AKHILLI OYUN 7. BÖLÜM

yorumsuz
210 Okunma

Düğün gecesinin sabahında Ömerin öpücükleriyle uyanma hayali kurarken, suratına yediği tekme ile uyanmak, Zehrada kısa süreli bir hafıza kaybına neden oldu. “Ne oldu bana? Nerdeyim?” sorularıyla savaşan beyni, elinin de yardımıyla hafif bir silkelenme ile kendine geldiğinde darbenin geldiği yöne baktı. Burnunun dibindeki ayağın sahibini öğrenmek için pikeyi kaldırdığında ters yönde horuldayarak yatan AkBıN yi gördü. “Ama ben hiç böyle hayal etmemiştim” dedi iç çekerek. Yataktan doğrularak seslendi;
Zehra: Ak Bıyıklı Nineeeee….
AkBıN: Bana babanne diceksin eşşek sıpası. Sadece ruh arkadaşlarım Ak Bıyıklı Nine derler bana
Zehra: Sahi neden bu ismi verdiler sana? Nasıl hemen kabul ettin?
AkBıN: Aslında başlarda pek hoşuma gittiği söylenemez. Ardından Ufaklığın gösterdiği aynada kendimi görünce şaşkınlıkla kabullenmek zorunda kaldım acı gerçeği. Yıllardır yattığım yerde hareket eden tek şeyi ruhum zannediyordum ama meğer bıyıklarım da uzamaya devam ediyormuş. E tabi komadaki bir hastanın ak bıyıkları hiç bir hasta bakıcının umrunda değildi.
Zehra: Hemen bir ağda alıp hastaneye gidebilirim istersen ( sırıtarak)
AkBıN: Sakın!.. Ruhumu alabilirsin ama bıyıklarımı asla…Ben onlarla bütünleştim artık…O benim imajım… O benim adım, sanım, herşeyim…
Zehra: Uslu bir Nine olursan onların seninle kalmasına izin veririm ( sırıttı) Ama canımı sıkarsan cımbızla tek tek yolarım haberin olsun.
AkBıN: Bak şu küçük muşmulaya. Tam annenin kızı olduğunu gösterdin. Anasının hapşırığında boğulasıca…
Kapıyı tıklayarak içeri giren Hediye, kahvaltının hazır olduğunu söylerken “Ömer Bey yok mu?” diye sordu. Zehra aklına gelen muzurlukla yüzünü düşürdü. Ağlamaklı bir ses tonu takınarak;
Zehra: Sorma ablacım. Ömer beni ilk geceden yalnız bırakıp gitti.
Hediye: Nereye?
Zehra: Bilmem…Nereye gittiğini sormak ne haddime ( Gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı)
Hediye: Mutlaka bi açıklaması vardır. Acil bir işi çıkmıştır. Sen bunu bilerek mi yaptı sandın?
Zehra: Ah ablacım ahhh ne sen sor ne ben söyleyim ayaklarına kapandım yalvardım. Nolur beni bu yabancı odada yalnız bırakma ben gerekirse banyoda bile yatarım dedim ama beni dinlemedi. (gözlerini siliyor gibi yaptı) Söyle ablacım söyle hangi genç kız böyle bir hakareti hakeder. Neymiş efendim ben varoş bir kızmışım. Bırak beni sevmeyi benimle aynı odada kalmaya bile tahammül edemezmiş.
Hediye: Aaaa Ömer Bey oğlum nasıl böyle bir şey yapar. Bir yanlış anlama olmalı
AkBıN: Seni babannesi kılıklı cadı seniiii kıh kıh kıh… Bunları kimseye anlatma diye de tehdit etti de…
( kıkır kıkır gülüyordu)
Zehra: Ne yanlış anlaması…Üstelik bunları sana anlattığımı duyarsa beni bahçedeki köpek kulübesinde yatırır kimseye anlatma diye tehdit etti
Hediye: İyi de bizim bahçede köpek kulübesi yok ki!
Zehra: Yok mu! ( ponçik ponçik gözlerini kaçırıp bir süre ne diyeceğini düşündü) O daha kötü ya ablacım kulübe bahçede bile değilmiş. Kim bilir hani kör itin öldüğü yerlere atacak beni
Hediye: Vah bahtsız kızım vaaah ( Zehranın kolunu tutarak destek oldu)
Ömer: Hediye Abla kahvaltı hazır mı? Ben de Zehrayı uyandırmaya kıyamadım yürüyüş yapmaya çıkmıştım.
Hediye arkasından seslenen Ömere döndü imalı bir şekilde kafasını salladı ve Ömere dik dik bakarak;
Hediye: Evet hazır…Sen şimdi aynı masaya da oturmazsın. Ama şunu bil varoşların sevdaları gerçek olur çıkarsız…
Ömer: Ne?
Hediye: Anladın sen onu…
Diyerek Ömerin omzuna çarpıp salona dönerken Ömer şaşkın ve boş bakışlarla arkasından baktı. Zehra bu sırada arkasını dönmüş muzurca gülüyordu. Ömer ona döndüğünde güldüğünü gördü ama bir şey sormaya çekindi. Akşamki hareketleri aklından çıkmıyordu. Tedirgindi. Acaba o acayiplikleri devam ediyormuydu. AkBıN “ Neyse ben bizim çocukların yanına gidiyorum” deyip çıktı. Zehra bu sefer daha dikkatliydi. Mümkün olduğunca Ömerin yanında AkBıN i hissettirmeyecekti. Sadece göz kırpıp kafasını salladı babannesine. Ama bunda da Ömere yakalandı. Ömer Zehranın tatlılığına hayran hayran bakıp aynı şekilde göz kırptı ve kafa salladı gülümseyerek. Zehra bu manzara karşısında “yine üstüne alındı bizim uşak” diye düşünerek kıkırdadı. Bu gülümsemeden cesaret alıp konuşmaya başladı;
Ömer: Günaydın…
Zehra: Günaydın
Ömer: Dinlenebildin mi dün akşam biraz yorgundun galiba
Zehra dün akşamı düşünüp tekrar gülümsedi. Ömer Zehranın güldüğü zaman ne kadar güzel göründüğünü düşündü. İstemsizce o da güldü.
Zehra: Dün akşamı hiç yaşanmamış sayabilir miyiz?
Ömer: İnan bu benim en çok istediğim şey. Umarım bir daha da yaşanmaz.
Zehra: Peki o zaman hadi kahvaltıya inelim kurt gibi acıktım
Diyerek kapıya yöneldi.
Ömer: Zehra… Aşağı bu şekilde mi ineceksin ( elini hafifçe aşağı yukarı sallayarak kıyafetini gösterdi)
Zehra eğilip kıyafetine baktığında başından adeta kaynar sular döküldü. Yüzünün kıpkırmızı olduğunu hissetti. Hangi ara giymişti babannesinin çiçekli basma kısa donunu! Yavaşça kafasını kaldırıp Ömere baktı. Muzurca gülme sırası Ömere gelmişti. Zehra hızlı hızlı konuştu.
Zehra: Aslında bu don benim değil. Benim tarzım değil bi kere. Varoş olabilirim ama bu iğrenç şeyi asla giymem. Benim üstüme nasıl geldi bilmiyorum. Kesin AkBıN ın işi. Evet evet gece uyurken o giydirmiştir kesin
Ömerin tebessüm eden dudakları aniden düzleşti. “ Eyvaahhhh yine başladı kaç Ömer kaç “ diye düşünerek “Hadi aşağıda görüşürüz deyip” koşar adımlarla salona geçti. “Off Zehra yaaa yine aptal gibi göründün” diye söylenerek annesinin düğünden sonra getirdiği çantadan kıyafetlerini alıp giyinme odasına geçti.
……………………………
Zehra: Günaydın… Afiyet olsun
Alev: Gün sen olmasaydın aydın olacaktı
Müzeyyen: Günaydın canım
Ayşe: Günaydın Zehracım gel otur biz de yeni başlıyorduk. Abicim neden çiçeği burnunda karını almadan indin aşağı
Hediye: Karizması sarsılır beyimizin
Kafasını hafifçe geriye eğen Hediye Ömerin yüzüne bakmadan dik bir şekilde mutfağa ilerledi. Ayşe ne olduğunu anmak için Ömere baktı. Ama o da bilmiyorum der gibi ellerini iki yana açıp omuzlarını kaldırdı.
Zehra: Ben istedim Ayşecim sabah biraz zor uyanıyorum da sen bekleme in dedim
Ömer: Sadece zor uyansa iyi zor da uyuyor
Ayşe, Nihat ve Müzeyyen birbirine bakıp kikirdedi. Bunu gören Ömer “Yanlış anladınız onu demek istemedim” demeye çalıştı ama sonra vazgeçti çırpındıkça batan bir pozisyona düşmek istemedi.
Zehra: Evet biraz uyku sorunum var. Uyku vakitlerinde adeta ruhum bedenimden ayrılıyor. Bir yatakta ruhla ayaklı başlı yatmış gibi oluyorum.
Aile efradı yine şaşkın şaşkın önce birbirlerine, ardından Ömere baktılar hep bir ağızdan“ruhla ayaklı başlı yatmak derken?” diye sordular. Ömer cevap bekleyen bakışlarla karşılaşınca aniden;
Ömer: O ruh ben değilim
Cevap bekleyen bakışlar iyice büyüyünce toparlamaya çalıştı.
Ömer: Yani benim de ben ruh değilim…Yani ruh gibi değilim…Yani…
Zehra açıklama yapmak için çırpınan Ömerin sözünü kesti
Zehra: Merak etmeyin. Biraz bitki çayı içersem kendime gelirim ( kaçamak bakışlarını Ömere çevirdiğinde sinirli bakışlarıyla karşılaştı)
Müzeyyen: Nazan hemen yapsın sana Zehracım
Zehra: Teşekkür ederim ben kahvaltıdan sonra kendim hazırlarım. Özel tariflerim var.
Müzeyyen: Öyle mi biz de denemek isteriz
Ömer: Olmaaz
Herkes şaşkın şakın Ömere bakarken “İlk günden karısını yormaya da kıyamazmış” diye gülüştüler
Ömer iç ses: Ailemi bu ne yedüğü belirsizin zararlarından nasıl koruyacağım. Bitki çayına koydukları için bu hale gelmiş olabilir. Bir aileye bir tane çatlak yeter daha fazlasına katlanamam
Zehra Alevin kıskanç bakışları eşliğinde Ömerin elini tuttu gözlerinin içine bakarak gülümsedi. Tabi Ömerin eriyen yağları herşeyi unutturdu.
Zehra: Hayatım daha 24 saat bile olmadı beni tanıyalı biliyorum ama çok güzel çay yaparım merak etme
Zehra çay yapmak için mutfağa kalkarken Ömer de aile üyelerinin kikirdemeleri arasında “ben de yardım ediyim” diyerek peşinden gitti. Onlara da malzeme çıktı tam oldu. Alev de ben de yardım ediyim diye kalkarken Müzeyyen kolundan tutup oturdu. Zehra mutfak dolabındaki kuru bitki kavanozlarını tezaha çıkardı. Tek tek açıp kokladı. Kokladıklarından işine yarayanları kenara ayırırken Ömer tekrar kokluyordu şüpheli şüpheli. Zehra çaktırmadan Ömere bir bakış attı her halinden tedirginliği belli oluyordu. Yine bi muzurluk düşündü ama yapmamak için kendini zor zapteddi.
Zehra: Bana güvenmiyorsun, aileni zehirleyeceğimi düşünüyorsun
Ömer:Dün akşam ve sabah olanları düşünürsek aklıma başka bişey gelmiyo
Zehra bu sefer içindeki muzura engel olamadı. Ömere iyice yaklaşıp ayaklarının üstünde hafifçe yükselerek gözlerine baktı ve elindeki kavonuzu derin bir nefesle kokladıktan sonra
Zehra: Aaaaa aşkolsun hani unutacaktık dün geceyi (diye sırnaştı)
Ömer adeta Zehranın çektiği nefesi kendi içinde hapsedip vermeyi unutarak Zehranın gözlerine bakmaya devam etti. Kalp atışları hızlanırken kendine hakim olmaya çalışıyordu. İstemsizce Zehraya doğru eğilmeye başladığı sırada Zehra bir adım geri atıp kahkahayı bastı. Ömer tuttuğu nefesi bırakarak;
Ömer: Bak hep böyle yapıyorsun sonra da sana güvenmemi bekliyorsun
Zehra: Korkma beeee… Ben adam yemem
Bu alaycı konuşmaya sinirlen Ömer, diğer kavanozları almak için dolaba doğru uzanan Zehranın arkasından yaklaşıp belinden sıkıca kavrayıp kendine doğru çekti ve Zehranın şakınlığını atlatmasına fırsat vermeden arkadan kulağına eğilip fısıldadı;
-Belki ben yerim ama…

-Evet, neler hisssettin bakalım!
  • Büyülendim
  • Mutlu Oldum
  • Üzüldüm
  • Sinirlendim
  • Canım sıkıldı
  • Korktum
Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Yazar:
Etiketler: , ,
Eklenme Tarihi: 3 Ağustos 2017

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın