Hz.Muhammed’in Mekke Dönemindeki Mesajı

yorumsuz
124 Okunma

İslam dininin Mekke döneminde inen ayetlerini genel bir çerçevede inceler isek tevhid, nübüvvet (peygamberlik), ahret gibi temel inanç konuları işlemiştir; ibadet ile ilgili esaslar konulmuş ve ahlaki ilkeler oluşturulmaya çalışılmıştır.

Merhaba değerli okuyucu,

Konu başlığımızda bahsedilen meseleye geçmeden Kur’an-ı Kerim’in nazil oluşu tasnifi hakkında birkaç küçük bilgiler sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu bilgiler konunun daha iyi anlaşılmasına yardımcı olacağı gibi konu bütünlüğünü de sağlayacaktır.

Bilindiği üzere İslam tarihinde Kur’an’ın içeriği incelenirken ve nazil olarak ayetlerin tasnifi yapılırken surelerin Mekki ve Medeni oluşları göz önünde bulundurulur. İslam tarihinde Mekke dönemi şeklinde bilinen ve 610 yılında ilk vahiy ile başlayıp 622 yılında Medine’ye yapılan göçe kadar ki süreci kapsayan dönemde nazil olan ayetlere ve surelere “ Mekki Sureler “ denilmektedir. Medine dönemi ise hicret ( göç ) ile başlayıp Hz. Muhammed’in vefatına kadar ki süreci kapsayan dönemdir ve bu dönemde nazil olan ayetlere ve sureler ise “ Medeni Sureler “ denilmektedir.

Kur’an-ı Kerim’in içeriği incelendiği zaman Mekki ve Medeni ayet ve sureler arasında konu farklılıkları mevcuttur. Bu farklılıklar insanlara hitap şekli, emirler, yasaklar, bahsedilen konular, ibadetler gibi birçok konuda farklılıklar vardır. İşte biz de bu yazımızda öncelikli olarak Mekki surelerin içerdiği konuları ayetler ve hadisler ışığında inceleyerek Hz. Muhammed’in Mekke döneminde tüm insanlığa verdiği evrensel mesajı genel hatlarıyla ortaya koymaya çalışacağız. Allah niyetimizi salih eylesin.

İslam dininin Mekke döneminde inen ayetlerini genel bir çerçevede inceler isek tevhid, nübüvvet (peygamberlik), ahret gibi temel inanç konuları işlemiştir; ibadet ile ilgili esaslar konulmuş ve ahlaki ilkeler oluşturulmaya çalışılmıştır. Bilindiği üzere İslam öncesi Arap Yarımadasında toplum içinde çok farklı inanç ve uygulamalar vardı. Putperestlik inancı hâkimdi, Allah’a şirk en büyük yanlış uygulamalardan birisiydi. Ahlaki olarak da İslam ilkelerine aykırı birçok uygulama mevcuttu. İslam dini öncelikli olarak toplumdaki ahlaki bozuklukları gidermeyi amaç edinmiş, insanların ahlaki ilkelerini yerine oturtmaya çalışmış; tevhide aykırı olan put inancını ortadan kaldırmayı hedeflemiştir. Bu çerçevede tevhid inancını yerleştirmeye çalışmış, Allah’a, meleklere, peygamberlere, kitaplara iman üzerinde ısrarla durulmuştur.

İnsanların Allah’a imanını sağlamak, put inancını ortadan kaldırmak ve bu tevhid inancını insanların gönüllerine güzellikle yerleştirmek için insan, dünya, evren ile ilgili deliller sunulmuştur. Evrendeki düzenden, nizamdan ve bunların yaratılışı ile ilgili meselelerden bahsedilmiştir. Bu sayede insanların Allah’a olan inançlarını sağlamaya çalışmıştır. Buna örnek olarak Naziat Suresi’nin 27-28.ayetlerinde: “ Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki Allah onu bina etti “ şeklinde insanların inançlarını sağlamak için onlara insan ve evrenle ilgili deliller sunulmaktadır.

Mekke dönemi ayet ve sureleri detaylı olarak incelendiği zaman görülecektir ki inanç konuları üzerinde ısrarla durulmuştur. İbadetle ilgili emirlere daha sonra geçilmiştir. Bunun en büyük nedeni kalplerinde tevhid inancı olmayan, Allah’a ortak koşan, put inancı mevcut olan bir topluma tek olan Allah’a ibadetle ilgili emirlerin gelmesi anlamsız olurdu. İslam dini ibadetten önce insanların kalplerindeki yanlış inançları, sapık düşünceleri ortadan kaldırmak istemiştir. Eğer ki insanların kalplerine tevhid inancı tam anlamıyla yerleşirse diğer ibadetle ve ahlakla ilgili ilkelerin yerleşmesi kolay olacaktır. Bu yüzdendir ki Kur’an-ı Kerim öncelikle insanların önceden beri getirdiği sapık ve yanlış inançları ortadan kaldırıp insanların kalplerine tevhid inancını yerleştirmeyi tam bir iman oluşturmayı amaç edinmiştir.

Yukarıda bahsettiğimiz hususu destekleyici nitelikteki Hz.Aişe’nin şu sözlerine burada yer vermek faydalı olacaktır: “ Kur’an’dan ilk nazil olan ayetler cennet ve cehennemi anlatıldığı mufassal surelerdir. İnsanlar İslam’da toplandıkları zaman helal ve haram konularını içeren sureler inmiştir. Eğer başlangıçta ‘ içki içmeyin ‘ şeklinde bir vahiy inseydi ‘ biz asla içki içmeyi terk etmeyiz ‘ ‘ zina etmeyin ‘ şeklinde bir vahiy inseydi ‘ biz asla zinayı terk etmeyiz ‘ derlerdi. “

Tevhid ile birlikte işlenen birçok konu vardır. Bunlar arasında ahiret ve öldükten sonra dirilme, cennet ve cehennemdir. Ahiretin mutlaka gerçekleşeceği üzerinde sıkça durulmuştur. İslam’ın temel inançlarını oluşturan bu inançlar da İslam öncesi Arap toplumunun benimsemediği, inanmadığı inançlardı. Ahretin gerçekleşeceği, insanların tekrar diriltileceği, cennet ve cehennemin hak olduğu gibi birçok mesele üzerinde durularak bu inançların sağlam bir zemine oturtulması için çaba gösterilmiştir. Bu konuların yanında dünyadan tamamen kopmanın da hoş karşılanmadığı söylenmiştir ve dünya-ahiret dengesine vurgu yapılmıştır. Kasas Suresi 77.ayette  “ İnsanın ahrete hazırlanırken dünya nimetlerinden nasip almayı da unutmaması gerektiği “ söylenmiştir.

Mekke döneminde inanç konularının yanında verilen mesajlarda genel olarak Cahiliye Arap Devri olarak tabir edilen dönemde toplumda mevcut olan yanlış uygulamalar kötülenip yasaklanıyordu. Adam öldürme, kız çocuklarını diri diri toprağa gömme, haksızlık, zulüm, insanların malını haksız yere yemek, gurur, kibir, kabilecilik gibi Cahiliye Araplarının kötü alışkanlık ve uygulamaları kötülenip yasaklanıyordu.

İyilik yapmak ve adalet kavramı da üzerinde çok durulan meseleler arasındadır. Rahman Suresi 60.ayetinde iyiliğin karşılığının ancak iyilik olduğu söylemiştir. Necm ve Fatır Surelerinde adalet emredilmiş; suçun ferdiliği konusu üzerinde durulmuş, ancak suçu işleyen kişinin cezalandırılması gerektiği söylenmiştir.

Görüldüğü üzere Mekke döneminde genel olarak tevhid inancı oluşturulmaya çalışılmıştır. Bunun yanında ise ahlaki bozukluklar giderilmeye çalışılmış; güzel ahlak övülmüş, çirkin işler kötülenip yasaklanmıştır.

Mekke döneminin sonlarına doğru nazil olan ayetlerde Hz. Peygamber’in diğer insanlardan hiçbir farkının ve gücünün olmadığı dile getirilmiştir. Onun sadece Allah’ın vahyine uyduğu vurgulanmıştır. Bu dönemin sonuna doğru inen diğer ayetlerde ise şuradan bahsedilmiştir. Müslümanların işlerini danışma ve istişare ile yapmaları gerektiği belirtilmiştir.

Evet değerli okuyucu yazımızı fazla uzatmadan sizleri de sıkmadan Hz. Muhammed’in Kur’an-ı Kerim’in ışığında Mekke döneminde insanlığa iletmeye çalıştığı mesajı ele almaya çalıştık. Bu dönemde ele alınan konuların genel olarak tevhid, nübüvvet, ahiret inancı, cennet ve cehennem gibi konuları olduğu gördük. Toplumda sapık inanç sistemi kaldırılarak tek Allah inancı toplumda egemen kılınmaya çalışılmıştır. Bu inanç sisteminin yerleşemeye başlaması ile beraber dönemin içerisinde ibadetler de şekil almaya başlamıştır. Dönemin sonuna doğru 5 vakit namaz kesinleşmiştir, zekât konusu üzerinde de durulmuştur. İbadetler de ihlâs emredilmiştir. Allah’ın emir ve yasaklarının her şeyin üstünde olduğu dile getirilmiştir.

Umarım yazımız faydalı olmuştur. Elimizden geldiğince, kalemimizin yettiğince anlatmaya çalıştık Allah niyetlerimizi kabul etsin. Bir sonraki yazımızda görüşmek dileğiyle… Selam ve dua ile…

-Evet, neler hisssettin bakalım!
  • Büyülendim
  • Mutlu Oldum
  • Üzüldüm
  • Sinirlendim
  • Canım sıkıldı
  • Korktum
Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Yazar:
Etiketler: , ,
Eklenme Tarihi: 13 Ağustos 2017

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın