AKHILLI OYUN

3 yorum
304 Okunma

=
AKHILLI OYUN =
1.BÖLÜM

(Bu hikayede kötü yok … Biraz zorba ,biraz sakar,biraz paragöz ,biraz cimri,biraz kıskanç ,bolca saftirik var…Ama özünde hepsi iyi  )
DİKKAT MANTIK ARAMAYIN BEYİN DEVRELERİ YANABİLİR!
On dakika sonra mesai bitecekti. Eğer evrakları zamanında yetiştiremezse ailesi çok üzülecekti. Bunu düşünerek ağrıyan bacağını umursamayıp aksayan adımlarını hızlandırdı. Meraklı gözlerle ona bakan insanları farkettiğinde eteğinin ve bluzunun yırtılan kısımlarını kapatmaya çalıştı panikle. Biraz önce yaşadıklarının izleri tüm vücudunu öylesine sarmıştı ki, insanlara canlı yayın yapıyordu adeta.Utanıyordu … Yaşananlar onun suçu değildi ama utanıyordu. Önce kanayan dudağını ardından gözyaşlarını sildi ve dik durmaya çalışarak ‘ailem için herşeyi unutup yetişmeliyim’ diyerek koşmaya başladı. Tam köşeyi dönerken amortisör etkisi yapan göğse çarpıp geri sektiğinde kolundan tutup düşmesini engelleyen el, onu kendine çekmiş, ama elindeki evrakların havaya uçuşup yağmur gibi üzerlerine yağmasına engel olamamıştı. Büyülenmiş gibi birbirlerinin gözünde kaybolan Ömer ve Zehra’nın bunu farketmesi dakikalar aldı. Büyünün etkisinden kurtuldukları anda;
Zehra: Biraz daha dikkatli olamaz mısın?
Ömer: Dikkat etmeyen sizsiniz küçük hanım.Benim gibi mükemmel birini farkedemeyecek kadar körsünüz.
Diyerek Zehraya biraz daha yaklaşıp gözlerini gözlerine dikti. Bu yakınlaşmadan etkilendiğini belli etmek istemeyen Zehra, bir hamlede Ömeri itti ve sesini kontrol etmeye çalışarak ‘ kendini beğenmiş ne olacak hep beni mi bulur böyle zorbalar’ diyerek acele acele yerdeki evraklarını toplayıp yoluna devam etti. Arkasına dönme isteğini bastırıp ‘ Sakın dönme Zehra dönersen bu sefer kurtulamazsın o gözlerin etkisinden’ diye söylendi kendi kendine.
Aynı anda ‘ Napıyorsun oğlum sen.Tamam güzel kız ama sen yarın evleniyorsun.Peki o perişan hali neydi öyle?’ diye söyleniyordu Ömer ters yönde ilerlerken. Merakı adımlarını geri geri attırıyordu adeta.
Varacağı odaya geldiğinde memur çoktan toplanmış eve gitmek için hazırlanıyordu.
Zehra: Afedersiniz benim bugün mutlaka bu evrakları teslim etmem gerekiyor.
Zehrayı baştan aşağı süzdükten sonra ;
Memur: Maalesef küçük hanım mesai bitti yarın gelin
Zehra: Ama benim bugün bunları mutlaka teslim etmem gerek yarına yetişmeli lütfen yardımcı olun çok önemli
Memur: Ne bu acele? Hamile misin yoksa kız?
Zehra: Ne münasebet canım!
Memur: Ne bu halin peki? Attan düşmüş gibisin.
Zehra: Onun gibi bir şey. Ufak bir kaza.
Memur: Araba mı çarptı yoksa.
Zehra: Köpek ısırınca can havliyle yola atladım arabayı görmedim tabi.
Memur: Ne!.. bi de köpek mi ısırdı?
Zehra: Napsın zavallı… Açtıkları çukuru kapatmayı bilmiyor ki insanlar. Düştüğüm kanalizasyon çukurundan çıkmaya çalışırken kuyruğundan tutmuşum yanlışlıkla
Memur: Hımm bu koku ordan geliyor demek
Zehra: Ondan da olabilir evden çıkarken yediğim tavuktan zehirlenmişim kustum biraz ondan da olabilir.
Memur: Kızım bugün senin başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiştir herhalde
Zehra: Abartmayın lütfen. Evet üzerimdeki bu koku ve yırtılan elbiselerimden dolayı biraz utandım, köpek ısırınca araba çarpınca biraz canım yandı ama bunlar her insanın başına gelebilecek küçük aksaklıklar
Zehra iç ses: Ahhh ahhh herşey AkBıN yüzünden ama bunu kimseye söyleyemem ki. Başkasına söylersem ailemin hayallari yarım kalır. Onlar için susmalıyım. Ne derse yapmalıyım mutlaka.
Memur: Ver kızım ver bu kadar küçük aksaklığın üstüne bi de ben eklenmeyim sabah hallederim işini
Zehra: Çok teşekkür ederim
Diyerek sevinçle odadan çıkarken kapı koluna takılan bluz kolunu güçlükle kurtarıp memura zoraki bir gülücük attı ve koridorda ilerledi. Acelesi olan memur ise ‘bahtsız bedevi dedikleri bu olsa gerek’ diyerek evrakları diğer evrakların üstüne fırlattı ve o da zehranın ardından odadan çıktı.
Evrakları yetiştirmiş olmanın rahalığıyla Zehra bacağındaki ağrıyı daha çok hissetmeye başladı ve aheste aheste binanın çıkış kapısına doğru ilerledi. Aniden şıçramasına sebep olan “Acayip hayvanlara benziyirsen, acayip hayvanlara benziyirsen…..” şarkısını duymasıyla sağına soluna bakması bir oldu. “Nerden geliyor bu ses?” diye söylenerek yoluna devam etti. “ Cinlere şeytanlara benziyirsen…” şarkı onu takip ediyordu adeta. Durup arkasına baktı ama yakınlarda kimsecikler yoktu.Tekrar sağını solunu kontrol ederken şarkı çalmaya devam ediyordu. “Sanki cehennemden kaçıp gelmişsen…” sözleriyle birlikte kendini baştan aşağı süzüp çaktırmadan kendine çeki düzen vermek için kıyafetlerini çekiştirdi hiç bir işe yaramayacağını bile bile… Elleriyle saçlarını düzelttiği sırada şarkı aralıksız çalmaya devam ediyordu “Senin başın bedende işkencedir…” Elini hızlıca başından çekerken sözler acımasızca taş atıyordu resmen beynine “kenardan bakanlara eğlencedir…” gözünü bir kez daha insanların üstünde gezdirdi olamaz herkes gülerek ona mı bakıyordu. Peki ama neden? Hemen şimdi yer yarılsa da yerin dibine girseydi. Gözlerini insanlardan kaçırıp başını önüne eğdi ve şarkıdan kaçmak için hızlandırdı adımlarını. Ama nafile kaçmaya çalıştıkça boş koridorda daha çok yankılanıyordu ses “İncinsen de sözün özünü diyciğem…” Artık dayanamıyordu ve avazı çıktığı kadar bağırdı “yeteeeeer!…” .Bu sefer herkes gülerek değil boş boş bakıyordu ona ama şarkı susmamıştı “Mikrofonsuz da gür çıkar avazın…” sözleriyle çıldırmasına ramak kalmıştı ki çantasında yanıp sönen ışık çekti dikkatini . Hızlıca karışık çantasındaki telefonu bulmaya çalışırken “Ah Yasemin ah ben senin biiiiiiip” diye homurdanıyordu sessizce. “Ne var sen üstüme mırıldayirsen…Sanki paslanmışsın cırıldıyırsan…Sesin de çıkmıyir hırıldıirsen…” diye devam ederken sonunda telefonu bulup hızlıca açtı.Ve sinirli bir şekilde konuştu
Zehra: Yasemin yine telefonumun melodisini mi değiştirdin?
Yasemin: Sadece şakaydı ablaaa…
Zehra: Ha ha ha çok komik gülmekten karnıma ağrı girdi.
Yasemin : Özür dilerim ablaaa… Ne zaman geliyorsun?
Zehra: Geliyorum hadi kapat şimdi.
Telefonu kapatırken sinirlerine hakim olmaya çalışıyordu.Çıkış kapısına geldiğinde tam kapıdan çıkarken otopark çıkışında arabasının aralık camından onu gözleyen bir çift tanıdık göz dikkatini çekti.
Kimdi bu adam? Neydi Zehrayı ona çeken? Neden bu kadar etkilenmişti? Bu kadar uzaktan bile neden heyecanlanıyordu bakışlarından? Kim bilir ne düşünmüştü onun hakkında bu perişan hali karşısında? Yine yüzünün kızardığını hissetti.
Bu düşünceler içinde binanın merdivenlerinden inip uzaklaştı. Ama kendisi uzaklaştıkça onun yaklaştığını hissediyordu. Arkasına dönüp bakmaya çekiniyordu. Ama kendini takip ettiğine emindi.Uzaklaşmak için adımlarını hızlandırdıkça kalp atışları da hızlanıyordu.
İşinden evine dönen onca insanın kalabalığı bile güven vermiyordu ona. Daha hızlı daha hızlı derken ayağına takılan taş parçası ile yüzüstü yere kapaklandı.Başı dönüyor, gözleri kararıyordu.Bi gayret sürünerek kaldırım kenarına kendini atmaya çalışırken adeta telefonunun melodisi uğulduyordu kulaklarında “Gece de eve sürüne sürüne gidiyirsen…Kara solucanlara benziyirsen…” “Allahım bitsin bu kabus” diyerek yerden doğrulup ayağına takılan taşı alıp fırlattı.
-Ulan kim koydu bu taşı kaldırıma. Ahhh AkBıN ahhhh biliyorum bu da senin başının altından çıktı.
Diye bağırdı. Sonra düşme anında karşıdan gelen kalabalığın ona yer açmak için iki yana ayrılması geldi gözünün önüne ve kahkahayı bastı. Gülüyordu tüm utancını bastırmak istercesine,acılarını unutmak istercesine gülüyordu. Gözünden yaş gelene,karnı ve yanakları ağrıyana kadar gülüyordu. Sonra gözyaşları anlamsızca ağlamaya döndü hem gülüyor hem ağlıyordu. Tüm günün psikolojik patlaması bir anda içinden kaçıp giderken kaldırıma bağdaş kurup oturduğunu ve önünde biriken bozuklukları çok sonra farketti.Şaşkınlıkla etrafına baktı kimsenin bakmadığına emin olunca kısa günün karı diye bozuklukları toplayıp cebe atmaya koyuldu.Tam eğilmiş son bir liraya uzanırken o tekerlekleri görmesiyle yeniden kalp atıplarının sesini duyması bir oldu. İçinde bulunduğu durumu hatırlayıp emen toparlandı ve topladığı paraları cebinden çıkarıp ‘ bunları kim koymuş buraya yaaa’ diyerek arkasına attığı gibi kaçarcasına yoluna devam etti. Giderken bir yandan da”yine rezil oldum adama. Kesin ‘bu kız çatlağın teki’ diyordur benim için” diye söyleniyordu.
Kalp atışlarının korna seslerine karıştığı bir anda arabasıyla yanında durdu. Zehra onun geldiğini hissediyordu hatta biliyordu ama dönüp bakmak, yine gözlerine esir olmak istemiyordu. Adımlarını iyice hızlandırdı ama arabanın tekerlek sesi bile içine işliyordu. Daha bir kaç dakika önce gördüğü biri için nasıl bu kadar heyecanlanıyor anlam veremiyordu. O uzaklaşmak için çabaladıkça araba her seferinde biraz daha önünde duruyordu. Arka arkaya kornaya basmasını duymazdan gelip ‘bu ne cüret?’ diye söylenerek yoluna devam ediyor bir yandan da heyecanını bastırmak için elini göğsüne , istemsizce gülümsememek için dudaklarını birbirine bastırıyordu. Arabadan gelen sesle olduğu yerde dondu kaldı.
-Zehra…Zehra…Zehra…
‘Adımı nerden biliyor? Nerden nasıl öğrendi’ düşünceleriyle kendine cevap ararken bir el kolundan tutup kendine doğru çevirdi Zehrayı. Şaşkın bakışlarla neler olduğunu anlamaya çalışan Zehra, ne diyeceğini bilmez bir halde karşısındakinin gözlerine bakıyordu.

-Evet, neler hisssettin bakalım!
  • Büyülendim
  • Mutlu Oldum
  • Üzüldüm
  • Sinirlendim
  • Canım sıkıldı
  • Korktum
Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Yazar:
Etiketler: , , ,
Eklenme Tarihi: 18 Temmuz 2017

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın


AKHILLI OYUN (3 Yorum)