Malazgirt Zaferi’nin Türk Tarihi Açısından Önemi

yorumsuz
156 Okunma

“ Aylardan Ağustos, günlerden Cuma 
Gün doğmadan evvel iklîm-i Rum’a 
Bozkurtlar ordusu geçti hücuma “

Anadolu, tarih sahnesinde birçok devletin gözdesi olmuştur; birçok devletin kurulduğu ve birçok devletin yıkıldığı; kanlı savaşların yaşandığı coğrafyanın adıdır. Bu coğrafya diğer milletlerin ve devletleri ilgisini çektiği gibi Türklerin de ilgisini çekmiştir ve bu bölgeye belirli dönemlerde seferler düzenlemişlerdir. Orta Asya’nın bozkırlarından Anadolu’ya düzenlenen seferler Türk Tarihi açısından büyük öneme sahiptir.

Türklerin at üstünde sürekli yolculuk yapan, çevredeki tüm coğrafyalara akınlar düzenleyen, savaşçı bir kimliğe sahip oldukları için Anadolu coğrafyası ile tanışmaları da çok eskidir. Tam olarak belgelendirilememesine rağmen bazı tarihçiler arasında kabul gören ve tarihi kitaplarda yer edinen bilgilere göre Türklerin Anadolu’ya ilk girişlerini M.Ö. 3000-2000 yıllarına dayandırılmaktadır. Bu tarihler arkeolojik kazılar sonucunda bulunan tabletler, mezarlar, işlemeli aletler, kılıçlardan çıkarılmaktadır. Ancak tarihçiler arasındaki genel kabul 4.yüzyılın son dönemlerine doğru Avrupa Hunlarına dayanmaktadır.

Tarihi olaylar incelendiği zaman görülecektir ki Türklerin Anadolu’ya seferler düzenlemeleri, buraya gelmelerinde 26 Ağustos 1071tarihinde Sultan Alparslan’ın yönettiği Selçuklu ordusu ile Bizans arasında gerçekleşen savaş tam bir milattır. Bu tarih ve savaştan önce Türklerin Anadolu’ya akınları tam anlamıyla yurt edinme amaçlı değildir. 1071 tarihinden önce yapılan seferler ve küçük çaptaki savaşlar genellikle keşif amaçlı gelen Türk akıncılarının yaptıklarıdır.  Bu sebeple Anadolu’ya gelen Türk birlikleri dışında paralı askerlik gibi sebeplerle Anadolu’ya gelip sınır birliklerinde görev alan Türkler de mevcuttur.

Malazgirt Savaşı öncesinde kısa bir bakış attıktan sonra Malazgirt Savaşı’nın Türk tarihi ve Anadolu’nun Türkleşmesi üzerindeki öneminden bahsedelim.  Malazgirt Zaferinden sonra Türklere esir düşen Bizans İmparatoru Diyojen ile bir antlaşma yapıldıktan sonra kendisi serbest bırakılmıştır. Ancak, Diyojen tahttan indirildiği için yapılan antlaşma uygulanamadı. Sultan Alparslan, antlaşmanın silah zoruyla uygulanmasını beylerine emretmiş ve bütün Anadolu’nun fethinin önünü açmıştır.

Malazgirt Savaşı ile beraber Anadolu’ya gerçekleşen Türk seferleri bir amaç ve düzen doğrultusunda yapılmaya başladı. Önceleri sadece yağma ve keşif amaçlı yapılan Türk seferleri artık başıboş ve amaçsız değildi. Artık Türk beyleri ve komutanları düzen ve tertibat içerisinde Anadolu’yu fetih ve Türkleştirme faaliyetlerine başlamışlardı.  Artık fethedilen bölgeler başıboş bırakılmıyor buralarda iskân çalışmaları yapılıyordu.  Bu iskân faaliyetleri Anadolu’nun Türkleşmesi açısından büyük öneme sahiptir. Fethi gerçekleştirilen bölgelere Türkmen aileler yerleştiriliyor; buralara ibadethaneler, hanlar, hamamlar, kervansaraylar yapılmıştır. Gidilen bölgelere teşkilatlarını götüren Türkler harap olmuş bölgeleri güzelleştirmiştir. Bu sayede Anadolu Türk yurdu olmaya başlamıştır.

Fethi gerçekleşen bölgelere Türk’ün ahlakı, töresi, adaleti, merhameti götürüldü. Türk’ün ahlakı tüm Anadolu’yu kapladı, adalet isteyene Türk’ün adaleti ile hükmedildi. Mazluma kol kanat gerildi, zalimin karşısında dimdik duruldu. Türk’ün töresi Anadolu’nun “ vatan “ olmasındaki en büyük etkenler arasındadır.

Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu’nun Türkleşmesi faaliyetleri içerisinde yapılan çalışmalardan en önemlisi ise dervişlerin, alperenlerin ve gazilerin Anadolu’daki faaliyetleridir.  Türklerin Anadolu’ya yerleşmeleri ile beraber bu coğrafyada artık Türk&İslam kültürü oluşmaya başladı. Bunun neticesinde tasavvuf da büyük gelişme yaşadı. Buralarda tekke ve zaviyeler kuruldu. Bu tasavvuf yuvalarından Yesevi tarikatına bağlı Alperenler yetiştirildi. Bu tarikat dışında Hacı Bektaş Veli ve Yunus Emre’yi saymak gerekmektedir.

Birçok farklı yerden gelen bu büyük zatlar Anadolu’ya gelip, köyleri, mezralar, dağlar, tepeleri gezerek buralarda yaşayan insanların kalplerine İslamiyet’i ve Türklüğü aşılamışlardır. Buraları Türk-İslam yurdu yapmışlardır. Toprakları fethedilen bölgelerin insanların gönülleri bu dervişler, zatlar ve alperenler sayesinde kazanılmıştır. Bu sayede Türklüğün ve İslamiyet’in mührü insanların kalbine vurulmuştur.

İşte görüldüğü üzere Türkler kılıçla fethedilen toprakları iskân ve imar çalışmaları ve Alperenlerin, Gazileri ve Dervişleri faaliyetleri sonucunda Anadolu’yu “ vatan “ yapmışlardır.

Malazgirt Zaferi Türkler için bir dönüm noktası niteliğindedir. Bu tarih itibariyle yapılan seferler bir düzen ve amaç doğrultusunda yapılmaya başlamıştır. Sultan Alparslan’ın emri ile yapılan faaliyetler sonucunda Anadolu’nun Türkleşmesi yolunda büyük yol kat edilmiştir. Klasik bir tabir olacak ama bu zafer ile “ Anadolu’nun kapıları Türklere açılmıştır. “

“ Türk, Ulu Tanrı’nın soylu gözdesi 
Malazgirt Bizans’ın Türk’e secdesi 
Bu ses insanlığa Hakk’ın müjdesi

Bu seste birleşir bütün yürekler… 
Ya Allah…Bismillah… Allahuekber!.. ”

Gaza meydanında küffarı bozguna uğratan, Anadolu’yu Türk yurdu haline getiren Sultan Alparslan ve Selçuklu ordusuna selam olsun. Malazgirt zaferinin 946. Yılı kutlu olsun!

“Size öyle bir vatan aldım ki; ebediyen sizin olacaktır !”

-Evet, neler hisssettin bakalım!
  • Büyülendim
  • Mutlu Oldum
  • Üzüldüm
  • Sinirlendim
  • Canım sıkıldı
  • Korktum
Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Yazar:
Etiketler: , , , , ,
Eklenme Tarihi: 26 Ağustos 2017

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın