AKHILLI OYUN 4. BÖLÜM

yorumsuz
184 Okunma

AKHILLI OYUN
4. BÖLÜM

DİKKAT!.. ANLADINIZ SİZ ONU 😀

Merdivenlerden inen alevi “Çok güzel olmuşsun” sözleriyle karşıladı. Elinden tutup alkışlar eşliğinde nikah masasına doğru yöneldiler. Bu sırada nikah memuru yanında getirdiği nikah evraklarını acele bir şekilde masaya çıkarmakla meşguldü. Ömer önce Alevin sandalyesini çekip oturmasına yardımcı oldu ardından kendisi de yerine yerleşirken salonda gür bir ses yankılandı davetlilerin şaşkın bakışları arasında;
-Durun!.. Bu nikah kıyılamaz…
Alışılmışın dışında bu itiraz seyircilerden değil nikah memurunun ta kendisinden geliyordu. Ömer ve Alev bu duruma bir anlam veremez ve şaşkınlıkla birbirlerine bakarlar. Memur şaka yapıyor olmalıydı. Oldukça klişe bir şakaydı ve Alev bunu söylemeden geçemeyecekti;
Alev: Memur Bey bu şakayı kıydığınız kaç nikahta yaptınız bilmiyorum ama umarım bu son olur. Zira oldukça banal…
Memur: Üzünüm Alev Hanım şaka falan yapmıyorum. Bu hikayenin esas kızı siz değilsiniz. Ömer Beyle evlenemezsiniz.
Alev: Bu ne demek oluyor şimdi. Ne demek esas kız değilim. Hem de öz hakiki esas kızıyım. ( Ömere döner) Ömeeer!.. bişey söylemeyecekmisin?
Ömer: Memur Bey biraz daha açık konuşur musunuz? Biz hiç bir şey anlamıyoruz. Bir sorun mu var?
Memur: Bakın Ömer Bey bana verilen nikah defterinde Alev Hanımın ismi yok
Müzeyyen: Ömer oğlum neler oluyor?
Ömer: Sakin ol annecim anlarız şimdi.
Ayşe: Mutlaka bir yanlıklık vardır. Bunun abimlerin nikah defteri olduğuna emin misiniz memur bey?
Memur: Evet küçük hanım. Bakın Ömer Kervancıoğlu yazısını kendiniz okuyun
Diyerek defteri Ayşeye uzattı. Ayşe önce deftere sonra abisine baktı şaşkınlıkla. Alev bu duruma daha fazla dayanamadı ve sinirle kalkıp Ayşenin yanına gelerek bir hışımla çekip aldı defteri elinden. Ellerinin titremesine engel olamıyordu. Deftere baktığı anda dudakları da titremeye başladı.Kekeleyerek orda yazan ismi okudu
-Ze..Zehrraaaa Kkaaayyaaaaa…..
Salonda uğultular artmaya başladı. “Aaaaa!..Kim bu Zehra Kaya? Ömerin yeni sevgilisi mi? O zaman neden Alevi oyaladı.. Vah vah zavallı kız…Pek de güzel… Boyun posun devrilsin Ömer boynuzlamış kızı… şu güzelim kıza yapılır mı bu? yok yok bu erkek milletine güven olmaz…” Fısıldadığını zanneden kalabalığın söylediklerini duymamak için elleriyle kulaklarını kapatan Alev “yeteeer…” diye bağırdı. Salonda bir anda oluşan sessizlikle tüm gözler Aleve çevrildi. Alev gözlerinden ateş çıkarırcasına Ömere döndü ve “Ömeeeeerrr…..” diye güçlü bir çığlık attı. Çığlığın titreşimi ile tüm konak camları tuzla buz oldu. Konukların binbir zahmetle yaptırdığı saçları elekrik çarpmışa döndü. Ayşenin uçuş uçuş eteği başına geçti. Nihatın çorabında gizlediği paracıkları etrafa uçuştu. Asyanın kedisi ve bebeği için biriktirdiği broş, tek taş, kolye, küpe ne varsa hepsi yerlere saçıldı. Kedisinin tüyleri diken diken oldu. Müzeyyenin kahveleri stoklarından firar etti. Hediyenin saçları sırma gibi uzadı. Ökkeşin göbeği eridi. Bahçedeki ağaçların yaprakları, ağaçlardaki kuşların tüyleri döküldü. Mini mini bebeler havuza düştü. Kümesteki tavuklar bir yıllık yumurtalarını çıkardılar bir anda. Sarmaşıklar kaçarcasına uzayıp tüm konağı kaplayarak perili köşke çevirdiler. Tüm bunlar olurken Ömere ne mi oldu? Ömer bu tür çığlıklara idmanlıydı ve yıkılmadan dimdik ayakta durup kulaklarındaki pamuğu çıkardı ve sakin bir şekilde;
Ömer: Ne bağırıyon gız guyruğuna basılmış kedi gibi
Ömerin bu sakinliği karşısında konuklardan biri gelip yüzüne tükürdü “tüüüü bir de utanmadan dalga geçiyor kızla” deyip yerine geçti. Ömer işaret parmağını kaldırıp açıklama yapmaya çalışırken bir başkası gelip tokat atıp “Sallandıracaksın böylelerini Taksim meydanında bakalım bi daha yapabiliyorlar mı” diyerek yerine oturdu. “Ama teyzecim” diye konuşmaya yeltenen Ömer yüzüne gelen suyla neye uğradığını şaşırdı. Bir bardak suyu yüzüne fırlatan teyze bir yandan da “erkek milleti değil mi topunun …” diye söyleniyordu aksaya aksaya giderken. Ömer yüzündeki suyu temizlemeye çalışırken bacağına yediği bastonla acı içinde yere kapaklandı. Hırsını alamayan bastonlu teyze sırtına okkalı bir tekme atmadan ayrılmadı ordan…Alev yerde yatan Ömerin hizasına eğilip saçlarından tutup kaldırdı ömerin başını ve gözlerine bakarak;
Alev: Ömer beni deli etme bi açıklama bekliyorum kim bu Zehra Kaya
Ömer tek gözünü zorlukla açıp Aleve baktı ve yerden doğrulup bağdaş kurarak oturdu.
Ömer : Bilmiyorum ama ismine bakılacak olursa oldukça zarif, naif, kaya gibi güçlü, ama bir kır çiçeği kadar kırılgan, bembeyaz tenli, siyah uzun saçlı, zeytin gözlü, ponçik bakışlı,masum gülüşlü, güzellikte Türkiye üçüncüsü bir kız…
Alev: Neler söylüyorsun Ömer?
Ömer: Ben ne dediğimi biliyor muyum? O darbelerden oldu hepsi galiba. O son tekmeyi kaldıramadı bünyem. İşin aslı tanımıyorum bu kızı ama bu isim bende çok farklı duyular uyandırdı.
Memur: Tabi uyandırır Zehra bugün senin karın olacak.
Alev: Kesin artık şu saçmalığı… Hemen bu yanlışlığı düzeltip kıyıyorsun nikahımızı
Memur: Bugün mümkün değil. Ancak üç gün sonra karışıklığı düzeltip yeni nikah günü verebiliriz
Alev: Tamam bugün düğün iptal üç gün sonra yapıyoruz
Ömer hızlı bir şekilde bağdaş kurduğu yerden kalktı ve kafasını iki yana sallayarak;
Ömer: Hayır hayır üç gün sonra olmaz benim bugün evlenmem gerek
Memur: Üzünüm Ömer Bey bu şartlar altında ya bugün Zehra Kaya ile evleneceksiniz ya da üç gün sonra Alev hanımla
Ömerin gözünde parlayan ışığı farkeden Alev “hayır Ömer bunu aklından geçiriyor olamazsın” diyerek Ömerin kucağına doğru bayılma numarası yapar. Ama Ömer “tam olarak bunu düşünüyorum” diyerek salondan hızla çıkarken alevin yere kapaklandığını farketmez bile. Alev yerde acı içinde “hiç bir yere gitmiyorsun çabuk geri dön sen benimsin sadece benimmm” diye bağırır ama bu sözler Ömeri yolundan çevirmeye yetmez. Alev ayağa kalkıp koşarak peşinden gider ve bacağından tuttuğu gibi düşürüp çekerek gitmesine engel olmaya çalışır ama Ömer yine elinden kurtulmayı başarır. Salondaki çekirdekçi kalabalıktan hep bir ağızdan “aaaaaaaaaa” sesi yükselirken Ömer geri döner. Yerden doğrulmaya çalışan Alev “biliyordum beni bırakmayacağını” der ama Ömer ona hiç bakmaz ve kalabalığın “vuuuuuuuuu” sesi eşliğinde memura sorar;
-Zehra Kayayı nerde bulabilirim?
…………………………………………..
Zehra ayağına takılmasını önlemek için tuttuğu gelinliğin eteğini hışırtılar eşliğinde sinirle bırakıp Yenere keskin bir bakış atar;
Zehra: Bugün bari arabanın deposunu doldursan olmaz mıydı?
Yener: Ne dedin çiçaaam hışırtıdan duymuyom
Zehra: ( Olduğu yerde durup gelinliğin hışırtısını keser) Neden gaz almadın diyorum
Yener: Bunu daha önce de söyledim çiçaaam ben Perşembe günleri gaz almıyorum Perşembe perişanlık
Yasemin: Dün alsaydın o zaman enişte?
Yener: Çarşamba da çarşafa dolanır baldız bilmiyormuş gibi konuşma
Yasemin: Ne çarşafı ya!.. Araba mı çarşafa dolanıyormuş! Temizce katlayıp kaldırırsak hiçbirşey olmazdı aslında ama neyse… Enişte ya ben bu gelinliğin kuyruğunu niye tutuyorum kolum ağrıdı bıraksam da bişey olmaz ki malum poşet kir tutmaz  ( Yasemin bunu söylerken kikirdiyordu)
Yener: Tut baldız tut adettendir
Zehra: Tut Yasemin tut neme lazım bir yere takılır yırtılır masraf çıkarma şimdi durduk yere
Derken “Allahım bir mucize yok mu?” diye geçiriyordu içinden
Yener: Senin ağzını yerim ben nasıl güzel konuşurmuş sevdiceğim
Nikah salonuna geldiklerinde tüm misafirler yerini almıştı. Daha önceden gelip misafirleri karşılayan Salim Sevim ve yenerin kızkardeşi Mehtap, gelin ve damadın geldiğini görünce alkışlamaları için misafirlere işaret ettiler. Alkışlar eşliğinde salona girerlerken Zehranın yorgunluktan gülümseyecek mecali kalmamıştı. Zoraki tebessümle resmen bacaklarını sürüyye sürüye kendini nikah masasındaki sandalyeye attı güçlükle. Gelin ve Damadın gelmesiyle nikah memuru da yerini aldı ve konuşmaya başladı
Nikah Memuru: Öncelikle tüm misafirlerimize hoşeldiniz demek istiyorum. Belediyemize yapmış oldukları başvuru ile Yener ve Alevin nikahını kıymak için burda toplanmış bulunmaktayız.
Zehra: Bir yanlışlık olacak memur bey Zehra benim adım
Nikah memuru yakın gözlüğünü takıp önündeki ismi tekrar kontrol etti. Ardından Zehraya bakıp;
Memur: Zehra mı ama benim kayıtlarımda Alev ismi var
Yener: Alev kim ya tanımam etmem Allah Allaaaah
Salim nikah memurunun yanına gelip evrakları kontrol eder. Evet kızım burda Alev ismi kayıtlı. Ben şimdi düzelttiririm
Memur: Bir dakika beyfendi kime neyi düzelttiriyorsunuz? Biz burda bostan korkuluğu muyuz?
Salim: Estağfurullah efendim belki kayıtta bir sıkıntı olmuştur diye oraya soracaktım.
Memur : Kayıtta bir sıkıntı varsa ben burdan bulurum.
Diyerek laptopunu çıkardı. Birkaç sayfaya girip araştırma yaptıktan sonra
Memur: Adın neydi kızım?
Zehra: Zehra Kaya efendim
Memur: Zehra Kaya Zehra Kayaaaaa hah tamam buldum. Bugün Senin de nikanın var evet. Ama damadın ismi Ömer Kervancıoğlu
Zehra: Ömer Kervancıoğlu da kim?
-Benim

-Evet, neler hisssettin bakalım!
  • Büyülendim
  • Mutlu Oldum
  • Üzüldüm
  • Sinirlendim
  • Canım sıkıldı
  • Korktum
Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Yazar:
Etiketler: , , ,
Eklenme Tarihi: 20 Temmuz 2017

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın