BATILI DİLENCİ

yorumsuz
287 Okunma

 

Haziran günlerindeki kızgınlık ve haşinlikten ziyade bu defa adeta güzel bir anın habercisi gibi gülümseyerek ve insanları tebessümüyle selamlayan sarı sıcak güneşin, tatlı bir eylül sabahına uzun ışıklarını ince ince yansıttığı muhteşem bir gün.

Bütün milletlerde olduğu gibi uyandıktan sonra herkesin ilk düşüncesi boğazı olduğu için önce kahvaltı yapılır, ardından ütülü gömlek, gümüş renkli kumaş pantolon ve keskin kravatın üstüne deriden yapılma sert ceketini geçirip iş yerine varmak için evin kapısından çıkarılırdı. Ve de mutluluğun ifadesi bir sigara…

Fakat normal insanlar gibi olmayanlar da vardı; dilenciler. Onlar ise şaşaalı kıyafetler giymeden, kahvaltı yapmadan çıkarlardı evlerinden. Tek ortak yanları herkes gibi para kazanmaktır. En büyük farkları ise oturdukları yerden kazanmalarıydı bu paraları. Bu yüzden farklı bir dünyaları var.

Doğu medeniyetlerinde dilenciler halkın gözünde hakir, sevimsiz, cılız ve mahiyetsiz görünürler. Göze hoş gelmeyen tertipsiz, yırtık, yağlı ve kirli kıyafetler, delikli pabuçlar giyerlerdi. Bir seviye alttaydılar normal halktan. Batı medeniyetinden olan Almanya’daki dilenciler ise bir devlet memuru veya iş adamı gibidirler. Temiz beyaz gömlek, lekesiz ütülü pantolon giyerlerdi onlar. Dilenci, halktan kopuk değil halkın bir parçasıydı. Zenginin daha zengin olmak için fakirleştiği insanlara yaşama şansı vermeyi, onları kendi vatandaşı bilip yardım etmeyi unutmamışlardı. Dilenci diye ayrım da yapmıyorlardı.

Almanya’ya gittiğimde zengin bir Alman’a ”Neden dilencilere paranı veriyorsun ?” diye sormuştum. Alman zengin verdiği cevapla beni sarsmıştı. ”Eğer bir Alman dileniyorsa gerçekten ihtiyacı vardır. O yüzden dilenir ve biz de yardım ederiz, bizim insanımız kendini acındırmaz, muhtaç etmez” demişti. Bu sözler zihnimi kurcalamaya yetiyordu. Dünyanın karanlık tarafındaysa işler hiçte iyi görünmüyor. Hem fakirleştirip dilendirmek zorunda bırakan bir toplum yaratılıyor hem de fakirleştirdiğine dilenci adını koyuyorlardı.

Şaşırtıcı bir olay gibi görünüyordu. Ama bu böyleydi. Doğu medeniyetinde tıraşlı veya sarışın bir dilenciye rastlanılmaz ki olsa bile çoğu kimse dilenci olduğuna inanmazdı. Buradaki dilenciler melül, korkak gözlerle bakacak, düzensiz kıyafeti olacak hatta çirkin ve sakat olacaktı. Onlar öyle oldukça merhamet duygusu artacak ve ilahi bağla yardım eli uzatılacaktı.

Şimdilerdeyse dilenciler bile batılı olma yolunda ilerliyor. Eskisi gibi fakir ve muhtaç da değiller. Doğu insanının duygularını aldatıp kazandıkları paralarla en pahalı kıyafetlere sahip olmağa başladılar. Kimin kime oyun oynadığı unutulmuştu, dünya tersine dönüyordu herhalde.

Hal böyle olunca bu durumun farkına varan merhametli insanlar yardımı kestiler. Hatta dilencinin üstesinden gelecek zekice oyunlar bile yaptılar. Bunlardan biri sahte para ile dilenciyi kandırmak olmuştu. Ama iş işten geçmişti. Parayı bulan dilenci doğuyu geçti. Çünkü artık ona burada ekmek yoktu, bunu iyi anlamıştı.

Bir sonraki günü beklemeden gösterişli takım elbisesiyle ilk uçağa atlayıp Almanya’ya yeni işine başlamak için uçmuşlardı.

-Evet, neler hisssettin bakalım!
  • Büyülendim
  • Mutlu Oldum
  • Üzüldüm
  • Sinirlendim
  • Canım sıkıldı
  • Korktum
Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Yazar:
Etiketler:
Eklenme Tarihi: 2 Temmuz 2017

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın