AKHILLI OYUN 9. BÖLÜM

yorumsuz
180 Okunma

Bu bölüm alışılmış Akhıllı Oyun bölümlerinden biraz farklı oldu. Ama arasıra bu şekilde olmak zorunda gibi görünüyor. Yorumlarınızı çok merak ediyorum. Umarım beğenirsinin. Keyifli okumalar…

AkBıN iç ses: Benim olmasını en çok istediğim şey kızımın son isteğiydi. Bunu sana yaptırdığımı sanıyordum ama maalesef henüz tamamlanmamış. Birbirinize aşık olup gerçek evlilik gerçekleşene kadar oyunlarıma devam etmeliyim ve bunu bir süre sen bile bilmesen daha iyi olur.
Zehra: Neyse üzülme buluruz bir çaresini
AkBıN: Sen şimdi beni bırak da kendine bi çeki düzen ver. Kalk bi giyin makyaj yap süslen iyice kadın olduğun belli olsun.Kocan seni iki gündür öcü gibi görüyo.
Zehra: Aman be babanne biz gerçek evli bile sayılmayız apar topar olan evlilik bu kadar olur.
AkBıN: Kız ayağımın altına aldırma şimdi. Ayak serçe parmağını sehpaya çarpasıca kalk hazırlan in aşağı gözünün önünden ayrılma. Alev denen mendebura bırakma meydanı.
Zehra: Uf babanne ya
Söylenerek ayağa kalktığında daha bir adım bile atamadan sehpaya çarptığı ayağını tutarak acı içinde yere devrildi. Acıdan gözünden yaş gelmeye başladığında AkBıN a dönüp;
Zehra: Hay senin çenenin ayarına ( dedi güçlükle)
AkBıN in kikirdemesi eşliğinde ayağa kalkıp aksayarak giyinme odasına geçerken “dost musun düşman mı belli değil” diye homurdanıyordu.
Kırmızı bir elbise giyip , kırmızı rujlu hafif bir makyajla salona girdiğinde Alevi Ömere sırnaşırken buldu.
Alev: Ömeeer hastaneye hep birlikte giderdik bu sefer hiç teklif etmedin
Zehra iç ses: Babannem haklı mendeburun dibi bu kız… Başta üzülmüştüm ama artık fena ayar olmaya başladım bu kara kafaya.
Zehra: Çünkü artık arabada sana yer yok Alev. Ben varoş gülü olduğum için arkada yanıma oturmak istemezsin. Önde de Ayşe oturduğuna göre hadi sana bye bye…
Ayşe ve Ömerin koluna girip adeta onları sürüklercesine salondan dışarı çıkarırken Ömer hayran hayran ona bakıyordu. Tam kapıdan çıkarken arkasını dönüp çatlatırcasına Aleve göz kırpmayı da ihmal etmedi.Ömer ve Ayşe bu davranışı memnuniyetle karşılarken kıskançlık krizine giren Alev ellerimi yumruk yapıp hırsla bağırdı arkalarından.
………………………….
Hızla kapıyı açıp gözlerinden ateş fışkırırcasına odaya girerken “nerdesin? çık ortaya” diye bağırdı. Banyoya, yatağın altına içine,perdenin arkasına, hatta çekmecelere bile baktı. Odada adeta dört döndü. Arkasından gelen Ömeri farkettiğinde sinirlerine hakim olmaya çalışarak koltuğa attı kendini.
Ömer: Noldu birden sana? Neden koşarak terkettin hastaneyi?
Zehra: Hiiiiç etkilendim üzüldüm biraz ( bunu söylerken gözlerini kaçırıyordu )
Ömer: Biz alıştık artık senelerdir onu öyle görmeye
Zehra:…….
Ömer: Neyse sen biraz dinlen ben çalışma odasındayım
Zehra:…….
Ömer odadan çıktıktan sonra içinde güçlükle tuttuğu gözyaşlarını artık tutamaz hale gelmişti. Hıçkırıkla karışık gözyaşı seli yüzünü sırılsıklam ettiğinde yanağını silerken “yine bana oyun oynadın” diye söylendi.
AkBıN: Ruhum kurusun oynamadan duramıyorum
Zehra: Neden söylemedin bana?
AkBıN:…………..
Zehra: Söylesene neden söylemedin?
AkBıN: Neyi?
Zehra: Ömerin halamın oğlu olduğunu
AkBıN: Söylesem ne olacaktı ki
Zehra: Söylesem ne olacaktı ki mi? Resmen oyun oynadın benimle…Ya hiç mi sevmedin beni ya…Hiç mi değer vermedin… 12 temmuzda beni evliliğe zorlaman da bunun için miydi? Tek derdin sevgili kızının son isteğini yerine getirmekti değil mi? Bu uğurda genç bir kızın hayatını zindana çevirmişsin hayallerini yıkmışsın gururuyla oynamışsın umrunda mı? Değil tabi ne hayallerim ne de ben umrundayım.
AkBıN: Ben senin için de yaptım bütün bunları. Ömer senin için iyi bir eş
Zehra: Sen mi karar vereceksin iyi bir eş olduğuna. Bana sordun mu? Ömere sordun mu? Sormazsın tabi… Onun başka birini sevdiğinin farkında değil misin? Ama yooook… Her şeyin en doğrusunu sen bilirsin çünkü… Fikriye Sultan birşeye karar verdiyse onu uygular. Kimsenin bu kararı sorgulamaya hakkı yoktur. Yıllar önce de halamı babama tercih ettiğinde aynı şeyi yaptın karar verdin ve uyguladın. Bir kere bile görüşmelerine izin vermedin. Neden? Asil bir aileye gelin gitmiş abisiyle iletişimi bu ilişkiyi etkilermiş. Babam senelerce ölen kızkardeşinin yanında olamamanın vicdan azabını yaşadı. Bazı geceler gizli gizli ağladığına şahit olurdum. Ama bana hiçbirşey anlatmazdı. Annemin ağzından kaçırmasıyla öğrendim çoğu şeyi. Ama annem haklıymış sen paradan başka hiçbir şeye değer vermezsin
AkBıN: Çok biliyo o muşmula suratlı önce kendine baksın
Zehra: ( Durdu gözlerini kocaman açtı) Sana söyleyecek şey bulamıyorum artık. İnsanda azıcık pişmanlık olur ya azıcık…Ama sende vicdanın zerresi yok
Zehra hıçkırıklarını bastıracak gücü kaybetmiş dizlerinin üstüne yığılıp kalmıştı. Tüm vücudu sarsılırcasına hıçkırıklara boğulmuştu. İki büklüm bir şekilde yürek acısıyla kıvranırken, hem ağlıyor hem “hayatımı mahvettin” diye bağırıyordu. “Nefret ediyorum senden nefret” dediği anda Ömer içeri girdi.
……………………………..
Flashback;
Ayşe ısrarla Zehrayı ön koltuğa oturturken kendisi de arkaya geçti.
Ayşe: Bu Allahın bir lütfu olmalı. Sizi birbirinize öyle yakıştırdım ki!… Annem bu tarihte evlenmeni vasiyet ederken birşeyler biliyor olmalı
Zehra: Vasiyet mi?
Ömer: Evet annem ölmeden önce benim 12 Temmuzda evlenmemi vasiyet etmişti. Dün size anlatmaya çalıştığım mecburiyetim buydu.
Zehra: Peki ama neden?
Ömer: Çünkü annemi 10 yıl önce bu tarihte kaybettik ve ölmeden önce “on yıl sonra bugün evleneceksin ve bugünü ölüm yıldönümüm değil evlilik yıldönümün olarak hatırlayaksın ancak o zaman huzur bulabilirim” diye söz verdirtti ve sık sık rüyalarımda bana bu sözü hatırlattı.
Zehra: Üzüldüm…Eğer ben o gün sakarlık yapıp seninle çarpışmasaydım geç kalmayacaktım ve evraklarımız karışmayacaktı. Böylece sen bugün sevdiğin kadınla evli olacaktın.
Ömer dikiz aynasından Ayşe ile gözgöze geldi. Açıklama yapmak istediyse de şimdilik buna gerek duymadı.
Ayşe: Üzülme Zehra hayırlısı böyleymiş
Zehra:………….
Ayşe tekrar abisinin gözüne baktı. Zehrayı üzdükleri için üzülmüştü ama nasıl telafi edeceğini bilmiyordu.
Ayşe: Bak seni hastanede annannemle tanıştıracağız. Öyle ponçik öyle tatlıdır ki. Görünce çok seveceksin
Zehra: Bi anneanneniz mi var? Geçmiş olsun ciddi mi rahatsızlığı?
Ömer: Evet ciddi sayılır… Yıllardır hastanede ve biz onu her ziyaretimize o gün iyileşmesi ümidiyle gidiyoruz
Zehra: Üzüldüm
Ayşe : Anneannemi tanısaydın çok severdin eminim. Sağlığı yerindeyken çok neşeliydi. Girdiği en kasvetli ortamları bile bir anda canlandırırdı. Hayat dolu bir kadındı ama annemin vefatını kaldıramadı.
Zehra: İnşallah bir an önce sağlığa kavuşur.
Ayşe: İnşallah
Ömer: İnşallah
Hastaneye geldiklerinde arabayı otoparka parkedip indiler. Hastane çiçekçisinden çiçek yaptırıp soğuk hastane koridorunda ilerlediler. Zehranın içinde tuhaf bir his vardı. Odaya yaklaştıkça içini sebebini bilmediği bir heyecan ve stres kaplıyordu. Ne işe yaradığını bilmediği birçok alet ve makine ile kaplı bir odaya girdiklerinde, içerdeki sessizliği bozan sadece o makinelerin itici sesiydi. Odanın köşesinde boylu boyunca yatan anneannesi olmalıydı. Zehra yanına gitmeye çekinirken diğerleri ilerledi ve bir elinden Ayşe, bir elinden Ömer tuttu. “biz geldik anneannecim bak sana kimi getirdik” diyerek Zehraya baktılar. Bu bakışlar Zehrayı yanlarına gitmeye mecbur bıraktı. Yanlarına vardığında yatakta cansız gibi yatan tanıdık bedeni gördü ve neye uğradığını şaşırdı. Bir süre ne yapacağını bilemese de en sonunda içindeki kaçıp gitme dürtüsünü bastıramadı ve koşarak odayı terketti. Koşarken son bir yıldır yaşadıkları, Ömerin annesi ile ilgili anlattıkları ve AkBıN in söyledikleri bir film şeridi gibi uğultuyla beyninden geçiyordu. Parçaları birleştirdiğinde ortaya çıkan gerçek kaldırabileceği bir büyüklükte değildi..Ayşe ve Ömer buna bir anlam veremeseler de peşinden gitmek zorunda kaldılar. Ama Zehra taksiye binip uzaklaşmadan ona yetişemediler.
…………………………………
Ömer odaya girdiğinde yavaşça ilerleyip Zehranın yanına çöktü. Bir elini onun omzuna koyup;
Ömer: Son zamanlarda yaşadığın şeyler hiç kolay değildi. Tüm yaşananların birikimi anneanneme üzüntünle patladı galiba. Ama tüm bunları içinde tek başına taşımana gerek yok artık, tüm sıkıntılarını bana anlatabilirsin. Ayrıca benden nefret etmeni haketmiyorum. Senin kadar olmasa da benim için de çok zordu. Sana yaşattıklarım için özür dilerim
Diyerek sımsıkı sarıldı Zehraya. Zehra da sarılarak “senin şuçun değildi” diye ağlamaya devam etti. Ömerin içindeki duygu seli de açığa çıkınca gözyaşları gözyaşlarına, hıçkırıkları hıçkırıklarına karıştı. O halde ne kadar duracakları muammaydı ama öylesine bütünleşmişlerdi ki şu anda onları ayırmaya bir vincin bile gücü yetmezdi. Gözyaşlarını silerek o tek yürek olmuş torunlarını izleyen AkBıN “Bilmediğin şeyler var Zehram” diye söylendi.

-Evet, neler hisssettin bakalım!
  • Büyülendim
  • Mutlu Oldum
  • Üzüldüm
  • Sinirlendim
  • Canım sıkıldı
  • Korktum
Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Yazar:
Etiketler: ,
Eklenme Tarihi: 4 Ağustos 2017

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın