahmin edebilirim. Ama bu Zorba Kervancıoğlu için geçerli değildi. Onunla tanıştığımdan beri ne düşündüğünü ne ima ettiğini anlayamıyorum. Zorba işte ne olacak. Konuşmadan bana öylece bakması beni rahatsız ediyordu.sessizliği ‘yine’ ben bozdum.

Ömer:
Kapıyı tıklayıp içeri girdim. Bugün güzel giyinmesini söyleyecektim. Fakat odaya girdiğimde buna gerek kalmadı. Oldukça şık giyinmişti alışveriş için. Konuşmam gerekiyor fakat ben diyecek kelime bulamıyordum. Gerçekten oscarlık oyuncu. Sessizliği bozan o oldu. “Ne oldu. Neden öyle bakıyorsun. ” kendime gelerek yanıtladım. “Kahvaltıya bekliyorlar. Hazırlan diyecektim. Ama hazırsın. Salona geçelim. Bugün yoğun bir gün olacak.” Bir garip hali vardı. Sanki bir şey söyleyecek ama…

Zehra:
Acaba alevin akşam odaya geldiğini söylesem mi? Yok şimdi durup dururken tatsızlık çıkmasın. Ama ya sonradan duyup kızarsa… tereddüt ile söze başladım. “Dün alev seni seviyor dediğimde sinirlendin ama artık eminim. Alev seni seviyor.” Bana ‘ne saçmalıyorsun sen ‘ der gibi baktı. “Yok öyle bir şey unut!” Dedi. Anlatmakta kararsızdım ama artık anlatacağım. “Alev dün gece sen gittikten sonra odaya girdi. Ağlamaktan yüzü şişmişti. Makyaj’i akmıştı. Bana yarın akşama kadar bu evden gitmemi söyledi. ” durdu.kafası karışmış ne diyeceğini bilemiyordu. Sakince söze başladı. “Ona da oyun yaptığımız için rolümü yaptım. Birbirimizi sevdiğimizi bir derdin varsa bunu sana söylemesini söyledim. Beni tehdit etti. Benden kork bu konakta kaldığın sürece dedi.” Ömer afallamıştı. “Alev bugün Dubai’ye gidiyor. O gidene kadar ortalıkta olmasak iyi olur. Senin güvenliğin için. Kahvaltı için dışarı çıkacağımızı söyleyelim. ” kafamı tamam anlamında hareket ettirdim. “Tamam. Zaten bugün gelinlik bakma var. Gelinlikçi de buluşuruz Ayşe ile. Yarın zaten düğün var.” Son cümleyi hayal kırıklığı ile söylemiştim.

Ömer odadan çıktı. Salondakilere dışarı çıkacağımızı söyleyip geri geldi yanıma.
“Hadi çıkıyoruz. ” emir vererek konuşması beni sinir ediyor.

Dışarı çıktık. Sahil kenarına geldik.Aslında kurt gibi açım ama o lüks restoranlarda adını duymadığım şeyleri yemek istemedim. Sağ tarafımızda simitçi gördük. Yanına giderek iki simit aldım. Peynirde olduğunu söyleyen simitçi amca peyniri de uzattı. Parayı uzatıp banka döndüm. İştahla yiyordum peynir ve simidi. Bana bakıp güldü. ” eğer çok açsan kahvaltı ya götüreyim seni. Sonra yorgunluktan açlıktan bayılma da.” Ukala şey işte ne olacak. “Bir kahvaltı en güzel peynir ve simitle yapılır” dedim. Yemeye devam ederken. Sahilden kalkıp gelinlik seçimi için gelinlikçi’ye gittik. Ayşe gelmiş bizi bekliyordu. Beni görünce heyecanla ayağa katlı. “Zehracığım hiç heyecanlı durmuyorsun. Ben bile heyecandan mutluluktan uçuyorum. ” Ayşe’ye gülümseyerek cevap verdim. “Aslında o kadar heyecanlıyım ki anlatamam… ama ben Çok değişik bir insanım. Heyecanımı kontrol etmeyince dünyanın en sakar insanı oluyorum. Böyle bir günde sakarlık yapmamak için heyecanımı bastırmaya gayret ediyorum.” Ayşe içten bir gülüş ile sarıldı bana. “Abiciğim bak müstakbel eşin zor durumları kontrol edebilme yeteneğine sahip. Sonra çocuklar ile arası çok iyi. Asya iki günde Zehra’ya o kadar alıştı ki…” Asyayı bende çok sevmiştim. Ortamı toparlamak için söze girdim. “Ee hadi biran önce başlayalım. Erken bitirip yarın için dinlenmeliyiz değil mi? (Gülerek) yorgun bir gelin ve damat hiç de iç açıcı olmaz. Üstelik yorgun ve halsiz bir görümce bu düğünü nasıl idare edecek?” Ayşe de gülerek cevap verdi. “Doğru bütün organizasyon bende iken dinç olmalıyım. Hadi başlayalım. Ben bir iki model beğendim. Eğer seninde hoşuna giderse ilk onları denesen olur mu Zehracığım?” içten bir gülümseme ile cevap verdim. “Tabi kide olur. Senin zevkine güveniyorum. ”

Ayşe’nin dediği modelleri tek tek denerken en son giydiğim gelinlik çok hoşuma gitti. Ayşe de en çok bunu beğenmişti. Göz ucu ile ona baktım. Gözlerini üzerimden alamıyordu. Ayşe bu durumu fark etti. Gülerek onunla konuştu. “Abiciğim daldın bakıyorum da. Ee tabi gelin güzel olunca, gelinlikte mükemmel oldu. Abim tabi gözlerini alamaz.” Oda Ayşe’ye içten gülümseyerek “haklısın Ayşeciğim” dedi. En son gelinlikte karar kılıp alışveriş i tamamladık.
Eve döndüğümüz de alev Dubai ye gitmişti. Odaya geldim dinlenmek için. Yatağın üzerinde bir kağıt duruyordu. Yaklaştım. Üzerinde ”Zehra’ya” yazıyordu. Neydi bu şimdi?

10. BÖLÜM

Kağıdı açtım ve okumaya başladım.
“Bu evliliğe inanmıyorum.Ömer senin gibi biri ile sevdiği için evlenemez. Evlenmez. Pahalı kıyafetler giyip, konakta yaşaman senin gerçekte kim olduğunu unutturmaz. Sen ucuz bir mahalle kızısın. Şimdi Dubai’ye gidiyorum evet. Ama… bu oradan da bu düğünü engellememe engel değil. Bu düğün olmasın diye elimden geleni yapacağım. Elimden geleni. Seni geldiğin yere geri göndereceğim. Gitmezsen de başka şeyler düşüneceğim. ”

Yeter ama ya. Bu ne şimdi resmen hayatım ile tehdit ediyor beni. Sinirle onun odasına çıktım. Odada değildi. Çalışma odasında olabileceğini düşünüp aşağı indim. İçeri girdiğimde demir de oradaydı. Kağıdı verip vermeme konusunda kararsız kaldım. Bana baktı. “Ne oldu? Ne bu sinir?” Dedi. Elimdeki kağıdı masaya sert bir şekilde koydum. “Bu ne demek oluyor. Sözleşmede böyle bir tehdit altında olduğum yazıyordu.” Anlamaz ifade ile yüzüme baktı. “Aç oku!” Diyebildim sadece. Sinirden odada dolanıp duruyordum. Sesli okumaya başladı. Demirde, oda şaşkındı. “Bunu nerede buldun?” Olduğum yerde durdum. ‘Dinlenmek için odaya çıktım. Birde ne göreyim yatağın üzerinde bu zarf. Alevin dünkü tehdidinden sonra bir de bu” Bana baktı. “Sakin ol.Biri duyacak. Otur önce şuraya”

Dediğini yaptım oturdum. Ellerim hala sinirden titriyordu. Demir bir bardak su uzatırken “sakinleş biraz Zehra böyle her şey daha da zor olur” dedi. Uzattığı suyu tek dikişte bitirip masaya sertçe bıraktım. Bilinçli yapmamıştım bunu. Sesi duyunca kendime geldim. “Özür dilerim isteyerek olmadı. Sadece alevin bu alenen yaptığı tehditler beni rahatsız ediyor. Üstelik saklama gereği de duymuyor.” İyice sakinleşmiş idim. Benden çıkabilecek en sakin tonda konuşmaya başladım. ” bak Ömer ikimizde ailemiz için sevdiklerimiz için canımız için kendi hayatımızdan fedakarlık ediyor. Buna yakınmıyorum. Bir daha olsa aynı şey hiç tereddütsüz yine yaparım. Fakat her şey bu kadar zorken alev…” cümleyi tamamlayamadım. Daha doğrusu tamamlamak gelmedi içimden. Ömer beni anlamıştı. Oda olabildiği en sakin ses tonu ile konuşuyordu. “Merak etme sana bir zarar vermesine izin vermem. En kısa zamanda bir yolunu bulacağım. Alev kendi kuyusunu kazıyor şuan biraz sabret.”

Müsaade isteyip odaya çıktım. Garip bir şekilde gün çabuk bitmişti. Akşam yemeği saati yaklaşırken ben kapanmak üzere olan gözlerime direniyordum. Sonunda mücadeleyi onlar kazandı ve hiç bozmadığım yatağın üzerinde uyuya kaldım.

Ömer:
Demir ile işleri halledip yemek için Zehrayı çağırmaya çıktım. Kapıyı iki kere tıklayıp ses bekledim. Ama Zehra cevap vermedi. “Giriyorum içeri haberin olsun” diyerek kapıyı açtım. Bütün günün yorgunluğu uykusunu getirmiş anlaşılan. Üzeri açıktı. üşümesin diye odadaki dolapta olan pikeyi alıp üzerine örttüm. Aşağı indim. Zehra’nın olmadığını gören Ayşe endişelendi. “Abi Zehra nerede yoksa…” sözü tamamlamasına izin vermedim. “Olur mu Ayşeciğim. Yorgunluktan uyuya kalmış. Dinlensin diye rahatsız etmedim. Gece uyanırsa bir şey atıştırır.” Bunları duyunca birden rahatladı ve o kocaman gülümsemesini yüzüne yerleştirdi. Senin için Ayşe her şey senin için. ..

Gece olmuş herkes yatmıştı. Susadım fakat komodin de duran su bitmişti. Sürahiyi alıp doldurmaya indim. O sırada Zehra ile çarpıştım.az kalsın sürahiyi düşürüyordum.

Zehra:
Uyandığımda saat gece 2 olmuştu. Kıyafet ile uyumuşum. Kalkıp pijamalarımı giydim. Kurt gibi açtım. Sessizce mutfağı indim. kapıda Ömer ile çarpıştım. Elindeki sürahi az kalsın düşüyordu. Son anda tuttum. Oda refleks ile sürahiye elini uzatınca elini elimin üstüne koymuş oldu. Başımı kaldırdığımda bana bakıyordu. Ama öyle sert değil. Naif, minnet duyan bir ifade vardı. Bakışları mı ve elimi çektim. “Acıktın mı? ” dedi içtenlikle. “Yemek sırasında uyuya kalmışım. O yüzden açım evet.” Cümleyi bitirince kapıya yöneldi. “Nereye?” Dedim birden. Durdu bana döndü. “Hediye ablayı çağırıyorum. Bir şeyler hazırlasın sana” beni düşünmesine şaşırmıştım. “Gerek yok. Uyanmasın ben dolaptan bir şeyler bakarım kendime. Sende ister misin?” Bir an düşündü. “Yok. İstemiyorum” diyerek sandalyeye oturdu.

Kendime sandviç hazırlayıp sekize böldüm. Oturup yemeye başladım. “Emin misin aç olmadığına? ” dedim. Karşısında yerken beni izlemesi… rahatsız olmuştum. Bir sandviç i alıp uzattım. “Aç ağzını hayatım kendi ellerim ile yaptım. Yemelisin mutlaka. ” dedim. Çok geçmeden anladı Ayşe’nin bizi kapıdan izlediğini. “Sen yaparsın da ben yemez miyim hayatım. Ellerine sağlık. Bir dilim daha alabilir miyim? ” dedi. O sırada Ayşe girdi. “Benimde canım Çok çekti. O kadar güzel yiyordunuz ki.” Dedi gülerek. Bir tane alıp ağzına attı. “Mmmhh çok güzel olmuş canım bayıldım. Yarın Asya içinde yapar mısın Zehracığım. Çok sever Asya sandviç i.” Ayşe’nin övgüleri beni şımarttı. “Tabi yaparım. Asya istesin yeter ki ben ona her şeyi yaparım. ” “biz istesek yapmazsın yani “dedi şakadan bir sitemle Ömer . Ayşe bu halimize katıla katıla güldü. Sonra diğerlerinin yattığını anımsayıp hemen toparladı kendini.

Ömer:
Rolünü gerçekten çok iyi oynuyor. Üstelik dikkatli de. Umarım bu altı ay çabuk geçer. Kendi kendime konuşmaya başladım. Bu iyi değil. Topla kendini Ömer sen bir Kervancıoğlu sun. Topla kendini.

Zehra:daha oyun başlamadan bitmesini düşünüyorum. Allah’ım sen bana dayanma gücü ver. Kazasız belasız geçer inşallah bu altı ay.

Sabah olmuştu. Kahvaltıya indik erkenden.bugün büyük gündü. Kahvaltıdan sonra Asya beni evin arkasındaki depoya götürdü. “Asya’cığım neden geldik buraya.” Bana muzipçe güldü. “Anneannemin kediye alerjisi var.o yüzden bende burada bir kedi besliyorum. Bak” kedi çok tatlı idi. Fakat biraz daha oyalanırsak iki ayağım birbirine dolanacak. Eğilerek “Asya’cığım hemen hazırlanmamız lazım gidelim mi?” Sevinçle yerinde zıpladı.”gidelim evet.”

Hazırlıkların tamamdı. Birazdan Ömer gelip beni alacaktı. Asya geldi odaya. “Zehra abla kedim de düğüne katıla bilir mi? ” yüzündeki masum ifade varken hayır demek zaten imkansızdı. “Tamam canım. Katılabilir. ” koşarak bana sarıldı. “Yaşasın! ” diye bağırdı sevinçle. Koşarak kediyi almaya gitti.

Ömer:
Hazırlığım tamamdı. Demiri ve misafiri bekliyorduk. Onlarda geldiğinde düğün başlayacaktı. Zehra’nın yanına indim. Bembeyaz gelinliği ile muhteşem olmuştu. Bir an keşke bana söylediği yalanlar olmasaydı diye düşündüm. Ama hemen bu düşünceleri aklımdan sildim. “Hadi gidelim her şey hazır. ”

Zehra:
Ben ne zaman yeni bir şey giysem bana uzun uzun bakıyordu. Ne geçiyordu o sinsi aklından.”Hadi gidelim her şey” hazır dedi. Kabarık gelinliğin ortasından tutup hafif kaldırdım rahat yürümek için. Kapı çaldı. İçeri giren kişi şok geçirmeme neden oldu.

Ne işi vardı burada!

BÖLÜM SONU! 🙂

-Evet, neler hisssettin bakalım!
  • Büyülendim
  • Mutlu Oldum
  • Üzüldüm
  • Sinirlendim
  • Canım sıkıldı
  • Korktum
Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Yazar:

Eklenme Tarihi: 15 Ağustos 2017

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın