ASK 7-8.BÖLÜM

yorumsuz
129 Okunma

Zehra:
İkimizde susuyorduk. Aklıma takılan bazı şeyler olduğundan sessizliği bozan ben oldum. “Bu alev çok mu tehlikeli?” Sanki kötü bir şey demişim gibi ters bir bakış attı. Ardından “hemde senin düşünemeyeceğin kadar” dedi. Resmen bana hakaret ediyordu. Sakin ol Zehra. Ne söylerse söylesin karşılık verme. Bunu babam için yapıyorum. Sadece altı ay. Altı ay dayanacaksın. “Yani yemek boyunca bizi sıkıştıracak” dedim sakinleşerek. “Evet. Hatırlıyorsun değil mi çalıştıklarını? ” bunu söylerken sakin olmaya çalışıyordu. Anlaşılan kardeşini çok önemsiyordu. Oyunun ortaya çıkmaması için nelere katlanıyor. Ama ne olabilir ki.Neden kardeşine böyle bir oyun oynuyor? Hasta demişti. Ama her hasta olana yalan söylenmez ki. İnsan neden yalan söyler. Tabi ki mecburiyet. Tıpkı benim mecbur olduğum gibi. Ama onun durumu benim ki kadar zor değildir. Ben sonuçta bu oyunu babam hayatta kalsın diye kabul ettim. Ben düşüncelere dalmışken “bir cevap bekliyorum” demesi ile kendime geldim. “Evet. Hepsini hatırlıyorum. Merak etme ben açık vermem. Sen çalıştın mı peki?” Sorduğum soruya gayet sakin bir şekilde cevap verdi. “Tabi ki de. Sen pot kırma yeter.”

Konağa varmıştık. Saat altı olmuştu. Muhtemelen herkes bizi bekliyordu. Kapıya yavaş tedirgin adımlarla yürüdüm. Oda hemen arkamdaydı. Zile bastı. Kapıyı gençten bir kız açtı. “Hoş geldiniz Ömer bey” dediğinde ” herkes salonda mı Nazan?” Diye sordu. Adı Nazan imiş. Kafasını evet anlamında sallayıp eşyalarımı aldı. “Arabada Zehra’nın eşyaları var onları misafir odasına götür Nazan” dedi. Tamamen unutmuştum ben bu geceden itibaren bu konaktaki altı ay başlıyordu. Allah’ım sen bana dayanma gücü ver.

Salona doğru yürürken ev halkı için seçtiğim hediye sağ elimdeydi. Boşta kalan sol elimi ise o tutmuştu. Sessizce ona döndüm. “Ne yapıyorsun sen” dediğimde sinirlendi. “İnandırıcı olmalıyız. Bozma sakın. Ve gülümse” bana böyle emirler vermesine gerçekten sinir oluyordum. Salona el ele girdiğimizi görünce herkes çok mutlu oldu.

Bir kişi hariç. Muhtemelen bu bahsedilen alevdi. Bakışlarımı sağ tarafa çevirdiğim de Ayşe heyecanla yanıma geldi. “Zehra canım senin abim ile birlikte olmana o kadar sevindim ki. Yani mutluluğu mu kelimeler ile anlatamıyorum. ” gerçekten de mutluluğu tarif edilemezdi. Yüzündeki gülümseme, gözündeki mutluluk, hareketlerindeki heyecan… Elimdeki hediyeyi Ayşe ye uzattım. “Çok pahalı bir şey değil ama…” dedim mahcup bir şekilde. Hediyeyi açtı. Üzerine Ayşe yazdırdığım vazoyu görünce çok mutlu oldu. ” önemli olan düşünmen canım” dedi mutlulukla. Ayşe gerçekten de bizim birlikte olmamıza seviniyordu. En az onun kadar arkasında duran kadında mutluydu. Bana yaklaşarak elini uzattı. “Hoş geldin zehracığım. Seni tanıdığıma çok mutlu oldum. Ayşe’nin anlattığı kadar güzel birisin. Ben Ömer’in annesi müzeyyen. ” aynı samimiyetle elimi uzattım. “Bende çok memnun oldum tanıştığıma. Ömer sizlerden bahsetti.”

Göz ucu ile Ömer’e baktım. Durumdan gayet memnundu.Tabi şimdilik. Bakalım bu gece ve önümüzdeki altı ay ne gösterecekti. Ayşe söylediğime şaşırdı. “Abim bizden bahsetti mi? Normalde hiç bir şey den bahseden biri değil. Onda yıktığın ilk duvar bu. Ben inanıyorum ki abim seninle birlikte çok mutlu olacak. Ve sen onda daha bir çok duvarı yıkacaksın. ” Ayşe bunu söylerken muzipçe gülüyordu. Bu hali ona hem olgun bir kadın görünümü verip aynı zamanda yaramaz bir çocuk edası katıyordu. Onun neden kardeşini bu kadar sevdiğini anladım bu gece. Aralarında inanılmaz bir bağ vardı çünkü. Ayşe birden hala ayakta olduğumuzu fark etti. Mahcup bir hali vardı. “Ayakta kaldın canım. Geç otur şöyle abimle yan yana. Kusura bakma ne olur. Heyecandan unuttum.” Kendini rahat hissetmesi için samimi bir ifade ile “hiç sorun değil Ayşeciğim.” Dedim.

Biz sohbete dalmışken elli yaşlarında biri müzeyyen hanıma sofranın hazır olduğunu söyleyerek gitti. Daha fazla beklemeden masaya geçtik hep beraber. Masayı donatmışlardı. Ne ararsan vardı. Ve yemekler harikaydı. “Yemekler çok güzel. Bayıldım. ” dedim Ayşe ye bakarak. Yemekleri beğenmeme sevindiği her halinden belliydi. “Hediye abla çok güzel yemek yapar. Bu yaptığı yemeklerin hepsi senin için özel canım”dediğinde utanmış
tım. Bir eksik olup olmadığını sormak için masaya gelen hediye ablaya döndüm. “Yemekler çok güzel olmuş elinize sağlık. ” dedim. Teşekkür ederek geri mutfağa döndü.

Yemeği bitirmiş tekrar salona geçmiştik. Ben ve Ömer üçlü koltukta oturduk. geri kalan herkes bizi rahatta görebileceği yerlere oturdu. Ayşe sevinçle karşımıza oturdu.”evet anlatın bakalım nasıl tanıştınız. Her şeyi tek tek bilmek istiyorum.” Daha önce ne anlatacağımızı konuştuk bu yüzden soruyu ben cevapladım. “Aslında biz çok klasik bir şekilde çarpışarak tanıştık. Benim acelem vardı ve işe yetişmek için koşuyordum. Oldukça gecikmiştim. Elimde dosyalar falan vardı. ” birden Ayşe durdurdu beni. Heyecanla “sonrasını abim anlatsın. Hadi abi seni dinliyoruz.” Dedi sevinçle.

Ömer Ayşe’nin ricasını kırmadı. Ve benim yarıda bıraktığım sözde tanışma hikayemizi anlatmaya devam etti. “Ben köşeyi dönmek üzere iken Zehra koşarak geliyordu. Tam köşede çarpıştık. Dosyalar yere düştü hep. Zehra eğilip toplamaya başladı. Hata onundu. Ne yapacağımı bilemedim. Sonra eğildim toplayıp eline verdim. Onların şirkette oldu bu tabi.” Ayşe inanmıştı. Ama alev hemen kurcalamaya başladı. Ona ne ise! “Peki ne zaman oldu bu. Bizim holding ne zaman onların şirket ile görüştü. ” Alev in bu yersiz sorusuna kapak gibi cevabı Ömer vermişti. “Gittiğim yerlerin, yaptığım anlaşmaların hepsini sana anlatmak gibi bir sorumluluğum olduğunu bilmiyordum. Bir daha haber veririm. Merak etme!” Ömer in bu iğneleyici tavrı Alev i rahatsız etmişti. Kurcalamayı bırakıp durumu toparlamaya çalıştı hemen. “Ha yok Ömer sen beni yanlış anladın. Hesap sormak değilde bu kadar zaman neden sakladınız. Merakım buydu. Hem Zehra’nın ailesinden hiç bahsetmedik.” Büyük bir zafer kazanmış gibi bir eda ile bana döndü. “Eee anlatsana Zehra ailen ne dedi bu işe. Yani evlenmenize. Madem evlilik hazırlıkları başladı neden ailen de gelmedi konuşmaya. ” Alev’e bu zaferi vermeyecektim. Gayet sakin bir şekilde sorusunu yanıtlamak için Alev’e döndüm. “Ailem Ömer i onlara ne kadar anlattıysam da bu işe onay vermedi.” Tam devam edecekken Ömer elimi tuttu ve söze o devam etti. “Beni kızlarını bir kaç ay sonra bırakacak biri olarak düşünüyorlar. Onlara kaç kez öyle olmadığını anlattım. Bu yüzden sade bir düğün istedik. İleride bizi af ettiklerin de güzel bir düğün yaparız. ” Ömer konuşmayı bitirince annesi söze başladı. “Ama böyle olmaz ki oğlum. Ailenin rızası olmadan. Çağırın biz konuşalım. Yada ben gidip konuşayım. ”
Müzeyyen hanımın söyledikleri beni üzmüştü. “Lütfen bu konuyu kapatalım. ” Ömer in elini tuttum. “Biz birbirimizi seviyoruz. Ve Aşkımız ile ailemi ikna edeceğiz. ” Ayşe gülerek hemen söze girdi. “Birde çocuk olursa iyice yumuşarlar.” Ömer le birlikte öksürmeye başladık. Alev de bizden farksızdı. Bu kız neden istemiyor Ömer in evlenmesini. O an anladım. Tabi ya alev Ömer’i seviyordu. Bu yüzden üzerimize gelip duruyor. Bu yüzden kurcalamaya devam edecek. Bu oyunu ona layığı ile oynayacaktım. Ömer ile Aramızda Asya’nın sığacağı kadar boşluk vardı. Bu arada Asya Ayşe ve Nihat’ın masum minik prensesi. Arayı kapatıp Ömer’in yanına yaklaştım. Bunu isteyerek yapmıyordum. Hatta yaptığıma pişman olmuştum. Ama evdekilere bakınca bu hareketim Ayşeyi sevindirmişti. Ayşe’nin sevinme katsayısı ile alevin sinirlenme katsayısı aynı idi. Amacıma ulaşmış alev’i sinir etmiştim.

Gece bitmiş herkes odasına çekilmişti. İşte her şey şimdi başlıyordu. Altı ay umarım kazasız belasız geçer.

Ömer:
Herkes yatmış sadece o ve ben kalmıştık. Bugün çok iyi oynamıştı. Onu yatacağı odaya götürüyordum. Odaya girdik. Kapıyı kapattım. Yatağın sağında duran koltuğa oturdum. Yatağa oturmasını elimle işaret ettim. “Bugün Alev’e karşı çok iyi oynadın. Nede olsa uzmanlık alanın. Bu kadarını beklemiyordum doğrusu. ” söylediklerim zoruna gitmiş olacak ki hemen cevap verdi. Orta derece bir sesle “yeter!” Diyebildi. Sonra nerede olduğunu hatırlayıp kısık sesle konuşmaya başladı. “Bana hakaret edemezsin! Evet o sözleşme de ne dersen yapacağım yazıyor. Ama bana hakaret edeceğin yazmıyor. Ben bugün seni belkide…” cümlesini yarıda kesti. “Evet belki ne! Ne demek istiyorsun.” Bir cevap bekliyordum. Ne demek istemişti ki şimdi. “Anlamamış olabilirsin ama ALEV SENİ SEVİYOR! Bu yüzden bu kurcalaması. Bu yüzden sen elimi tuttuğunda sinirlenmesi. Bu yüzden beni aşağılaması. Bana ne dediği umurumda değil. Ama o beni küçümserken Ayşe üzülüyor. Kardeşini biraz olsun düşünüyorsan alev ayağını denk almalı. Ve birde şu var ki tehlikeli bir kadından daha tehlikelisi aşık bir tehlikeli kadındır. Alev senin için elinden ne geliyorsa yapacaktır. ” Ne saçmalıyordu bu. Alev benim kardeşim gibi… “saçmalık bu ben onu kardeşim gibi görüyorum. Ona hiç umut vermedim. Neden sevsin beni.”

Zehra:
Anlatıyordu çünkü erkek ti. “Anlamayacaksın bir kadın en çok güvendiği, hep yanında olan, onu koruyup kollayan birine daha çabuk aşık olur. Siz çocukluktan beri berabersiniz. Ve belkide istemeden de olsa onu korumuşsun dur. O bunu yanlış anlaya bilir.” Hala anlamıyordu. Bana döndü “saçmalıyorsun” dedi. “Tamam. Peki ben karışmıyorum. Ben rolümü yapar karışmam hiç bir şeye.” Tatmin olmamıştı. Tehditkar bir bakışla söze başladı. “Eğer bir açık verirsen aileni unut. Burada kaldığın sürece hal ve hareketlerine dikkat edeceksin. Ben demediğim sürece dışarı çıkmayacaksın. ”

Dediklerini yapmaya mecburdum. Babamın hastane masrafları için aldığım para için altı ay sözleşmeli bir ‘köle’ olacaktım. Allah’ım neyin içine düştüm ben. Sen yardım et bana Allah’ım.
Pes etmişliğim ile “tamam” dedim. “Bir şey isteye bilir miyim?” Yüzüme ‘yine ne var’ dercesine bakıyordu. “Düğün için ailemi uzak tutuyoruz evet. En azından yasemin gelse. Lütfen.” Bir an yumuşar gibi oldu. Ama o tok ses yine yıkılmama neden oldu. “Hayır. Altı ay boyunca ailen geride kaldı. Onların adını anma.” Bu kadarda olmazdı. Ama artık tartışmak istemiyordum. Yorgun bedenimden çıkan yorgun ve titrek ses duyuldu odada. “Uyumak istiyorum. İzninle!” Hiç bir şey söylemeden arkasını döndü ve gitti. Pijamalarımı giyip huzursuzca yatağa yattım. Tam uykuya dalacakken odanın kapısı hiddetle açıldı. Neye uğradığımı şaşırdım. Kimdi gelen?

Bölüm sonu 🙂

-Evet, neler hisssettin bakalım!
  • Büyülendim
  • Mutlu Oldum
  • Üzüldüm
  • Sinirlendim
  • Canım sıkıldı
  • Korktum
Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Yazar:

Eklenme Tarihi: 1 Ağustos 2017

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın