AKHILLI OYUN 10. BÖLÜM

yorumsuz
155 Okunma

İlk defa sonraki bölümü hazırlamadan bölüm paylaşıyorum. Yani ben de sizin gibi pazartesi neler olacağını bilmiyorum 😊 Tavsiyelerinize açığım 😉 Keyifli okumalar ❤❤❤

AKHILLI OYUN
10. BÖLÜM

Zehra da sarılarak “senin şuçun değildi” diye ağlamaya devam etti. Ömerin içindeki duygu seli de açığa çıkınca gözyaşları gözyaşlarına, hıçkırıkları hıçkırıklarına karıştı. O halde ne kadar duracakları muammaydı ama öylesine bütünleşmişlerdi ki şu anda onları ayırmaya bir vincin bile gücü yetmezdi. Gözyaşlarını silerek o tek yürek olmuş torunlarını izleyen AkBıN “Bilmediğin şeyler var Zehram” diye söylendi.
……………………………………..
Sabahın ilk ışıkları yatağa vurduğunda yüzünde kurumuş gözyaşlarının gerginliğiyle uyandı Zehra. Gözlerini açtığında yatakta doğrularak, boğazında düğümlenmiş yumruyu güçlükle yutkunup ayakucuna baktı ama boştu. Bu boşluğun burukluğu ile başını odanın içinde gezdirdi. Gözü, Ömerin yattığı koltuğa takıldı ama orası da boştu. Bunun üzerine üstündeki örtüyü iki koluyla bir hamlede geriye atıp yatakta zıplayarak ayağa kalktı. “Yeter bu kadar dram da!” dedi kendi kendine… “Herşeyi unutup özümüze dönelim ve hikayemize kaldığımız yerden devam edelim” diyerek yatağın üstünde zıplamaya başladı. Trambolin edasıyla her defasında daha yükseğe daha yükseğe zıplamaya çalışırken adeta mutluluk şarz etmeye çalışıyordu. Bir yandan da “Hiç bir sorun yok mutluyum mutluyum mutluyum….” diye tekrarlamayı da ihmal etmiyordu. Zıplama esnasında yatağın kenarına kadar kaydığını farketmeyip yere çakıldığında “ Ben kimi… kimi kandırıyorum ki!.. Benim hayatımın kendisi koca bir sorun” diye söylendi. Gözünde dışarı çıkmak için can atan gözyaşlarını bastırdı. Güçlükle yutkunup kendini sıktı. Elleriyle yere bastırarak güç alırken “artık gözyaşı yok ben çok mutluyum” diye tekrarladı.
Kapının tıklanmasıyla hızla doğrulup ayağa kalktı ve kollarını açarak “ne kadar güzel bir gün değil mi” diyerek olduğu yerde zıpladı. Bunu yaparken mutlu görünmeye çalışıyordu … Gelen Hediyeydi. Gözlerindeki nemi farkedip durakladı.Gözlerini odanın içinde gezdirerek;
Hediye: Kahvaltı hazır Zehra hanım… yine Ömer Bey yok galiba
Hediyenin ne demek istediğini anlamıştı. Ömere eskisi gibi gıcık olmuyordu ama onunla uğraşmak tarifsiz bir haz veriyordu. Fırsat bu fırsat yüzündeki mutluluk maskesini çıkarıp, yüzünü düşürdü ve hafifçe kafasını salladı onaylamak için.
Hediye: Üzülme kızım üzülme bir gün kıymetini anlayacak merak etme
Zehra: İnşallah ( dedi buruk bir tebessüm takınarak)
Hediye: Hadi kahvaltıya in de güç topla biraz, iki gündür çok üzüldün. Değmeyecek kişiler için yıpratma kendini
Deyip döndüğü anda yine Ömerle karşılaştı. Yanından geçerken biraz önce Zehranın gözlerinde gördüğü hüznün verdiği öfkeye engel olamayarak, vargücüyle Ömerin ayağına bastı ve imalı bir şekilde “Afedersiniz Ömer Bey yanlışlıkla oldu. Ama yine de bana ceza vermek isterseniz bahçeye bi köpek kulübesi yaptırabiliriz” deyip gitti. Ömer ayağının acısına mı yansın Hediyenin anlamsız davranışlarına mı bilemedi. Odaya girip Zehraya sordu;
Ömer: Hediye abla biraz garip davranmıyor mu?
Zehra: ( gülmemek için kendini zor tuttarak) Ben nerden biliyim. Kaç yıllık çalışanınız, sizden iyi tanıyacak değilim ya… Hadi kahvaltıya inelim artık
Derken önce üstünü başını kontrol etti. Neyseki normal bir gecelik vardı. Ömer, Zehranın kıyafetlerini kontrol ettiğini farkedip gülümsedi. Zehra Ömerin güldüğünü görünce biraz bozuldu.
Zehra: Ne gülüyorsun?
Ömer: Hiiiiç aklıma bişey geldi.
Zehra: Sakın o çiçekli basma donu aklından geçiriyim deme. Şimdi çekil önümden
Deyip yanından geçerken ayağı takıldı ve onu tutmaya çalışan Ömerle birlikte yatağa düştü. Zehra altta Ömer üstte bir süre gözgöze kalakaldıklarında ilk kendine gelen, Akbının kikirdeme sesiyle Zehra oldu. Kafasını yana çevirip “yine başlama oyunlarına sana olan kırgınlığım henüz bitmedi ” dedi sinirle.
Ömer: Ne oyunu? Asıl oyun oynayan sensin. Bakıyorum da her fırsatta bana yakınlaşmaya çalışıyorsun artık (sırıttı) Ben de bu fırsatları değerlendiriyorum sadece
Bu sefer sana demedim deme gereği duymadı. Bi karışıklığı daha kaldıracak gücü yoktu.
Akbın: Size romantik ortamlar hazırlıyorum fena mı?
Zehra: İstemez senden hiçbir beklentim yok artık
Ömer: Beklenti derken? Daha önce nasıl beklentilerin vardı ki (yine sırıttı)
Zehra: Tövbe tövbeee… Neyse ben üstümü değiştirip inerim sen in istersen
Ömer: Hayır seni bekleyeceğim yine Ayşenin hışmına uğramak istemem.
Zehra: Sen bilirsin
Diye giyinme odasına geçmesiyle koşarak geri gelmesi bir oldu
Zehra: Fare…Fare var orda?
Ömer: Nerde?
Zehra: Orda giyinme odasında
Ömer giyinme odasını kontrol ederken Zehra da koltuğun üstüne çıkmıştı.
Ömer: E burda bişey yok
Zehra: Nasıl olmaz ordaydı gördüm.
Ömer: Nasıl bağırdıysan artık zavallı fare korkudan kaçmış
Zehra: Hahaha çok komik
Ömer: Hadi in artık o koltuktan bizi bekliyor herkes
Zehra: Hayatta olmaz ben o yere basamam artık… ya yeniden gelip ayağıma dolanırsa
Ömer: Tüm hayatını o koltuğun üzerinde mi geçireceksin yani
Zehra: Gerekirse….
Zehra daha tam cümlesini tamamlamadan Ömer bir hamlede Zehrayı kucakladı.
Ömer: Bugün kahvaltıya pijamalarınla ineceksin anlaşılan
Diyerek salona doğru yürümeye başladı.
Zehra: Napıyorsun bırak beni
Ömer: Emin misin? (bırakacak gibi yapar)
Zehra: Hayır hayır tut
Diyerek düşmemek için Ömerin buynuna sarıldı. Odadan çıkarken arkalarından kuyruğundan tuttuğu oyuncak fareyi sallayarak onlara bakan Akbını farketti. Gözlerini kocaman açıp yine mi oyun der gibi sinirli bir bakış attı Ömerin omzunun üstünden. Ardından gülümseyip Ömere daha da sarılarak anın tadını çıkardı.
……………………………………..
Kahvaltıdan sonra Ömer çalışma odasına geçerken Zehra tekrar odaya döndü. Akbın hala odada onu bekliyordu sırıtarak…
Zehra: Şu deli oyunlarını bırak artık
Akbın: Bizde deli oyun olmaz…Olsa olsa akhıllı oyun olur…
Zehra: Yemişim akhıllı oyununu…Hem ordaki k yı hırlatınca daha mı sevimli olduğunu sanıyorsun
Akbın: Değilmiyim diyerek kirpiklerini kırpıştırdı
Kahretsin ki sevimliydi ve bu sevimliliği her yaptığını unutturuyordu. Ne yaparsa yapsın acayip bir şeytan tüyü vardı. Onu hep pamuk nine hayaliyle dinlemişti babasından.. Saçlarının pamuk gibi olduğu doğru, ama ruhunun böyle çatlak olması hiç aklına gelmezdi.
Zehra: Boşuna uğraşma senin bu ucuz oyunlarınla Ömeri bana yakınlaştıramazsın
Akbın: İddiaya var mısın?
Zehra: Yokum tabiki…Seninle iddiaya girecek kadar kafayı yemedim henüz.
Diyerek yürüyüp yatağa oturdu. Sonra dün gece Ömerle yaptıkları sohbeti düşündü gülümseyerek. Gece geç saatlere kadar konuşmuşlardı. Birkaç saatte Ömeri yıllarca tanıyormuş gibi olmuştu adeta. “Aslında Alevi sevmiyormuş tıpkı bizimki gibi mecburi bir evlilik olacakmış onlarınki. Ömerin tek istediği şey annesinin isteğini yerine getirmekmiş meğer.” Diye düşündü. Ömerin kuzeni olduğu gerçeği geldi aklına buna inanamıyordu. Onları çok önceden bağlayan bir bağ varmış meğer. Kollarını sonuna kadar açıp gerinerek yatağa attı kendini. İçinde tuhaf bir huzur vardı. Ömerle konuşmaları bitip yatağa yattığında Akbın gelmiş yaptıkları için özür dilemişti ama Zehranın kırgınlığı kolay geçecek gibi görünmüyordu. Son olanları düşünüp bunların ağırlığı ile ağlayarak uyumuştu ama bu gözyaşları tüm kırgınlığını silip süpürüp götürmüştü adeta. Birden Ömerin koltukta yatma inceliğini düşünüp gülümsedi. Akbının sesi ile daldığı düşüncelerden çıktı
Akbın: Sil o ağzının kenarını.. yine gülüşünden Ömer akıyor
Zehra: Hiç te bile…Ne alakaaaa?
Dedikten sonra kalkıp kaçar gibi banyoya gitti. Arkasından Akbın “herşeyde bi alaka buldun bi bunda bulamadın yani” diye söyleniyordu zafer kazanmış edasıyla keyifli keyifli gülerek…
……………………………………………..
Çalışma odasında evraklara boğulmuş bir halde çalışırken, birden kendini Zehranın hayalinin içinde buldu. Masasında duran kağıtlar rüzgarın etkisiyle uçuştuğunda, ahenkle dans eden saçları geldi gözlerinin önüne… Kristal aksesuar adeta Zehranın bembeyaz teni gibi süslüyordu masasını… Siyah denge topları bir çift siyah zeytin gözü hatırlattı. Gülümseyerek topun birine yavaşça dokundu. Birbirine vurdukça ritmik bir sesle hareket eden toplar, yaptığı sakarlıklarla şaşkın şaşkın yerinden oynayan gözlerle bütünleşti. Yüzündeki gülümseme iyice yayıldı. Eline ahşap stampayı aldığında o sevimli burnu düşünmeden edemedi. Stampayı mühür tablasına bırakırken tabladaki mürekkebin onun dudakları kadar kırmızı olduğunu farketti. Ardından gözü iki kalemin dik bir şekilde durduğu dolma kalem standına takıldı. Tıpkı Zehranın sütun bacakları diye düşünürken “öhööö öhööö” diyerek kendine getirdi kendini. “Ne saçma şeyler düşünüyorum ben böyle” diye silkelendi. Ayağa kalkıp yine gülümseyerek onun tatlı kaçık hallerinin anneannesine ne kadar benzediğini düşündü. İstemsizce yatak odasına doğru ilerlemeye başladı yarım saattir görmediği karısına duyduğu özlemle…
………………………………………………..
Zehra banyodan çıktığında Akbınle gözgöze gelmemeye gayret gösterse bile hala güldüğünü farkedebiliyordu. Umursamıyor görünmeye çalışarak;
Zehra: Şu gülmeyi kes artık
Akbın:kıhkıhkıh……
Zehra: Şu gülmeyi kes dedim sana
diyerek yataktan aldığı yastığı Akbına fırlattı. Oysa unuttuğu birşşey vardı. Akbın ruhtu ve bu yastık ona işlemezdi. İçinden geçip ilerlemeye devam eden yastık, kapıdan girmekte olan Ömere çarptı ve sendeleyerek kafasını duvara çarpıp yere yığılmasına sebep oldu. Zehra panikle yerde baygın yatmakta olan Ömerin yanına koşarak oturup kafasını dizlerine aldı. Bir kaç sefer “Ömer, Ömer…” diye seslendikten sonra yanlarına gelip telaşla Ömere bakan Akbına döndü ve;
Zehra: Bana yaptırdığın şu sakarlıkları Ömerin üzerinde denemesen olmaz mı?
Akbın: Bu sefer benim bi alakam yok valla dedi iki elini havaya kaldırarak
Ömer, hafifçe gözünü araladığında gözlerini tekrar kapatıp açmak zorunda kaldı. Büyüyen gözbebekleriyle gülümseyerek baktı ve;
-Anneanneeee!…

-Evet, neler hisssettin bakalım!
  • Büyülendim
  • Mutlu Oldum
  • Üzüldüm
  • Sinirlendim
  • Canım sıkıldı
  • Korktum
Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Yazar:
Etiketler:
Eklenme Tarihi: 6 Ağustos 2017

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın