AKHILLI OYUN 12. BÖLÜM

yorumsuz
245 Okunma

Zehra hazırlanıp odaya döndüğünde Ömeri kendi kendine gülerken buldu. Odanın içinde gözlerini dolaştırdı ama Akbın yoktu. Peki neye gülüyordu bu adam. Şüphe dolu bakışlarla yanına yaklaşıp ellerini beline koyarak karşısına dikildi. Mimiklerini kullanarak neden güldüğünü işaret etti. Aynı mimiklerle karşılık bulunca konuşmaya başladı.
Zehra: Yine şu hayalet masalını anlatmayacaksın değil mi?
Ömer: Sen haklıhydın yürüyen hayalet olmaz. O gün gördüğüm sadece bir göz yanılgısından ibaret olmalı. Hem hastaneyi aradım anneannem yaşıyor
Zehra: Ya öyle mi… beni kandırmaya çalıştığını itiraf ediyorsun yani
Ömer: ( bir adım yaklaştı ve kafasını eğerek gözlerine baktı) Seni kandıracağımı ummakla hata etmişim
Şaşkınlık bastırıcı bir gülüşle kafasında uçuşan soru işaretlerini toplamaya çalışırcasına bir adım geri gidip arkasını döndü.
Zehra: Ben kül yutmam… Bundan sonra bunu bil ona göre davran
Ömer: Tabiki (diyerek tebessüm etti) Hadi artık çıkalım yeterince geciktik gözlemeler soğuyacak
Zehra: Gözleme derken?
Ömer: Evet çok sevdiğimi duyunca Sevim annem benim için gözleme yapacak
Zehra: Bi dakka ya sen hangi ara konuştun annemle
Ömer: Birşeye ihtiyaç var mı diye aramıştım o da kahvaltıda ne istediğimi sordu sağolsun ne var ki bunda
Zehra kaşlarını çatarak baktı.
Zehra iç ses: Annem bana bile ne istediğimi sormadı. Babaannemi aldığı yetmiyor gibi şimdi de anneme göz dikti. Benimle iyi geçinmek istiyorsan ailemden uzak dur Ömer Efendi. Zira onları paylaşmaktan hiç hoşlanmam
Zehra: Neyse ne! Hadi çıkalım artık
diyerek odadan çıktı. Ömer arkasından bakarken gülümsüyordu. Arkasını dönüp Akbına, yumruk yaptığı elinin baş parmağını kaldırarak başarı işareti yaptı ve arkasından o da odadan çıktı.
……………………………
Mahalleye geldiklerinde kapıyı Sevim açtı. Onları görünce sevinçle sarılmak için kollarını kaldırdığında Zehra da gülümseyerek sarılmak için yaklaştı. Ama Sevim doğrudan Ömere yöneldi ve Zehranın şaşkın bakışları arasında ” hoşgeldin oğlum” diyerek sarıldı. Orada öylece dumur olmuş Zehranın şaşkın bakışları eşliğinde “hadi yavrum kapıda kalma geç içeri” diye sırtını sıvazlayarak eve girip kapıyı kapattı. Kapının önünde kalan Zehra kaşlarını iyice çatıp Ömere daha da bilenirken kapıyı yeniden açan Salim oldu. Tebessüm ederek yaklaştı ve Zehraya sarıldı.
Salim: Anneni biliyorsun kızım zengin damadı oldu diye ağzı kulaklarında. Bu duruma alışana kadar idare et
Zehra: Önemli değil babacım
Salim kızına sıkıca sarılarak içeri girdi ve “damadı buldun kızını unuttun Sevim” diye seslendi. Sevim Ömeri kahvaltı masasına oturtmuş tabağını dolduruyordu. Bunu duyunca kafasını kaldırmadan ” Zehra kim? ” dedi ve hemen arkasından tepki vermesine fırsat vermeden ” şaka kız şaka ” diyerek Zehraya yaklaştı. Ona uzun süreli şaka yapılmayacağı konusunda tecrübeliydi.
Sevim: Unutur muyum hiç hoşgeldin kızım
Sımsıkı sarılıp öptükten sonra göz kırpıp Zehranın kulağına fısıldadı
Sevim: Damada evimizde biraz ilgi gösteriyorum ki o da kendi evinde sana iyi davransın
Zehra: Tabi tabi anlıyorum
Zehra Ömere doğru attığı keskin bakışlar eşliğinde masaya geçerken aniden yine o melun müziiik… “Acayip hayvanlara benziyirsen…” Zehra bıkkınlık ifadesiyle ” Yasemin daha yeni girdim hangi ara yaptın ya” diye düşünerek hızlıca telefonuna yöneldi ama çalan onun telefonu değildi. Hemen sağına soluna baktı. Ve bingooo… Kafasını Yasemine çevirip mutlu bir bakışla göz kırptı. Yumruk yaptığı elinin baş parmağını kaldırarak onaylamadan da edemedi. Biraz olsun keyfi yerine gelmişti. Çünkü bu sefer Yaseminin sulu şakalarının kurbanı Ömerdi. Arkasına yaslanıp keyifle biraz sonra yaşanacakları izlemeye koyuldu.
Salim: Yasemin kızım kapat şu şarkıyı nerden geliyor
Yasemin: Bilmiyorum babacım bizden değil
Sevim: Git bi bak kızım radyo falan açık kaldı galiba misafirimize rezil oluyoruz
Zehra: Dur annecim dur
Diyerek ayağa kalktı ve masanın arkasındaki tezgahta duran telefonu aldı eline ekranı okuyup Ömere uzattı.
Zehra: Demir diye biri arıyor. Bu senin telefonun değil mi
Bu sırada melodi ” beleş yiyip şişirmişsen karnını…” diye çalmaya devam ediyordu. Hiç bir şeyden habersiz önündeki tabağa gömülmüş gözlemeleri mideye indirmekle meşgul olan Ömer şaşkınlıkla kafasını kaldırdı. ” Ama benim telefonum böyle çalmıyordu ki ” diye mırıldanarak “Acayip hayvanlara benziyirsen…” diye devam eden melodiyi insanlara daha fazla eziyet etmesin diye susturmak için hızlıca açtı. “Efendim Demir?” diyerek daha rahat konuşmak için odadan çıktı. Geri döndüğünde herkes garip garip ona bakıyordu. Bir açıklama yapmak için ağzını açtığında Zehra konuşmasına izin vermedi.
Zehra: Senin amacın ne? Böyle bir melodi ile aileme nasıl bir mesaj veriyorsun?
Ömer: Hayır yanlış anladınız bu…
Yasemin: Aşkolsun enişte sana hiç yakıştıramadım
Ömer: Ama ben..
Zehra: Tamam sus sus… Daha fazla küçülme gözümde. Buraya seni zorla getirmedim aileme böyle hakaret etmene gerek yoktu
Ömer: Asla!.. ne hakareti…başkası…
Zehra: Tamam tamam biz anladık anlayacağımızı
Ömer açıklama yapmak için çırpındıkça Zehra susturuyordu.
Salim: Tamam oğlum otur hadi kahvaltını bitir
derken sesi buruk çıkıyordu. Sevim Ömerin yüzüne bile bakmadan tripli bir edayla masadaki tabağı alıp mutfağa gitti. Ömer Salime döndü.
Ömer: Efendim inanın ben yapmadım birisi kötü bir şaka yapmak istedi galiba
Salim Yasemine doğru manidar bir bakış atarken ” Tamam oğlum mutlaka öyledir üzme kendini ” diye Ömeri teselli ediyordu.
Yasemin: Tamam enişte bizim ailemizin geleneksel doğruluk testiyle doğru söyleyip söylemediğini ölçebiliriz.
Salim: Hayır hayır sakın
Ömer: Tamam yapalım… ( Salime dönüp) Merak etmeyin efendim benim saklayacağım bir şey yok
Salim: Onun için demedim oğlum uyma sen bu çatlaklara ne yapacakları belli olmaz… biz sana inanıyoruz
Deyip ben bi namaz kılıyım diyerek kalktı.Zehra Yasemine eğilip “annem de mutfaktan dönmeden hallet” diye fısıldadı. Ardından Ömere muzur bir bakış atıp keyifle izlemeye koyuldu.
Yasemin: Ne dersin enişte var mısın?
Ömer: Ama salim baba dedi ki…
Zehra: Aman bırak Yasemin nerde onda o cesaret
Gaza gelme Ömer dicem de yazarı pek takan yok 😊 Ömer Zehraya manidar bir bakış atıp ” Tamam yapalım ” dedi.
Yasemin: Bak enişte… İki baş parmağın yanyana gelecek şekilde masaya koyacaksın ben de üstüne bardak koyacağım. Derler ki dürüst insanlar düşürmeden bu bardağı alabilirler. Hazır mısın?
“Evet” dedikten sonra uygun şekilde parmaklarını masaya yerleştirdi. Hemen ardından Zehra pis pis sırıtarak yeni doldurduğu çay bardağını Ömerin kocaman açılmış bakışları eşliğinde parmaklarının üstüne yerleştirdi. Sıcak çayın ellerine dökülme tehlikesiyle parmaklarını bir gıdım bile oynatamayan Ömer parmaklarındaki yanık açısıyla güçlükle konuştu.
Ömer: Ama bana bardağın dolu olacağını söylememiştiniz
Zehra: Ne farkeder ki
Ömer: Ama bu sıcak
Zehra: Merak etme buzlu suyunu hazırlıyorum
Diyerek Yasemini de alıp mutfağa gitti.
Ömer: Hayır hayır hayır… Buraya gelin alın şu bardağı elimden
dedi ama onu pek ciddiye alan olmadı. Salimin yanında rezil olmak istemediği için bağırmıyor ve kuyruğu dik tutmaya çalışıyordu ama artık parmaklarının sıcağa dayanacak gücü kalmamıştı. Parmaklarını hafifçe kaldırarak kurtulmaya çalıştı ama olmadı. Sesini kontrol ederek zehrayı çağırmaya çalıştı ama sesinin titremesine engel olamadı. ” Zehraaaa… Zehra…. Zehraaaa ” birkaç kez denemesine rağmen sesini duyan olmadı. Bardakla birlikte yavaşça elini kaldırıp bir çırpıda kenara atmayı deneyecekti ki Sevim geldi. Ömeri o halde çay kapanına kapanmış görünce panikle gidip bardağı çekti.
Sevim: Ah oğlum kaya işkencesi mi uyguladılar sana
Ömer: Burda durup sohbetinize katılmak isterdim ama acilen lavaboya gitmeliyim
Diyerek banyoya koştu ve ellerini çeşmenin altına tuttu. Ömerin yanlışlıkla açtığı sıcak suya gösterdiği tepkiyi saymazsak uzun süre banyodan ses çıkmadı.
Sevim: Kızım bak bi kocana bayıldı kaldı mı içerde niye çıkmadı
Zehra: Merak etme kötüye bişey olmaz anne
Bunun üzerine Salim kalktı ve banyonun kapısını tıkladı.
Salim: Oğlum iyi misin?
Ömer:…….
Salim: Bak merak ediyoruz ses ver yoksa kapıyı kıracağım derken kapı açıldı ve iki baş parmağına tuvalet kağıdından yaptığı kocaman sargıyla çıktı.
Salim: iyi misin oğlum
Ömer: iyiyim ufak bir yanık önemli birşey yok
Kikirdeyen Zehra ve Yasemine bi kendinize gelin bakışı atan Salim Ömerin koluna girip kanepeye oturttu.
Salim: Böyle olmaz bi açıp bakalım belki ciddi bişeydir
Dedi ve Ömerin itirazlarına rağmen hızla saygıyı çözdü.
Salim: Fena yanmış ben bi yanık kremi getiriyim diyerek kalktığında Zehra gelip yanına oturdu. Yanık parmağına baktı ve üzüldüğünü belli etmeyerek “bu yazı ne bakıyım” diye elini tuttu. ” Top yazıyor” dedi kikirdeyerek ve hemen diğer eline baktı. ” bunda da rak yazıyo ne demek ki ” diye söylenirken aklına birşey gelmiş gibi parmaklarını şıklattı ve Ömerin iki yanık parmağını yeniden yanyana getirip okudu “toprak”. Ardından mutfaktaki annesine seslendi.
– Anne yaaa kaç senelik bu bardaklar? Toprak marka bardak mı kaldı. Beni rezil ettin bu hanım evladına 😀

-Evet, neler hisssettin bakalım!
  • Büyülendim
  • Mutlu Oldum
  • Üzüldüm
  • Sinirlendim
  • Canım sıkıldı
  • Korktum
Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Yazar:
Etiketler: ,
Eklenme Tarihi: 8 Ağustos 2017

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın