Bir Adam Yaratmak Özeti – Necip Fazıl Kısakürek

Olay meçhul bir tarihte İstanbul’da yaşanır. Hüsrev bir piyes yazar. Bu piyesin adı “Ölüm Korkusu”dur.  Bu piyes ile Hüsrev meşhur olur. Gazeteciler sürekli Hüsrev’in kapısını çalmaktadır. Gazeteler çarşaf çarşaf bu piyesi yayınlamaktadır. Yazılan eser içindeki eserin özeti şu şekildedir;

Eserin kahramanının babası kendini bir incir ağacına asar. Bu olay üzerine eserin kahramanı ölümü düşünmeye başlar. Ve bu konuya bir fikr-i sabit ile takılır. Olay bununla da sınırlı değildir. Bu piyes içindeki piyeste eserin kahramanı yanlışlıkla annesini öldürür. Bu da eser içinde en çok konuşulan olaylardan biridir. İlginç bir şekilde boş sanılan bir silahla kahramanın annesini öldürmesi piyesi ölüm üzerine düşündürmeye sevk etmektedir. Sonunda eserin kahramanı da babası gibi kendisini bir incir ağacına asarak intihar eder.

Burada ilginç olan şudur ki; Bu eser içindeki eserde yaşananlar olduğu gibi ya da benzer şekillerde Hüsrev’in başına gelmektedir. Hüsrev’in babası da zamanında kendini bir incir ağacına asarak intihar etmiştir. Hüsrev eser içindeki eserdeki kahramanın annesini nasıl vurduğunu anlatırken o da kaza ile Halasının kızı Selma’yı vurmuştur.

Bu olaydan sonra Hüsrev de eserin Kahramanı gibi ölüm üzerinde düşünmeye başlar. Hüsrev bir tramva geçirir. Çoğu kişi onun delirdiğini düşünür. Olayı gazeteler manşetlerine taşır. Hüsrev artık başka bir olmuştur. Dostunu düşmanını bu olayla görmüştür.

Bir gün odasında otururken Şeref’in karısı yanına gelir. Onunla gazetelerin yazdığı hakkında konuşmaktadır. Hüsrev de yazılanlara kızgındır. Hele konuştukları konu öyle sıradan bir konu değildir. Hüsrev’in öldürdüğü Selma ona gizliden gizliye aşıkmış. Hüsrev bunu kuru bir iftira olarak değerlendirir. Oysa Zeynep öyle düşünmemektedir. Yazılanların gerçek olduğunu bilmektedir. Çünkü o ölürken onun elindeki notları almış ve okumuştur. Okumakla yetinse iyi onu gazeteci eşine iletmiştir. Gazete de bunu manşet yapmıştır. Bu olayı Hüsrev’e anlatır. Hüsrev çıldırmak üzereyken kapıdan içeri Şeref girer. Şeref eşiyle Hüsrev’i baş başa görünce şaşırmıştır. Ve Hüsrev Şeref’ Şöyle seslenir; “Karınız metresimdir. Bunu da yazın!” Şeref Öfkeden deliye dönmüştür. Ve artık Hüsrev’den düşmanlığını gizleyemeyecektir.

“ŞEREF: Bu hareketinizi size çok pahalı ödeteceğim, Hüsrev Bey!

HUSREV: Bugün ödettiğiniz gibi…

ŞEREF: Hayır! Bu defa sizi lâyık olduğunuz yere, tımarhaneye tıktıracağım.

HUSREV:  Ah, bunu sizden beklerim.”

Bu sırada Hüsrev’in annesi de Nevzat Bey’in kliniğini gezmeye gitmiştir. Şeref bunu da Hüsrev’in yüzüne vurur.  Artık Hüsrev’in dostlarına güveni kalmamıştır.

Annesi Hüsrev’in davranışlarından tedirginliği artmaktadır. Osman’a bahçedeki incir ağacını kesmesini emreder. Osman da öyle yapar.

Selma meselesini hiç açmayan Hüsrev bir gün Mansur’a onun da Selma’yı sevdiğini söyler. Ki daha önce Mansur Selma’ya talip olmuştur.

“HUSREV: Mansur, bu kızı benden istedin. Onu sana verecektim. Şimdi ne yapacağım?

MANSUR: Hüsrev, kapa, ört, göm, artık maziyi!

HUSREV: Ya mazi her şeyse, her şeyi gömeyim mi?

HUSREV: Mansur, söyle kardeşim! Seviyor muydun onu?

HUSREV: Müsaade edin de bundan sonra onu ben seveyim! Kırkına basan yaşımla, bu tımarhanelik halimle, bir baba gibi değil, bir erkek gibi seveyim Selma’yı. Müsaade etmez misiniz? Bir ölüyü sevemez miyim? Günah mı, ayıp mı? Hani çıldırasıya sevmek derler. Çıldırasıya seveyim. Görüyorsunuz, çıldırıyorum.”

Ve bir gün Hüsrev yalıdayken balkona çıkar. Bahçedeki incir ağacının kesilmiş olduğunu görür. Artık Toplum içinde kalmak istememektedir. Çünkü o ağaç onun fikri sabiti idi. O ağaç onun babası idi. O ağaç onun tüm mazisi idi.

Ve bir gün içeriye Hükümet doktoru birkaç hükümet adamı ile gelir. Ve Hüsrev’i alır tımarhaneye götürürler. Hüsrev gitmek istemediği tımarhaneye bu defa isteye isteye gitmektedir. Bunu şu sözleriyle dile getirir:

“HUSREV: (En hazin tonuyla.) Anne! Bırak beni bu cemiyet içinde yaşamayım. Bir kolumda sen, birinde Selma, tımarhanede ölmek istiyorum.”

“ULVİYE:  (Başını kaldırmış çığlık koparıyor) Evlâdım! Gitme! Gitme!

HUSREV:(Durur, başını arkaya çevirir.) Ne yapayım anne! Kestiniz incir ağacını!”

Bir Adam Yaratmak Şahıs Kadrosu

Hüsrev: Eserin başkahramanı… O piyes yazarı

Ulviye: Hüsrev’in annesi

Selma: Hüsrev’in Halasının kızı… Hüsrev’e gizli bir aşkla bağlı…

Mansur: Hüsrev’in yazdığı piyesi oynayan aktör, Hüsrev’in arkadaşı, dostu…

Nevzat: Ruh hastalıkları doktoru… Hüsrev’in arkadaşı…

Şeref: Gazete patronu… Hüsrev’in dost diye güvendiği ama dostu aslında Hüsrev ile çıkarı için dost olan bir karakter…

Zeynep: Şeref’in karısı…

Turgut: Gazeteci

Osman: Hüsrev’in emektar uşağı..

Hizmetçi Kız

Hükümet Doktoru

Birinci Sivil Memur

İkinci Sivil Memur

Gardiyan

 

-Evet, neler hisssettin bakalım!
  • Büyülendim
  • Mutlu Oldum
  • Üzüldüm
  • Sinirlendim
  • Canım sıkıldı
  • Korktum
Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Yazar:
Etiketler: , ,
Eklenme Tarihi: 15 Ağustos 2017

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın