AKHILLI OYUN 2. BÖLÜM

yorumsuz
234 Okunma

DİKKAT! MANTIK ARAMAYIN BEYİN DEVRELERİ YANABİLİR…
-Zehra…Zehra…Zehra…
“Adımı nerden biliyor? Nerden nasıl öğrendi” düşünceleriyle kendine cevap ararken bir el kolundan tutup kendine doğru çevirdi Zehrayı. Şaşkın bakışlarla neler olduğunu anlamaya çalışan Zehra, ne diyeceğini bilmez bir halde karşısındakinin gözlerine bakıyordu.
-Deminden beri sana sesleniyorum kızım, niye bakmıyorsun?
-Ye-ye-yener?
Zehra yaşadığı hayal kırıklığını gizleyemedi. Ne umdum ne buldum sözünü içinden tekrarlasa da yüzüne de yansıdığının farkında değildi.
Yener: Tabi kızım başka kim olabilir? Yoksa yoksa seni rahatsız eden biri mi var? Kim? Hani nerde? Göster anasından doğduğuna pişman ediyim. Baston yutmuşa çeviriyim. 
Zehra iç ses: Baston ne ki direk yutmuş mübarek
Zehra : Yo…yok… Dalmışım sadece .
Yener: Kusura bakma çiçaam son anda müşteri çıkınca seninle gelemedim. Herşey yolunda gitti değil mi?
Zehra: Önemli değil. Bir kaç ufak aksaklık dışında herşey yolunda merak etme. Son anda yetiştirmeyi başardım evrakları.
Yener iç ses: Bu kızın kıyafetine nolmuş peki? Boşver Yener farketmemiş gibi yap masraf çıkmasın durduk yere.
Yener : Göreceksin bak bi evlenelim kendimi affettireceğim sana. Elini sıcak sudan soğuk suya sokturmayacağım.
Zehra: Yeneeer!.. Yine mi alamadın şofbeni?
Yener: Napıyım çiçaaam fırsat olmadı biraz soğuk suyla idare ederiz değil mi?
Zehra: Ederiz Yener ederiz.Koltuk takımı almadın minderlerle idare ederiz.Çamaşır makinesi almadın ilaanla idare ederiz.Gelinlik almadın marjinal olsun diye üşenmedin poşetle yaptın onu da öyle idare ederiz. Hatta yüzük almadın çarliston biber kesip taktın romantizm ayağına…Çürüdükçe yenisini takarak idare ediyorum. Cimriliğini hep idare ediyoruz.
Yener: Aşkolsun çiçaam ben öyle bi insan mıyım?
“Zehra bu adamla bi ömür nasıl geçireceksin rabbim bana sabır versin” der gibi kafasını iki yana sallayıp arabaya doğru yöneldi.Bir elini gel der gibi sallayarak;
Zehra: Neyse Yener uzatmayalım hadi annemle babam bekliyor
Yener: Tamam hadi selam söyle Salim babayla Sevim anneye
Zehra: Eeee beni eve bırakmayacak mısın?
Yener: Bırakmaz mıyım? Ben de tam onu dicektim arabada bizim mahalleye kadar gaz var.Gel bizim mahalleye bırakıyım seni.Gerisini yürüyerek idare edersin.
Zehra: Off Yener Offf
Yener: Off deme af de Zehram hadi atla.
………………………………………………
Ömer yol boyunca Zehra’nın hayaliyle “ Kimdi acaba? Neler gelmişti başına? Neydi o üstünün başının hali? Yoksa yoksa? Yok yok öyle bir şey olsa orda ne işi vardı. Sahi ne işi vardı orda? İnşallah aklıma gelen şey değildir. Ne kadar masum bakışları vardı. Tut elimden al götür beni der gibi… Tutsaydım elini benimle gelir miydi? Gerçi tuttum ama pek yüz vermedi. Neden o kadar takip ettim ki yüz vermediği halde? Çok ilginç bir karakter, gülerken ağlaması, ağlarken saçmalaması neydi öyle? Bu kız çatlağın teki? (tebessüm eder) Beni ona çeken bu enteresan halleriydi kesin. Peki kimdi o yanına gelen kılkuyruk? Neden kıskandım ki? Kendine gel Ömer neler saçmalıyorsun? Yarın dünyalar iyisi bir kızla evleneceksin. Alev bu düşündüklerini duysa ne kadar incinir kim bilir? Neyse zaten bir daha nerde göreceğim unutur giderim nasılsa” düşünceleriyle boğuşurken İstanbul dışına çıkmak üzere olduğunu farketmemişti. Kendine geldiğinde U dönüşünü bulup evine dönebilmesi için 500 km yol katetmesi gerekti . 
Ayşe: Abicim? Hoşgeldin neden bu kadar geciktin çok merak ettim.
Ömer: Önemli bir şey yok Ayşecim hava almak için dolaştım biraz.
Ömer iç ses : Havamı aldım desem daha doğru olacak
Ayşe: İyi yapmışsın abicim düğün öncesi iyi gelir havanı almak pardon hava almak. O kadar heyecanlıyım o kadar mutluyum ki Alevle evleneceğiniz için.
Ömer: Eeee nerde benim prensesim?
Alev: Burdayım hayatım. Hoşgeldin.
Ömer: Ben Asyayı kastetmiştim.
Alev: Hönk!.. Ömeeer kıskanıyorum amaaa…
Ayşe : Abicim Alev haklı müstakbel eşine böyle şakalar yapmamalısın.
Ömer iç ses : Şaka değildi ama neyse çaktırmayım bari
Ömer: Amaaan Aleeev sen de hiç şakadan anlamıyon tabiki seni kastettim. Asya sümüklü bi velet. Prenses olmak kim, o kim?
Ayşe: Abiii kaş yapıyım derken göz çıkarıyorsun. Bu erkekler neden incelikten anlamaz. Asya duymasın yüzüne bakmaz valla.
Ömer: (Ayşeye eğilip kulağına ) Aman Ayşecim idare et bugün çok yoruldum. 500 km yol gitmiş gibi beynim döndü resmen
Ayşe: Ay abiiii…
Alev : Eeee bal böceğim verdin mi evraklarımızı. Yarın evleniyoruz değil mi?
Ömer : Tabiki verdim canım kaçırır mıyım bu fırsatı!
Diyerek Alevin yanağına bir öpücük kondurdu.
Ayşe: Ama siz çok tatlısınııııız ( Burda Ayşenin gözünden kalpler çıktığını hayal edebilirsiniz  )
Ayşenin tatlısınız sözü ile gözleri daldııı gitti Ömerin… Havuz başında her yer çiçeklerle süslenmişti. Sarmaşık güllerinin sardığı kemerin altından tüm dikkatleri üzerine çekerek nazlı nazlı salınarak gelen gelin annesinin gelinliğini giymişti ve kır çiçeklerinden oluşmuş bir taçla süslemişti saçlarını. Tam kemerin altına gelince durdu ve ürkek bakışlarla Ömeri aradı. Ömer böyle bir güzellik karşısında büyülenmiş, adeta adımlarını uçarasına atarak ona doğru ilerliyordu. Yaklaştıkça daha çok heyecanlandığı bu güzeller güzeli gelin Zehradan başkası değildi. Tam yanına yaklaşmış elini tutacakken;
Alev: Ömeeer… Ponçiğiiim nerelere daldın?
Sözleriyle kendine geldi.
Ömer: Efendim bişey mi dedin?
Alev: Ne oldu birden sana?
Ömer: De-ja-vuuu 
……………………………………….
Zehra: Nerde o Yasemin? Yasemiiiin çabuk buraya gel
Salim: Sakin ol kızım ne oldu bi sorun mu var? Bu üstünün başının hali ne?
Zehra: Yok babacım merak etme birkaç ufak aksaklık yaşadım o kadar.Yasemine bugün yaşadığım güzel olayları anlatacaktım sadece
Salim: Yasemin ablam gelmeden ben uyuyum deyip yattı ben de anlamadım
Zehra iç ses: Yat sen yaaaat …Cin hortlak olup rüyalarına geleceğim kabusun olacağım senin. )
Zehra: İyi yapmış babacım dinlensin yarın yorucu bir gün olacak.Annem nerde?
Salim: Mutfakta yarın için hazırlık yapıyor.
Zehra ben ona yardım ediyim diye mutfağa yönelir. Yeşillik yıkamakta olan annesi su sesinden Zehranın gelişini duymamıştı.Zehra sessizce yaklaşıp arkadan annesine sarıldı.
Zehra : Annecim sana öyle çok ihtiyacım var ki!..
Bu ani sarılma karşısında Sevim gözlerini bölertti ve arkasını dönüp;
Sevim: Allah canını almasın çalı süpürgesi korkuttun beni
Zehra: Anne ya deme öyle sevmiyorum o tabiri
Sevim: Ama çok yakışıor sana
Dedi ve kızına sımsıkı sarıldı.Annesinin bu sarılmasıyla günün tüm negatif enerjisini atar Zehra ve o da daha sıkı sarılır sıcacık anne yüreğini içinde hissedercesine…
Zehra: Yemekte ne var Sevim Sultan ben çok acıktım
Sevim: Senin en sevdiğin köfteyi yaptım
Zehra küçük bir sevinç çığlığı attıktan sonra hemen tencerenin kapağını açıp ard arda dört beş köfteyi mideye indirdi. Gözlerini kapatıp bütün tadı içine sindirmeye çalışırken Yasemin mutfak kapısından kafasını uzatıp “Köfte yiyip şişirmişsen karnını…beleş yiyip şişirmişsen karnını” mısralarını o tiz sesiyle sırıtarak söyleyip içeri kaçtı. Zehra da peşinden koştu ama Yaseminin odasına girip hızla kapattığı kapı yüzüne çarpıp kafa üstü geriye düşmesine sebep oldu. Bir eliyle kafasını tutarak ayağa kalkan Zehra, diğer eliyle Yaseminin bulunduğu yönü gösterip;
Zehra: Anne bak ben bu kızını gebertirim sürekli melodimi değiştirip saçma sapan şarkılar seçiyor olur olmadık yerlerde rezil ediyor beni.
Sevim: Tamam kızım sen büyüksün ona uyma. Gel bakıyım ben sana sakinleştirici bir masaj yapıyım bugün çok yorulmuşsun galiba.
Zehra: Evet annecim çok iyi olur öyle yorgunum ki…
Zehra, Sevimin dizlerine kafasını koyup kanepeye uzanır.Biraz havadan sudan sohbet ederek masaj yaptıktan sonra Sevim ağzındaki baklayı çıkarır.
Sevim: Benim güzel kızım bu cimri adamla bir ömür geçer mi? İyi düşündün mü?
Sevim bu sözleri söylerken, bir yandan da Zehranın saçlarını okşuyordu. Bu sırada bütün gün yaşadıklarını düşünen Zehra, annesinin masajıyla mest olmuş tüm yorgunluğunu atmıştı. Yavaş yavaş kapanmaya çalışan gözlerini güçlükle aralayarak cevap verdi;
Zehra: Aşkolsun annecim Yener öyle bi insan mı? Cimri değil sadece biraz fazla tutumlu.
Zehra iç ses: AkBıN olmasa Yenerle hayatta evlenmezdim ama şu an ondan başka çarem yok. Her şey sizin için güzel annem
Sevim : Bilmiyorum kızım. Başta zengin diye ben de sıcak baktım bu evliliğe. Seni rahat ettirir dedim ama harcanmayan parayı neyleyim ben
Zehra: Merak etme annecim herşey çok güzel olacak
Sevim: Hem isminde bile meymenet yok. Yener nedir yaaa!..Keşke adı Ömer olsa 
Zehra: Ömer nerden çıktı anne? Kim o?
Sevim: Bilmem Allah söyletti 
İkisi de gülüşüp biraz daha sohbet ettikte sonra Sevim “Hadi kızım geç oldu yat artık… burda son gecen “ deyip biriken gözyaşlarını silerek odasına geçti.Zehra da duygulanmıştı ama annesine belli etmek istemedi. Gerekli hazırlıkları yapıp yattı ve tam uyumak üzereyken gelen sesle korku ile irkildi. Panikle yatağından doğruldu ürkek gözlerle sesin geldiği yöne baktı.Görünürde bir şey yoktu ama ona çok tanıdık gelen buğulu ses tekrar etti söylediklerini ;
-Evlenme o adamlaaaa…..

-Evet, neler hisssettin bakalım!
  • Büyülendim
  • Mutlu Oldum
  • Üzüldüm
  • Sinirlendim
  • Canım sıkıldı
  • Korktum
Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Yazar:
Etiketler: , , ,
Eklenme Tarihi: 18 Temmuz 2017

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın