AKHILLI OYUN 5. BÖLÜM

yorumsuz
272 Okunma

AKHILLI OYUN
5. BÖLÜM

Memur: Zehra Kaya Zehra Kayaaaaa hah tamam buldum. Bugün Senin de nikanın var evet. Ama damadın ismi Ömer Kervancıoğlu
Zehra: Ömer Kervancıoğlu da kim?
-BENİM
Gözler sesin geldiği yöne bakarken Ömer koşarcasına nikah masasına yaklaştı. Zehra Kaya’nın kim olduğunu gördükten sonraki sevincini gizlemeye çalışmadı. Zehranın da aklı karışmıştı ama son anda gelen bu mucize karşısında şaşkınlığını gizleyemedi. Ömeri tanıdığı anda gözlerini kocaman açıp ağzından kaçırdığı “OOHAAAA!..” sözü ile tüm gözler “vuuuu” ünlemi ile Ömerden Zehraya döndü. O anda herkesin ona baktığını farkeden Zehra kızaran yüzünü elleriyle kapatmak zorunda kaldı “ne dedim ben” diyerek.
Ömer bu sesin o güzel kızdan çıktığına başta inanamasa da biraz sonra argo bir kelimenin bile o minnoş dudaklara nasıl bu derece yakıştığını düşündü. Yavaşça Zehraya yaklaşıp ellerini yüzünden çekerek göz hizasına kadar eğildi ve “yine karşılaştık” dedi gülümseyerek. Zehra gözlerini açınca yeniden o büyüleyici bakışlarla karşılaşmaktan pek şikayetçi gibi görünmüyordu.
Yener: Hop hooop noluyo olum çekil şurdan
Diyerek Ömeri Zehranın karşısından çekti. Yenerin bu tepkisi ile kendine gelen Ömer ve Zehra ona bakarak ayağa kalktı.
Salim: Neler oluyo oğlum sen de kimsin?
Ömer: Bakın belki anlatacaklarım size saçma gelecek ama bir şekilde sizin düğün evrakları ile benim evraklarım karışmış ve kayıtta benim evleneceğim kişi Zehra Kaya olarak görülüyor. Bu yanlışlığın düzeltilmesi ise en az iki gün sürer. Oysa benim bugün mutlaka evlenmem lazım efendim. Bu yüzden Allahın emri peyamberin kavli ile kızınızla evlenmek istiyorum.
Çekirdekçi kalabalıktan yine güçlü bir “aaaaaaaaa” sesi yükselirken herkes şaşkınlıkla bir birine bakıyordu.
Salim: Olur mu öyle saçmalık oğlum biz seni tanımıyoruz bile nasıl verelim kızımızı sana
Ömer: Ben Ömer Kervancıoğlu. Kervancıoğlu Holdingin sahibiyim. Buraya çok da uzak olmayan bir konakta kızkardeşim, ailesi ve annemle yaşıyorum.
Sevim: Beeeey! Zenginmiş verelim bence ( diyerek koluyla Salimi dürttü)
Salim Sevime ters bir bakış attıktan sonra;
Salim: Oğlum böyle ayak üstü tanışma olur mu? Ne bu acele?
Ömer: E oturalım o zaman
Salim: Onu demek istemedim
Derken Ömer sözünü kesti
Ömer: Lütfen efendim biliyorum içinde bulunduğumuz durum gerçekten çok saçma ama bu benim için çok önemli sizi temin ederim pişman olmayacaksınız kızınıza çok iyi bakacağım. Benim bugün mutlaka evlenmem lazım
Zehra: Benim de
Salim: Neler söylüyorsun kızım?
Zehra: Babacım nolur sebebini sorma ama benim de bugün mutlaka evlenmem gerek
Yener: İdare et çiçaam ben bu karışıklığı düzeltirim bir iki güne
Zehra: Olmaz Yener üzgünüm…Herşeyi idare ederim ama bunu edemem. Bu durumda ben seninle evlenemem. (Ömere döner) Garip bir teklif olsa da teklifini kabul ediyorum hadi evlenelim
Ömer bu cevabı bekliyormuşçasına sevinçle Zehranın elinden tutar ve
Ömer: Özel şoför gönderip aileni aldırırım. Şimdi bizim nikah memuruna yetişmemiz lazım
Diyerek davetlilerin “vuuuu” seslerı arasında koşarak salondan çıktılar. Arkalarında şaşkınlıktan ne diyeceğini bilemeyerek kalakalan yakınlarını bıraktılar.
Sevim: Duydun mu Salim şoförü de varmış özel mi özel… Bizi aldıracakmış ( gözlerinde Türk Lirası işareti ile gülümsedi)
Salim: Sana ne diyeceğimi bilmiyorum Sevim ( bunu söylerken başını iki yana sallıyordu)
Yasemin: Ayyyy ne kadar cesur bir adam…Sadece gözü kara değil çok da yakışıklı…Hatta çok kuğul… (İki elini çenesinin altında birleştirmiş gözlerinden kalp fışkırtarak konuşuyordu)
Yener: Gitti… Yav bari Alev kim onu söyleyip öyle gitseydiniz
………………………………….
Olayın etkisinden henüz çıkamamış Konağın kapısından elele tutuşmuş girerken başına gelebilecekleri az çok tahmin edebiliyordu.Onlar kapıda görünür görünmez Alev ağlamaktan makyajı aktığı için mosmor olmuş gözleriyle kin dolu bir bakışlarla yanlarına yaklaştı. Zehrayı baştan aşağı süzüp;
Alev: Bu varoş gülü için beni nikah masasında bırakıp gittiğine inanamıyorum Ömer
Ömer: Alev üzgünüm ama başka çarem yoktu
Alev: Saçma sapan bir vasiyet için bunu bana yapamazsın
Ömer: Alev kendine gel kimse annemin hatırası hakkında bu şekilde konuşamaz
Zehra neler olduğunu anlamaya çalışırken bir yandan da Alev için üzülüyordu. Onun yerinde olmak istemezdi. Acaba Ömeri bugün evlenmeye mecbur bırakan şey bahsettikleri vasiyet miydi. O vasiyet de AkBıN ın başının altından çıktıysa hiç şaşırmam diye düşündü.
Alev çaresiz teyzesinin yanına gitti.
Alev: Teyze birşey yap. Ömerin beni bi paçavra gibi fırlatıp atmasına izin veremezsin
Müzeyyen: Ben ne yapabilirim ki Alev…Hayat onun hayatı sonuçta
Alev: Peki ya benim hayatım!… Ya benim hayallerim!
Nikah Memuru: Amma acıtason yaptın be kızım. Ne var bunda bu kadar abartacak. Ömer gider Yener gelir. Hadi hadi geçin masaya kıyayım şu nikahı işim gücüm var benim
Alev: Yener kim be?
Herkes nikah için yerini aldığında ;
-Durun bu nikah kıyılamaz
Ömer: Yine mi ya bu sefer noldu?
Zehra: Annemle babam gelmedi nolacak
Sevim: Geldik kızım geldik başlayın siz ( Yeni gelmiş hızlı adımlarla salona giriyorlardı)
Nikah Memuru: Başka itiraz yoksa nikaha başlıyorum
-Durun bu nikah kıyılamaz. Çünkü siz kardeşsiniz
Bu sefer ses Alevden geliyordu. Tüm sinirli gözler ona çevrildiğinde “tamam ya sadece şansımı denedim” dedi oturduğu sandalyeye iyice gömülerek.
Nikah Memuru: Şirin şey seniiiii…. (bu esnada dişlerini sıkıyordu) Şu andan itibaren çıt çıkaranı fururum. Evet fazlaca oyalandık zaten sadede geliyorum. Siz Zehra Kaya 5 çocuklu Ömer Kervancıoğlu ile evlenmeyi kabul ediyor musunuz?
Zehra: Neeeeyyy!..
Nikah Memuru: Ah pardon yanlış söylemişim. Kayıtlarımıza göre 5 çocuklu olan Zehra Kayaymış
Ömer: Hadi memur bey hadi yemişim senin esprini kıy artık şu nikahı
Nikah Memuru: Ne var ya ortamı yumuşatmak için bi şaka yapalım dedik
Ömer: Belediyenin size verdiği yetkilerin dışına çıkmayın rica ederim
Sinirler iyice gerilmiş, espri kaldıracak hali kalmamıştır insanların. Acele acele prosedürlere uygun şekilde evetler alındıktan sonra imza için önce defteri Zehraya uzatan memur, tam imza atacakken dondurmacı edasıyla döndürüp geri çekerek Ömere uzattığında pis pis sırıtıyordu. Ömerin sinirli bakışları arasında defteri geri Zehraya uzatan memur, cebinden çıkardığı kalemi de uzattı. İmzayı atarken arkasından mürekkep fışkırtan şaka kalemi ile yüzü gözü boya içinde kalan Zehra neye uğradığını şaşırırken kahkahalarla gülen memurdan başka kimse yoktu. Biraz sonra hiç kimsenin gülmediğini farkeden nikah memuru sağına soluna bakıp ciddiyetini takınmaya çalışırken Ömer ve Zehra da dahil herkes içlerinde güçlükle tuttukları kahkahaları püskürerek çıkardıklarında memur da tekrar onlara eşlik etti. İmza sırası Ömere geldiğinde Ömer bilmiş bir edayla cebinden kendi kalemini çıkarıp memura gösterip hafif bir tebessüm attıktan sonra imzayı attığında, Ayşenin memurla işbirliği yaparak kalemini değiştirdiğinden haberi yoktu. İkisinin de yüzü boyalı bir halde birbirlerine bakmalarıyla kahkahalar iki katına çıktı. Salondaki insanlar da “hiç bu kadar ilginç ve eğlenceli bir nikah göremiştik” söylemleri eşliğinde bu kahkahalara eşlik ediyordu biri hariç. Alev ikisine kıskançlıkla bakarak “O kalemler şu anda benim yüzümde patlamış olmalıydı” diye söyleniyordu.
Zehra günün son ritüelini gerçekleştirmek için vargücüyle Ömerin ayağına bastı. Tam bu esnada önce ayağa kalkıp Ayşenin yanına giden Ömere, ardından masanın altında hala üzerine basmakta olduğu ayağa baktı. Masanın altından ayağın kime ait olduğunu takip ettiğinde acıdan yüzü kıpkırmızı olmuş nikah memuru ile gözgöze geldi. Memur acısını gizlemeye çalışarak “Yanlış adres gelin hanım. Lütfen artık ayağınızı ayağımın üstünden çeker misiniz?” dedi. Özür dileyerek hızlıca ayağını kaldıran Zehra yine yaptım yapacağımı diye düşünerek utancından iki elini yüzünü kapattı. Ayşenin sesi ile yüzünü açtı.
Ayşe: Zehracım nikahtan önce tanışmaya fırsatımız olmadı. Ben Ayşe… Müstakbel eşinin kardeşiyim. Tebrik ederim (diyerek sarılır)
Zehra: Teşekkür ederim Ayşecim memnun oldum. Ben de sizi ailemle tanıştırayım. (anne babasının yanına giderler). Annecim babacım bu Ömerin kardeşi Ayşe
Salim iç ses: Allahım bu nasıl bir benzerlik…
Sevim: Memnun oldum kızım
Yasemin: Merhaba ben de gelinin kız kardeşiyim bu durumda biz ne oluyoruz elti mi görümce mi
Gülüşürler.
Ayşe: İkisi de değil canım. Biz de kardeş sayılırız artık
Zehra: Babacım sen birşey söylemeyecek misin?
Salim: Efendim kızım? (daldığı düşüncelerden yeni sıyrılmıştır)
Zehra: Nereye daldın böyle seni Ayşe ile tanıştırmıştım
Salim: Afedersin kızım memnun oldum ( diyerek tokalaştı)
Müzeyyenin de aralarına katılması ile koyu bir sohbet başlar ve Alevin bir hışımla odasına çıktığını kimse farketmez.
………………………….
Düğün bittiğinde herkes dağılmış Ömer ve Zehra salonun ortasında başbaşa kalmıştı. Peki şimdi ne olacaktı. Buraya kadar herşeyi bi şekilde yoluna koymuşlardı ama bundan sonra ne yapacaklardı. Tedirdin bakışlarla birbirlerini süzdükten sonra sessizliği ilk olarak Ömer bozdu. Geç oldu hadi biz de odamıza çıkalım.
Zehra: Odamız mı? Biz aynı odada mı kalacağız?
Ömer: Evet her evli çift gibi (tek kaşını kaldırıp indirerek sinsice gülümsüyordu)
Zehra: Olmaaaaz evlenmiş olabiliriz ama ben seni tanımıyorum daha (bunu söylerken arkasını dönüp kollarını birleştirdi)
Ömer: Merak etme benim yatağım ikiye ayrılabiliyor
Dedikten sonra birlikte odaya çıktılar. Zehra odanın kapısını açtığı anda yatağın üzerinde kolunu bağlamış oturan kişiyi görünce şaşkınlıktan dondu kaldı.
Zehra: AkBıN?

-Evet, neler hisssettin bakalım!
  • Büyülendim
  • Mutlu Oldum
  • Üzüldüm
  • Sinirlendim
  • Canım sıkıldı
  • Korktum
Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Yazar:
Etiketler: , , ,
Eklenme Tarihi: 21 Temmuz 2017

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın