Sömürgeciliğin Yeni Yüzü

yorumsuz
382 Okunma

… “ Bir ülkenin toprağını işgal etmek yerine; o ülkedeki insanların beynini işgal etmek “ artık sömürgeciliğin yeni boyutu haline geldi…

sömürgeciliğin yeni yüzü

Dünyada birçok insan topluluğu mevcuttur. Bu insan topluluklarının da muhakkak ki kendine has kültürel değerler birikimi mevcuttur. Bu insan toplulukları birbirleriyle hiç etkileşime girmeseler bile kendilerine has bir dile, ilkel olarak bile olsa sanatsal estetiğe ve belli bir dünya görüşüne sahiptirler.

İnsanoğlu çevresinde var olan materyalleri kullanarak, onları fiziki ve fikri olarak işleyerek kendi dünya görüşü çerçevesinde bir kültür oluşturur ve bu insanı diğer canlılardan ayıran temel özelliklerdendir. Bu yapılan işlemler ile bir kültürel birikimin oluşması ise insanın doğasının bir gereğidir; bu yüzdendir ki insanlar geçmişten beri çevresinin tabiatı fiziki ve fikri olarak işleyerek çok büyük kültürler ve medeniyetler kurmuşlardır. Milletlerin güçlü veya zayıf olma durumlarını da işte bu oluşturulan kültür ve medeniyetin seviyesine göre belirlenmektedir.

Dünya üzerindeki her milletin kendine has kültürel değerleri olduğunu söylemiştik. Bu durum ise kültürlerin “ milli “ karakterinin inkâr edilemeyeceğini ortaya çıkarmaktadır. Dünya üzerinde çeşitli kültür çemberleri arasında çeşitli sebeplerden ötürü etkileşime dayalı kültür alışverişi olduğu da apaçıktır. Teknolojik gelişmeler dünyanın artık “ küçük bir köy “ olması ile beraber farklı dilden, kültürden, dinden insanlar ile daha kolay etkileşime geçmekteyiz ve küçük çapta bile olsa “ kültür mübadelesi ” yaşamaktayız. İşte son teknolojik gelişmeler sonucu internet, sosyal medyanın etkin kullanımı sonucu bu kültür mübadeleleri doruğa ulaşmış durumdadır. Tarafsız olarak bakıldığı zaman da Türk Kültüründe de diğer milletlerde olduğu gibi az veya çok kültür değişimi yaşadığı görülmektedir. Bu durum ise günümüzde normalleşen bir sosyolojik durum olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ancak 21.yüzyıldaki teknolojik gelişmeler sonucu gerçekleşmesi daha kolay hale gelen “ kültür mübadelesi “ biraz içerik ve amaç değişimine uğrayarak “ kültürel savaş, kültür sömürüsü “ haline gelmiş bulunmaktadır. Gelişen dünyada emperyalist devletlerin eliyle kullanılan kültür sömürüsünün tek hedefi insandır. “ Bir ülkenin toprağını işgal etmek yerine; o ülkedeki insanların beynini işgal etmek “ artık sömürgeciliğin yeni boyutu haline geldi. Toprakların üstündeki ve altındaki zenginlikleri sömürmek yerine insanların beynini ele geçirip insanları sömürmek 21.yüzyıl sömürgeciliğinin en gerçek yüzüdür.

Peki, bunu nasıl geçekleştiriyorlar? İnsanları kendi kültürlerine yabancı hale getirerek beyinlerini nasıl işgal edebiliyorlar?

Sömürgeci devletler hedef olarak seçtikleri ülkelerde okul açmaya, yine hedef ülkelerdeki genç, dinamik zihinleri kendi ülkelerine götürüp eğitim vermeye can atmaktadırlar; sömürülecek ülkelere yardım adı altında kendi kültürlerini dayatmak amacıyla öğretmen, film, kitap, dergiler gönderilmekte, TV programları, çocukların izledikleri çizgi filmler aracılığıyla bile sübliminal mesajlar verilerek insanların bilinçaltı ilmek ilmek işlenmektedir. Bu saydıklarımız en basit çevremizde her gün şahit olacağımız örneklerdir. İşte tüm bu yollar ile vatan evlatlarının beyinleri uyutulmakta, kendi milli varlığına yabancılaştırılmaktadır. Bu yabancılaştırılan insanlar artık istenildiği gibi yönetilmektedir.

Türkiye’de durum ne peki? Türkiye’nin şu andaki durumuna bakıldığı zaman ciddi bir yabancılaşma sorununun olduğu görülecektir. Caddeler, sokaklar, yer ve mekân adlarında yabancılaşmadan tut birçok özel kolej adı altında bizim kültürel mirasımıza düşman devletlerin açtığı okullara varana kadar birçok ciddi sorunla karşı karşıyayız. Öz dilimiz olan Türkçeyi konuşmanın yadırgandığı bir ortam oluştu, dinin emirlerini yerine getirmenin utanılacak bir davranış olduğu gençlere dayatıldı, milli ve dini kimliğe sahip çıkmaya çalışmak, bu değerleri savunmak ise boş iş, gericilik olarak değerlendirmeye başlandı. Bunun yanında Ruslar gibi alkol içmek, Fransızlar gibi dans etmek, Almanlar gibi selamlaşmak, Hollandalılar gibi ilişki yaşamak çağdaşlık, yenidünya hayatı, özgürlük gibi yansıtılmaktadır. Bir süre sonra bakıldığı zaman Müslümanlığını gizleyen, söylemeye utanan; Türklüğünü dile getirmekten geri duran, yüzyıllar boyunca nice topraklar fethetmiş, medeniyetler kurmuş ataları yerine emperyalist şarlatanları kendine örnek almış gençler yetişmektedir.

Efendiler, biz ne İngiliz ne Fransız ne de Alman milletiyiz. Biz Orta Asya bozkırlarından Viyana kapılarına kadar koca bir dünyanın yükünü sırtına almış bir milletiz, yüzyıllar boyunca İslamiyet’in sancağını taşımış onun koruyuculuğu yapmış bir milletiz. Avrupa’ya medeniyeti, ahlakı, kültürü, bilimi götüren bir milletiz… Bizim, hiç kimseye özenmeye ihtiyacımız yok, hiç kimsenin kültürünü kendimize örnek almamıza ihtiyacımız yok. Bizim tek ihtiyacımız olan şey özümüze dönmek, benliğimizi korumak, kültürümüzü işleyerek ileriye seviyeye taşımaya ihtiyacımız var.

Artık çevremizde olan bitenlerin farkına varmak zorundayız. Sömürgeciliğin yeni yüzünü tanımalıyız ve bu sömürgeciliğe karşı önlemler almak zorundayız. Milli ve dini kültürünün farkında; bu kültürel değerlerini koruyan, geliştiren ve gelecek nesillere bu kültürel mirası aktaracak olan nesiler yetişmesi dileğiyle…

 

-Evet, neler hisssettin bakalım!
  • Büyülendim
  • Mutlu Oldum
  • Üzüldüm
  • Sinirlendim
  • Canım sıkıldı
  • Korktum
Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Yazar:
Etiketler: , ,
Eklenme Tarihi: 11 Temmuz 2017

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın