AKHILLI OYUN 3. BÖLÜM

yorumsuz
166 Okunma

AKHILLI OYUN
3.BÖLÜM

DİKKAT!.. MANTIK ARAMAYIN BEYİN DEVRELERİ YANABİLİR…
Zehra da duygulanmıştı ama annesine belli etmek istemedi.Gerekli hazırlıkları yapıp yattı ve tam uyumak üzereyken gelen sesle korku ile irkildi. Panikle yatağından doğruldu ürkek gözlerle sesin geldiği yöne doğru baktı.Görünürde bir şey yoktu ama ona çok tanıdık gelen buğulu ses tekrar etti söylediklerini ;
-Evlenme o adamlaaaa…..
Zehra, tüm cesaretini toplayıp “bu ses…bu ses” diye mırıldanarak yataktan kalktı. Işığı açmak için ayağını sürüye sürüye karanlık odanın içinde ilerledi. Önünden hızla geçen karartının esintisini hissettiğinde bir adım geri gitti. Biraz bekleyip sakinleştikten sonra ses çıkarmaktan korkarak tekrar ilerlemeye çalıştı. Sanki ses çıkarsa yerini belli edecek ve bu herşeyin sonu olacaktı. Odada sessizliği bozan sadece duvarda asılı duran aile yadigarı saat ve bastırmaya çalıştığı kalp atışlarıydı. Kalbi öylesine çarpıyordu ki adeta dıştan duyuyor elini bastırarak gelen sese engel olmaya çalışıyordu. Nefesini bile tutmuştu ses çıkarmamak uğruna… Evet korkuyordu ama korkunun onu esir almasına izin veremezdi. El yordamıyla elektrik düğmesini bulmak için elini duvarda gezdirdi. Bir yandan da içinden bildiği tüm dua ve sureleri okuyordu. Kulakları uğulduyor, başından aşağı kaynar su boşalmışçasına başı dönüyordu. Tam düğmeyi bulduğu anda, ürpermesine sebep olan soğuk bir el elini tuttu. Kendinden çıktığına inanamadığı hırıltılı bir sesle çığlık attı. Ama sesini kendi bile zor duyuyordu. Elini kurtarmak için çırpındı çabaladı ama nafile…Ne kendini kurtarabiliyor ne de kısılmış sesiyle çığlık atabiliyordu. Elini tutan el ona iyice yaklaştığında hafif ay ışığının yansımasıyla o tanıdık bir çift gözle göz göze geldi. “Evlenme o adamla “ diye tekrarlarken gözünden adeta ateş fışkırıyordu. İstemsizce sımsıkı gözlerini yumdu.Gözlerini açığında bu kabusun bitmiş olmasını umuyordu. Bu kıskaçtan kurtulmak nerdeyse imkansızdı. Çaresizce ve korkuyla o gözlere tekrar baktı. Bu bakış tuhaf bir şekilde sarılmak ve kaçmak arasında duygu karmaşası yaşamasına sebep oldu. Ne hissettiğini bilmiyordu. Ama bildiği tek şey çok korkuyordu ve bir an önce bu durumdan kurtulmak istiyordu. Kalp ritmi iyice yavaşladı ve gözleri kararmaya başladı. Artık yolun sonuna geldiğini hissediyordu. Kulağındaki uğultu devam ediyordu. Uçsuz bucaksız bir tünelde ışığa ulaşmak istercesine yol alıyor, çabalıyor ama bir türlü çıkışa gelemiyordu. Tuttuğu nefesini hala vermediğini hatırladı. Yavaş yavaş nefesi kesiliyordu… Hafifçe gözlerini araladı…Son bir denemeyle tüm gücünü toplayıp sessiz çığlığını bir kere daha atmaya çalıştı olmadıı… Bir daha denedi…denedi…denediii…Hırıltıdan başka birşey çıkmıyordu.
-Zehra….Zehraaa…Zehraaa kızım uyannnn
Annesinin sesiyle kendine gelen Zehra kan ter içinde uyandığında gözyaşlarıla hemen annesine sarıldı.
Sevim: Kabus gördün galiba kızım. Yine AkBıN miydi kabusuna giren?
Zehra:………………..
Sevim: Ben sana bi bardak su getiriyim
Zehra: Dur anne beni yalnız bırakma nolur çok korkuyorum
Derken annesinin elini tutuyor, yaş dolu gözlerle yalvarırcasına onun gözlerine bakıyordu
Sevim : Peki kızım peki… kay bakıyım azcık yanına yatıyım
Zehra biraz kayıyım derken hesabı tutturamayıp yataktan düşünce annesi içinde bulundukları durumun vehametini unutup istemsizce gülümsedi. Zehra sakarlık alışkanlığının verdiği çeviklikle hızlıca toparlanıp kalkarak hiç bişey olmamış gibi tekrar yatağına kıvrıldı.Bu şekilde annesine sarılıp uyumayı çok severdi.Onun sıcacık koynundayken tüm kötülüklerden uzak olduğu hissi doğardı hep içine. Ömrünün sonuna kadar bu şekilde huzurla yatıp herşeyi unutmak istiyordu. Öylesine yorgundu ki, sıcaklığı hissettiği anda göz kapakları kendiliğinden kapanmıştı. Anne kız sarmaş dolaş yatıp uyudular. Sabah olduğunda yine annesinin yumuşacık saç okşamalarıyla uyandı Zehra.
Zehra: En çok saçlarımı okşamanı özleyeceğim
Sevim: Bundan sonra da kocan okşar artık ipek saçlarını
Dediği anda saçlara dolanan parmaklarını güçlükle kurtarıp çaktırmamak için gülümsedi
Zehra: Anne… deme şöyle utanıyorum
Sevim: Neyse onu bunu bırak da gece ne gördün rüyanda? Yine o muydu?
Zehranın gözlerinin önüne gece kabusu olan gözler geldi… bir anda silkinip;
Zehra: Hayır anne bu sefer başkasıydı. Dün yanlışlıkla çarpıştığım bir zorba…
………………………………………………
Konakta tam bir panik havası vardı. Herkes bir yerlere koşuşturuyor telaşla yetiştirememekten korktukları düğün hazırlıklarıyla mücadele ediyorlardı. Müzeyyen hanım, misafirlere ikram edilecek yiyecekleri konrol ederken, Hediye bir yandan servis masasını hazırlıyordu. Ayşe dekor ve süslemelerle ilgileniyordu. Minik Asya da annesine yardım ediyor , her konuk için masalardaki yerlerine birer beyaz gül koyuyordu. Nihat ise hawai fişek vs görsel şölenden sorumluydu ve onun hazırlıklarını yapıyordu. Ökkeşin bir oraya bir buraya yetişeceğim diye başı dönmüştü artık. Alev mi? O her zaman yaptığını yapıyordu. Saatlerdir ayna karşısında silip silip baştan yaptırdığı makyajı ve bozup bozup yeniden yaptırdığı saçıyla uğraşıyordu. Mal meydanda işte ne yaparsan yap booooşşşş doğuştan gelen bir güzellik vardır  Gelinliğini bile giymeye fırsat bulamamıştı.
Müzeyen Hanımın işi bittiğinde gözü Ömeri aradı. “Nerde bu çocuk?” diye söylenerek önce çalışma odasına ardından bahçeye baktı. Sonrasında sırayla müştemilat, bahçedeki annesine ait özel oda, banyo, mutfak, salon, ardiye… Her yere bakmış ama onu bulamamıştı.
Müzeyyen: Ayşe kızım abini bulamıyorum
Ayşe: Buralardadır anne nereye gidecek
Müzeyyen: Yok kızım yok…Her yere baktım
Ayşe: Allah Allah ben de merak ettim şimdi. Odasına bakmışsındır herhalde
Müzeyyen: Hönk…Odası mııı! Şey bi oraya bakmadım galiba
Ayşe: Ayyy anne alemsin valla dur ben bakarım oraya
Ayşe odaya girdiğinde Ömer yorganı kafasına çekmiş horlamakla meşguldü.
Ayşe: Aşkolsun abi böyle bir günde bile uyuyabiliyorsun ya helal olsun sana. Hadi kalk bakalım damat bey yeter bu kadar uyku
Ömer: Beş dakika daha
Bunu yorganın altından söyleyer arkasını döndü. Ayşe şaşkınlıktan açık kalan ağzını eliyle kapatıp abisinin karşısına geçti.Göz hizasına eğilip kafasına kadar çektiği yorganı açtı ve;
Ayşe: Bu evliliği istediğine emin misin abi?
Bu soru ile saklandığı yerden çıkan Ömer, doğrulup yastığını dikleştirerek oturdu. Ayşenin de elinden tutup yanına oturttu. Onun elini iki avcunun içine alıp sıkıca tutarken boş bakışlarla yüzüne baktı.
Ömer: Evet Ayşecim…Alev iyi bir kız…
Ayşe: Peki yeterli mi iyi olması evlilik için?
Gözlerini Ayşenin gözlerinden kaçırarak konuşmaya devam etti.
Ömer: Sadece iyi değil aynı zamanda güzel de…Üstelik iyi bir kariyeri var, şirkette çok güzel işlere imza attık birlikte…Tuttuğunu koparan başarılı bir iş kadını….
Ayşe: Peki bunlar yeterli mi?
Ömer: Daha Allahtan cezamı mı istiyorum.Daha ne olsun?
Ayşe: Aşk…Aşk olsun
Ömer: Ben Aşka inanmıyorum. Aşk diye bir şey yok
Ayşe: Yapma abi olduğunu ikimiz de biliyoruz ve senin aşka ihtiyacın var.
Ömer: Üstüme gelme Ayşe… Bugün 12 Temmuz 2017…Unuttun mu anneme verdiğim sözü…Benim bugün mutlaka evlenmem lazım ve şu anda en uyun aday Alev
Ayşe: Biliyorum verdiğin sözü ama annem yaşasaydı sevmediğin biriyle evlenmeni istemezdi herhalde…
Ömer: Ayşe annem hemen hemen her gece rüyama giriyor ve bu sözümü hatırlatıyor…Ben bu yükün altında ezilemem…Bugün Alevle evleneceğim konu kapanmıştır
………………………………………..
Salim: Kızım bunu yapmak zorunda mısın?
Zehra iç ses: Evet babacım sizin için, bir yıldır her gece gördüğüm kabuslardan kurtulmak için buna mecburum…Size anlatmayı öyle çok isterdim ki ama yapamam. AkBıN ın şakası yok bugün olacağına ona söz verdim aksi taktirde söylediğini yapar. Sizi korumak zorundayım.
Zehra: Evet babacım Yener çok iyi bir insan
Salim: Ama cimri
Zehra: Amaaan o kadar kusur kadı kızında pardon oğlunda da olur
Salim: En azından buraya iç güveys gelme isteğini kabul et en azından gözümüzün önünde olursun
Zehra: Olmaz baba sorumluluklarını almayı öğrenmeli
Salim: Peki dayanabilecek misin ?
Zehra: Sen beni merak etme babacım ben tüm Yenersel durumlara idmanlıyım
………………………………………
Kapıyı tıklayarak odaya giren Hediye nikah memurunun geldiğini haber verdi. Ömer başıyla onaylayarak biraz sonra ineceğini ifade etti. Son kez aynada kendine bakarken sağ üst köşede gülümseyen Zehra yansımasıyla içi burkuldu. “Uzun süre rahat bırakmayacaksın beni anlaşılan” dedi hafif tebessümle… ”Olsun canın sağolsun birkaç güne silinip gidersin nasılsa tüm benliğimden” deyip aşağı inmek üzere odadan çıktı.
Ömer: Hoşgeldiniz memur bey nasılsınız
Nikah memuru: Teşekkür ederim Ömer Bey…Gelin Hanım yok mu?
Ömer: Alev de birazdan burda olur. Hah işte geliyor
Diyerek Alevi karşılamaya giderken memurun “ Alev mi?” dediğini duymadı. Merdivenlerden inen alevi “Çok güzel olmuşsun” sözleriyle karşılar. Elinden tutup alkışlar eşliğinde nikah masasına doğru yönelirler Bu sırada nikah memuru yanında getirdiği nikah evraklarını acele bir şekilde masaya çıkarmakla meşguldür. Ömer önce Alevin sandalyesini çekip oturmasına yardımcı olur ardından kendisi de yerine yerleşirken salonda gür bir ses yankılanır davetlilerin şaşkın bakışları arasında;
-Durun!.. Bu nikah kıyılamaz…

-Evet, neler hisssettin bakalım!
  • Büyülendim
  • Mutlu Oldum
  • Üzüldüm
  • Sinirlendim
  • Canım sıkıldı
  • Korktum
Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Yazar:
Etiketler: , , ,
Eklenme Tarihi: 19 Temmuz 2017

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın