AKHILLI OYUN 11. BÖLÜM

yorumsuz
215 Okunma

Ömer, hafifçe gözünü araladığında gözlerini tekrar kapatıp açmak zorunda kaldı. Büyüyen gözbebekleriyle gülümseyerek baktı ve;
-Anneanneeee!…
Zehra Akbına şaşkın bir ifadeyle baktıktan sonra “ama bu nasıl olur” diye fısıldadı. Akbın bilmiyorum anlamında omuzlarını kaldırarak dudağını büzdü.
Ömer: Anneanne sen ne zaman iyileştin?
Zehra inkar yoluyla durumu toparlamaya çalıştı.
Zehra: Ne anneannesi Ömer? Kafanı biraz sert çarptın galiba hayal görmeye başladın.
Ömer: Hayal görmüyorum. Bak karşında oturuyor.
Zehra kafasını kaldırıp Akbına baktı. Sonra tekrar Ömere çevirdi kafasını.
Zehra: Ama ben bişey görmüyorum.
Ömer panikle yattığı yerden doğruldu.
Ömer: Nasıl görmüyorsun burda ya işte.
Diye Akbının omzuna dokunmaya çalıştı ama eli vücudunun içinden geçince paniği iyice arttı. Gözlerini kocaman açıp kendini geriye attı.
Ömer: Eşhedüenlaaaaailahe…. Se-seeeen hayaletsin… Yani yani anneannem öldü mü?
Zehra artık içinde bulundukları durumdan kaçamayacağını anlayınca muzurluk damarlarının çatlamasına engel olamadı.
Zehra: Neler söylüyorsun Ömer burda benim göremediğim bir hayalet mi var. Ama ben hayaletten çok korkarım
diyerek Ömerin arkasına saklandı sinsice gülerek.
Akbın: Çekil şurdan fırsatçı muşmula. ( kolundan tutup çekti) Çocuğu iyice panikletme.
Akbının Zehrayı hedef aldığını gören Ömer, önüne geçip kollarını açtı.
Ömer: Sen iyi bir hayalet misin yoksa kötü mü bilmiyorum ama karıma dokunmana izin veremem
Zehra ” karım mı dedi o!” diye kikirdedi ve kahramanına hayran hayran baktı gözlerinden kalpler fışkırtarak. Ama bu eğlence fırsatını kaçıramazdı. Hemen Ömere arkadan sarıldı.
Zehra: Ömer ben korkuyorum neydi beni öyle arkandan çeken şey?
Akbın: Kız eşşek sıpası korkudan ağzın çekilsin de konuşama inşallah.
Zehra hemen korkuyla ağzını tuttu. Tamam yerindeydi ve normaldi. O zaman oyuna devam 😊
Akbın: Paşam sen ona inanma o da görüyo beni
Ömer: Ne diyosun anlamıyorum. Görüntü var ses yok
Zehra : Nasıl yani duymuyor musun ne dediğini?
Ömer : Hayır sinirli sinirli birşeyler anlatıyo ama anlamıyorum
Zehra iç ses : Ahan da ses yokmuş. Şans benden yana. Bu durumu istediğim gibi kullanabilirim kıh kıh kıh. Hep ben mi rezil olacağım sıra sende Ömer Efendi
Zehra: Sinirli mi dedin sen? Çok korkuyorum Ömeeer ( Akbıne doğru muzur bir gülüş atarak iyice Ömerin arkasına saklandı)
Ömer: Korkma ben burdayım
Akbın: Kız pis pis sırıtma bak… O aklından geçenleri alır bir torbaya doldurur balyoz gibi kafana indiririm senin
Zehra: Ömer bişeyler yap çok çok çok korkuyorum ( Ömere iyice sırnaşırken çaktırmadan Akbına sırıtmaya devam etti)
Ömer: Ne yapabilirim daha önce hiç hayalet kovmadım ki
Zehra: Elektrikli süpürgeye mi çeksek acaba!
Ömer: İşe yarar mı ki?
Akbın sinirli bir şekilde Zehranın üstüne yürüdü “ o elektik süpürgesini kafanda parçalarım senin” diyerek. Ömer yine kollarını açarak önüne geçti “hey hey heeey karımdan uzak dur” diyerek.
Zehra içinden “ay yine karım dedi” diye geçirirken ağzının kulaklarına fazlaca yaklaştığının farkında değildi. O şapşallıkla dirseğini Ömerin omzuna koymaya çalışırken kolu kayınca sendeledi ve düşmemek için iki eliyle Ömerin kolundan tutmak zorunda kaldı.
Akbın: Hey Allahım yaaa… Ben gidiyorum ufaklık bulur bu işin bi çaresini. Sen devam et sırnaşmaya fırsatçı muşmula
Zehra arkasından gıcık gıcık el sallarken Ömerin aniden dönmesiyle hızlıca elini saçlarına götürüp kurcaladı
Ömer: Gitti gitti merak etme rahatla artık stresten saçınla oynamayı bırak
Zehra: Gitti mi? nasıl gitti?
Ömer: Yürüyerek gitti işte şurdan
Zehra: Yürüdü mü? Dalga mı geçiyorsun uçması gerekirdi hiç yürüyen hayalet gördün mü?
Ömer: Ben uçan hayalet de görmedim daha önce
Zehra: Garip olan da o zaten. İlk defa hayalet görüyorsun. Üstelik yürüyen bir hayalet ve tesadüfe bak ki bu benim yanında olduğum zamana denk geliyor
Ömer: Ne demek istiyorsun?
Zehra: (iki elini beline koydu) Şunu demek istiyorum. Sen tüm bunları sana sarılmam için uydurdun. Görüntü var ses yok dediğinde şüphelenmem gerekiyordu
Diyerek arkasını dönüp kollarını bağladı. Kafasından geçen felfecirleri okur gibi gözlerini yuvasında dört döndürürken çaktırmadan da Ömerin tepkisini anlamaya çalışıyordu.
Ömer: Ne saçmalıyorsun sen. Ben hiçbir şey uydurmadım
Zehra Ömere biraz daha yaklaşarak göz hizasına gelmek için kafasını kaldırdı;
Zehra: Uydurdun
Ömer: Uydurmadım ( o da Zehraya yaklaştı)
Zehra: Uydurdun
Ömer: Uydurmadım
.
.
.
Her kelimede biraz daha yakınlaştıklarının farkına vardıklarında artık çok geçti. Hormonlar çoktan devreye girmişti. Gözgöze gelip, nefesler sıklaşarak, kalp atışları hızlandığında çalan telefonla birbirlerinden uzaklaştılar. Arayan Zehranın annesiydi.
Zehra: Efendim annecim
derken sesinin kendini ele vermesinden çekiniyor bir yandan da kızaran yanaklarını tutuyordu telefonun diğer ucundan göremeyeceğini bile bile…
Sevim: Kızım neden bizi merakta bırakıyorsun iki gündür hiç aramadın
Zehra: Fırsat olmadı annecim
Sevim: Aşkolsun kızım insan ailesine fırsat bulmaz mı? Neyse nasılsın bakalım? Kocan iyi davranıyor mu sana
Zehra: Evet annecim çok güzel davranıyor (utanarak gözucuyla Ömere baktı) Annecim ben yarın kahvaltıya gelirim uzun uzun konuşuruz tamam mı? Şimdi kapatmalıyım
Sevim: Tamam kızım hadi selam söyle damada
Zehra: Aleyküm selam…
Telefonu kapatırken gözucuyla Ömere bakarak ” selamı var” dedi belli belirsiz. Ömer de ” aleyküm selam” diye ağzında geveledi. Fazla sıcak basmış olduğu yerde duramaz olmuştu. Odadan çıkmak için gerekli bir mazeret düşündü ve ilk gelenleri alelacele sıraladı.
Ömer: Ayşe okuldan gelmiştir. Nihat kahveleri yapmadan Asyaya haber veriyim. Belki Ökkeşle oyun oynarız
Deyip çıktığında isimleri karıştırarak çok fazla saçmaladığını farkedip kafasına vurdu. ” Sakin ol Ömer çok belli ediyorsun. Azıcık etkilenmiş olabilirsin ama bu aşk değil.Aşk diye birşey yok. Bu duyguların kontrolü benim beynimde istersem engel olabilirim ” diye söylenerek bahçeye çıktı. Derin derin nefes alarak temiz havayı ciğerlerine doldurdu. Kafasını toparlayıp kendine gelmesi için bahçede birkaç tur atması gerekti.
………………………….
Zehra odanın içinde hızlı hızlı dolanırken ” Hadi ama Zehra sen böyle basit şeylerden etkilenecek bir kız değilsin. Şimdi yatıp uyuyacak sabah olduğunda gırgırına kaldığın yerden devam edeceksin. Sen aşk kızı değilsin istesen de olamazsın” diye söyleniyordu. Ömerin ayak seslerini duyduğunda kendini yatağa atıp örtüyü kafasına kadar çekti. Uyuyor numarası her türlü zor durumdan kurtarabilirdi onu. Ömer odaya girdiğinde yatağa doğru baktı. ” Uyumak için çok erken ama ” diye söylendi . Ardından iki gündür yorgun ve uykusuz olduğunu düşününce normal karşıladı. Kendisi de pek iyi sayılmazdı. Bir örtü alıp kanepeye uzandı. Zehranın olduğu yöne dönüp ona doğru bakarak “iyi geceler” deyip gözlerini kapattı.
…………………………..
Yüzüne çarpan su ile kısa süreli bir nefes sıkıntısı yaşayarak uyandığında
Zehra: Ya babanne ya insan böyle uyandırılır mı?
Akbın: Evet insan uyandırılmaz ama sen insan değilsin…Sen keçisin…Sen şeytansın…Sen fırsatçı muşmulasın
Zehra: Aman be babanne azıcık eğlenmemizin kime ne zararı var
Akbın : Bi de soruyor musun? Dağ gibi çocuğu şaşıfelek çıkmazında şıkışmışa çevirdin daha ne zararından bahsediyorsun
Zehra: Kötüye bişey olmaz…Bu yaşadıklarım biraz da onun yüzünden
Akbın: Saçmalamaaaaaa…. Paşamın bi kabahati yok. Hem şimdi onu bırak da beni dinle…Ömerin beni görmesini ufaklık sağlamış ama bir yanlış hesaptan dolayı ses sisteminde bi sıkıntı olmuş çok yakında düzelecek ve bu yaptıklarını fitil fitil burnundan getireceğim paşamla haberin olsun
Zehra: Hıhı Hıhı görürsem söylerim…Peki dün Ömer sana neden dokunamadı? Oysa ben istediğim zaman dokunabiliyorum
Akbın: Yanlışın var ben istediğim zaman sen bana dokunabiliyorsun. Benim konsantrasyonumla ilgili…
Zehra: Bak sen neler de bilirmiş benim babaannem. Hadi bunları da hissetme de görelim
diyerek gıdıklamaya başladı. Boş bulunup konsatresi bozulan Akbın yere düştüğü gibi kahkaha atmaya başladı. Bir yandan da ” yapma eşek sıpası…Ben senin biiiiiiiiiiiippppppp ” diyr söylendi nefesi yettiği kadarıyla… Boğuşmaktan yorgun düşünce bıraktı.
Zehra: Neyse ben hazırlanıp çıkıyorum.Mahalleye gideceğim bugün kahvaltımı anne babamla yapacağım
Akbın: Tek başına mı?
Zehra: Eveeet
Akbın: Kız sen beni çıldırtacak mısın
Zehra: Aman babanne biz gerçek evli sayılmayız ki neden götürüyüm babamın evine. hem oralar açmaz bizim hanım evladını
Derken Ömer odaya girdi.
Ömer: Daha hazır değil misin? Hadi geç kalıyoruz
Zehra: Nereye?
Ömer: Unuttun mu? Bugün annene kahvaltı için söz vermiştin
Zehra: Evet ama…
Akbının kızgın bakışlarıyla karşılaşınca cümlesini tamamlayamadı. ” Tamam beş dakikaya hazır olurum” deyip giyinme odasına geçerken Ömer Akbına doğru göz kırptı.

-Evet, neler hisssettin bakalım!
  • Büyülendim
  • Mutlu Oldum
  • Üzüldüm
  • Sinirlendim
  • Canım sıkıldı
  • Korktum
Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Yazar:
Etiketler:
Eklenme Tarihi: 7 Ağustos 2017

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın