ASK 1.BÖLÜM

2 yorum
341 Okunma

Zehra:
Bugün yine diğer günlerden farkı olmayan sıradan bir gün. Ben Zehra KAYA. Küçük bir mahallede müstakil bir evde annem,babam ve kız kardeşim ile beraber oturuyoruz. Babam yufka yürekli melek gibi bir adamdır. Annem sert görünür hep. Ama onun da yüreğinde yumuşacık biri var. Kardeşim Yasemin ise çok tatlı şeker bir kızdır.

•••••

Saate baktım 08.30. İşe geç kalmak üzereydim. Bir şirkette yönetici asistanlığı yapıyorum. Geç kalmamak için hemen evden çıkmam gerekti. Krem rengi montumu aldıktan sonra ayakkabıları mı giymeye gittim. Peşimden annem geldi. Ben telaşla kapıdan çıkarken annem durdurdu.

“Baban sabahın köründe çıktı.Beş kuruş para bırakmadı. Para vermeden nereye gidiyorsun sen?”

Yine para istiyordu. Sitem dolu sesimle “Anne zaten bütün maaşı sana verdim. Biraz yol parası ayırdım. Onu bırak bari.” Diyerek kapıdan çıktım. Ama annem yine gitmemi engelledi.”Taş mı yiyelim ne istiyorsun.” Sağ eli belinde iken sol elini uzattı.

İstemeyerek cüzdanı açtım. On Türk lirası ve yirmi Türk lirasından başka param yoktu.  Annem yirmi Türk lirasını alarak kapıyı kapattı. Elimde sadece on lira ile işe gitmek zorundaydım. Durağa doğru yürüdüm. Dokuza on beş vardı. Dolmuş bir türlü gelmiyordu.kendi kendime söylenmeye başladım. “Bir kere de vaktinde gel ya. Geç kaldım of.”

O sırada aynı şirkette çalıştığım çocukluk arkadaşım Leyla aradı.”Efendim Leyla.” Diyerek açtım telefonu. Panikle konuşuyordu. “Nedim Bey seni sordu iki kere nerede kaldın?” Endişe dolu sesimle gözlerimi yoldan çekerek bütün dikkatimi Leyla’ya verdim. “Hala dolmuş bekliyorum canım.”

“Bırak dolmuşu taksiye bin. Bir daha arıyor Nedim Bey kapatmam lazım.”

Ben daha bir şey diyemeden kapattı. Taksiye binmek için para lazım. Bende ise o kadar para yoktu. Çaresizce yola baktım dolmuşun gelmesi ümidi ile.

Ben kendi kendime yakınırken mahalleden arkadaşım Mehtap ve abisi Yener arabayla yanımda durdular. Arabayı Yener kullanıyordu. Yanındaki koltukta oturan Mehtap biraz eğilip gülümsedi. “Ne yapıyorsun canım?”
“İşe gideceğim ama geç kaldım.” “Atla ben bırakırım.” Yener’in bu sözü ile bir adım geri giderek “Gerek yok.” Dedim.
“Olurmu öyle geç kaldın. Bin on dakikaya yetiştiririm seni.”

İstemeyerek kabul ettim.
Yener’in “Mehtap geç kız arkaya.” Demesi ile Mehtap arabadan indi. Öne binmem için kapıyı tutarken “Geç Zehra hadi. Kız hadi geç kalacağım.” Diyerek itekledi.

Yolda giderken Mehtap’ın iş yeri yoluna dönmek yerine direk devam etti yener.Mehtap şaşkınlıkla Yener’e seslendi.
“Abi sola dönecektin. Nereye?”
“Önce Zehra’yı bırakacağız.” Dediğinde çok mahcup oldum.
“Ben iniyim o zaman.durdur arabayı.” Diyerek çantasını elini aldı.
“Sen neden iniyorsun canım ben inerim.” Diyerek inmeye yeltendim. Yener engelledi.
“Sen dur Zehra!” Dediğinde Mehtap aşağı indi. Yener de hızla yola devam etti.

Ömer:
Önemli bir toplantı için hazırlanıp yola çıktım. Şoför toplantı adresine gitmek için arada kalan mahallenin birine saptı.Tam o esnada soldan gelen araç ile çarpıştık.

Zehra:
Ben ne olduğunu anlayamadan arabanın arkasına siyah lüks bir araç çarptı. Çok korktum. Yener panikle bana döndü.
“Zehra iyi misin? Bir şeyin var mı?
“İyiyim iyiyim yok bir şey.” Diyerek geçiştirdim.
“Ben şimdi sorarım ona.” Sinirle indi arabadan. Şoförle bir şeyler konuştu. Konuşma devam ederken aracın sahibi indi arabadan. Uzun boylu, takım elbiseli, yakışıklı ve zengin bir tipti. Konuştuklarını duyabiliyordum. Şoförün panikle “İşten kovulurum. Ne olur al bu parayı. Kalanını sonra veririm ben.” Demesi Yener’in umurunda değildi.
“Üç kuruş para veriyor birde.” Dediğinde Araç sahibi yanlarına varmıştı.
“Hasar ne kadar?” Soğuk ve ciddi birisi. Yener arabaya bakarak bir eli ile arabayı işaret ederek sözüne başladı.
“Arka kapının hali ortada. En az 2-3 bin gider. Ayrıca kız arkadaşım kafasını çarptı. Dua edin bir şey olmasın.”
Benim için kız arkadaşım demesi sinirimi bozdu. Ama konu şuan bu değildi. İşe yeterince geç kalmıştım.Aracın sahibi Yener’e bir avuç para verip gitti.
Koşarak arabaya binerek “Tamam şimdi yetiştiriyorum seni.” Dedi.

——şirket——
Leyla:
Nedim bey sinirle odasından çıkarak masama geldi. Öfkeyle “Zehra nerede Leyla?” Diye sordu. Başımı dosyalardan kaldırıp ayağa kalktım.
“Bir kaza geçirmiş. Yolda gelmek üzere Nedim Bey.” Sağ elini sinirle kaldırıp çıkış kapısını gösterdi.
“Gerek yok artık. Gelmese de olur. Kovuldu. Muhasebeye uğrayıp parasını alıp gitsin.” Söyledikleri ile gözlerim fal taşı gibi açıldı. “Ama Nedim Bey sadece bir kez gecikti. Neden..” sözümü keserek öfke ile konuştu. “Ben kararımı verdim. Söyle çıkışını yapsın. Kartı da güvenliğe bıraksın!”

————-
Zehra:
Koşarak şirkete girdim. Turnikeye kartı okuttum. Fakat açmadı. Aynı şeyi bir kaç defa tekrarladım.
Güvenlik yanıma gelerek “Bir sorun mu var?” Diye sorduğunda kartı uzattım.
“Kartım çalışmıyor. İçeri girmem lazım. Acelem var.” Elimde ki kartı aldı
“Verin bir bakayım.” Bilgisayardan kontrolü yapıp bana döndü.
“Maalesef iptal edilmiş kart.” Şaşkınlıkla güvenliğe döndüm.
“Nasıl olur? Nedim Beyin haberi var mı?” Tekrar bilgisayara dönerek bir şeylere baktı.
“Talimatı bizzat Nedim Bey vermiş. Üzgünüm.”

Ağlayarak dışarı çıktım. Leylayı arayarak dışarıda olduğumu söyleyip şirketin önünde beklemeye başladım.Beş dakika sonra Leyla geldi.
“Zehra üzülme ne olur. Daha iyisini buluruz canım ya.”
“Nasıl bulacağız Leyla. Annem öğrenirse beni öldürür.”
“Üzme ne olur kendini. Bir şekilde hallederiz.”

Telefonumun çalması ile ağlamayı bırakıp telefonu açtım.
“Alo buyurun.
Evet benim.
Ne.Nasıl olmuş?
Tamam ben hemen geliyorum…”
Leyla panikle yüzüme baktı.
“Ne oldu Zehra. Korkutma beni.”
“Babam inşaattan düşmüş. Hastaneye kaldırmışlar.
Ben gitmeliyim Leyla. Bana biraz taksi parası verir misin?”

—————————–
Ömer:
Yoğun bir toplantı sonrası telefonda ki bir kaç cevapsız arama üzerine arayanlara baktım. Kız kardeşim Ayşe’nin aramasını görünce hemen geri döndüm aramaya. Daha ilk çalışta açtı telefonu.
“Ayşeciğim nasılsın?”
“İyiyim abi. Toplantı bitince hani arayacaktın.”
“Yeni bitti canım. O yüzden arayamadım.”
Sakin sakin konuşken telefondan gelen gürültülü ses ile endişelendim. Bir şeyin kırılma sesine benziyordu. Telaşla Ayşe’nin konuşmasını bekledim ama ses vermiyor.
“Ayşe! Ayşe canım iyi misin? Ayşe ses ver.”

Hızla arabaya bindim. Eve gitmek için yola çıktım. Yolda annem Ayşeyi hastaneye götürdüklerini haber verince ben de hemen hastaneye sürmeye başladım.

—–hastane—-

Ayşe’nin kontrollerini yapıp odasından çıkan doktorun yanında aldım hemen soluğu.
“Doktor bey Ayşe nasıl?”
“Ömer bey Ayşe hanım kendine geldi.Ama yinede biz  tam tetkik yapacağız. Tahlil sonuçları çıkmadan bir şey söylemek zor. Neden bayıldığını hakkında anca sonuçlardan sonra anlayabiliriz.

Annem Ayşe’nin kapısı önünde bekliyor. Sessizce odaya girecekken annem durdurdu.
“Oğlum neredeydin?” Annemin sorusunu boş verip Ayşeyi sordum.
“Ayşe nasıl?”
“Kendine geldi şimdi, dinleniyor” “Yine o hastalık mı yoksa…”
Daha önce kanseri yenmişti benim kardeşim. Birden aklıma yine o hastalık ihtimali gelince korktum.
“Yok… yok hayır. Ayşe o illeti yendi. Öyle deme.Allah korusun oğlum.”

Aklıma seneler önce kardeşim bu hastalığa yakalandığında bahçede ki konuşmamız geldi. Saçları kemoterapi ve ilaçlardan dolayı dökülmüştü. Başında bir bandana ile dolaşıyordu. Yanına gittim yurt dışında tedavi olması için ikna etmeye çalıştım.
Türkiye de ki tüm tedavileri uyguladık o zaman. Ama hiç bir tedavi işe yaramadı.

Flashback:
“Ayşeciğim tedavi için…” hemen itiraz etti.
“Olmaz abi. Asya kızım. Ya… ya bir daha göremezsem… olmaz abi.”
Çaresizce yüzüne baktım.
“Ama kanserin tedavisi Amerika’da ki o hastanede daha başarılı dediler. Ayşe ne olursun abiciğim.”
“Abi ya gidip de bir daha dönemez isem. Asya ne olacak?”
“Ayşe ne olur böyle yapma iyileşeceksin söz veriyorum.”
Ağlamaktan ıslanan yüzünü silerken tebessüm etti.
“Peki tamam abi.”
Kabul ettiği o an dünyalar benim oldu.

FLASH BACK SONU

“Yanına gideyim ben Ayşe’nin.”
Yavaşça kapıyı açıp içeri girdim.
“Ayşe canım nasılsın?”
“İyiyim abi. Ne olmuş ne dedi doktor?”
“Tam bir tetkik taraması yapacaklarmış. Akşam üzeri de çıkabileceğini söyledi.”
“Tamam abi.”

•••••
Ayşe’nin tahlilleri yapıldığında çıkış işlemleri için aşağı indim.Ayşe ve annem yavaş adımlarla arkadan geliyorlar. Koridoru tam dönecek iken biri ile çarpıştım.

Arkama döndüğümde Ayşe manidar manidar baktı. O kız da koşarak üst kata çıktı. Ayşe gülerek yanıma geldi.
“Abi kimdi o kız?”
“Bilmiyorum canım. ”
Sitemli sesi konuştu bu sefer cadı kardeşim.
“Abi bizi tanıştırmayacak mısın? “Ayşeeee” diyerek bu sefer ben sitem ettim.
“Tamam birşey demiyorum.” Diyerek arkamdan gelmeye devam ettiler. Konuştuklarını duyabiliyordum. Annem
“Çok istiyorsun abinin bir yuva kurmasını. Ama böyle zorlama Ayşe.” Diyerek beni kurtardı. Ayşe’nin sesi yine sitemliydi.
“Tamam anne tamam.” derken.

————-
Zehra:
Babamın yanına çıktım. Ameliyattan yeni çıkmıştı. Babamın iyi olduğunu görünce rahatladım ve kayıt için aşağı indim. Kaydı yaptırıp ameliyat masrafını öğrenmek için yukarı çıktım. Yanına uğradığım adam sigorta olmadığı ve hastanenin özel olması dolayısı ile ameliyatın 127.000 tl olduğunu söyleyip bir kağıt uzattı.Bu parayı nasıl ödeyeceğimi düşünmeye başladım.

Odaya döndüğünde babamı  göremedim ve hemen annemi aradım.
“Anne babam nerede?”
“Baban gayet iyi. Boşuna yatmasın diye çıkarttım hastaneden. Evdeyiz biz.”
“Anne sen nasıl yaparsın bunu. Tedavisi bitmedi daha.”
“O özel hastane masrafını sen mi ödeyeceksin. Durduğun her dakika para yazıyor orası para. Bizde olmayan şey yani anladın mı?”
“Ben ilaçları alıp eve geliyorum.”
Diyerek sinirle kapattım telefonumu.

—————————-
Ömer:
Uzun zamandır hazırlandığımız ihale için holdinge geldim. Odada en yakın arkadaşım dostum Demir ile ihale hakkında konuşmaya başladık.

“Bu dubai ihalesi çok önemli Demir. Hilmi YILMAZ da orada olacak. Ve biz bu ihaleyi almak zorundayız. Dosya ne durumda?”
“Dosya Alev de. Taslak dosya çok iyi bu ihale bir aksilik olmazsa kesinlikle bizim.”
“Olmasın aksilik.Bir sorun istemiyorum.Alev ne zaman gelir?”
“Odasında şimdi. Dosyayı toparlayıp geliyor.”
“Tamam. Dosya hakkında son bir inceleme yapalım beraber.”
Çalan telefonun ekranına baktım. Ayşe’nin doktoru arıyor. Hemen açtım.
“Evet… Tamam Mithat bey. Tamam geliyorum ben.”
Kapıya doğru yönelirken Demir seslendi.
“Toplantı ne olacak?”
“Alev ile ikiniz yapın. Ayşe’nin doktoru aradı gitmem lazım.”
•••••
Hastaneye gelip doktorun yanına çıktım. Masasının karşısında karşılıklı duran iki tane tekli koltuktan sağdakine oturdum soru sorarken.
“Önemli bir şey yok değil mi Mithat Bey?”
“Bakın Ömer bey. Ayşe hanımın kanseri ne yazık ki tekrarlanmış. Ve bu sefer… Bu sefer tüm vücudu sarmış.”
“Ne demek istiyorsunuz?”
“Bakın bunu söylemek çok zor ama Ayşe hanımın yaklaşık altı ay kadar ömrü kaldı.”
Sinirle ayağa kalkıp masaya vurdum.
“Ne söylediğinin farkında mısın sen?”
“Üzgünüm Ömer bey. Bu son zamanlarında onun hep yanında olmalısınız. Stres yapmamalı. Üzülmemeli.Çok dikkat etmelisiniz.
Üzüldüğü stres yaptığı herşey ömrünün kısalması demek. “

Hayır böyle bir şey olamaz. Tek doktor o değil. Başka yerlerede göndereceğim sonuçları. Ayşe ölemez!
“Tahlil sonuçlarını istiyorum.Amerika’da ki doktoruna göndermek istiyorum.”
“Tabi e-mail olarak atarım şimdi”
Gelen maili hemen yurt dışında ki dotora gönderdim. Eve geldim. Akşam olduğunda ailece yemek yiyerek odama gitmek için müsade istedim. Telefon elimde mail bekliyorum. Her an gelebilir. Çok geçmeden doktor geri dönüş yaptı.

Gelen mailde burada ki doktorun dediğinin aynısını söylemiş. Ne yani şimdi Ayşe…  Gözlerimden yaşların akmasına izin verirken telefondan Ayşe ile çekildiğimiz fotoğraflara bakmaya başladım. Sanki son defa bakıyormuşcasına.
••••••
Zehra:
Eve gelen posta üzerine
hastane masrafını öğrendi annem. Haliyle deliye döndü. Salonun ortasında bağırmaya başladı.
“Nasıl ödeyeceğiz biz bu parayı?” Karşısına geçtim.
“Ben çalışıp öderim.” Dedim. Ama beni dinlemedi bile. Biraz düşünüp bana döndü.
“Yener… Yener ile evleneceksin. Başka kurtuluş yok. Zaten seni istediği ortada bizi bir tek Yener kurtara bilir.”
Hemen itiraz ettim. O adamı istemiyorum ben.
“Ben Yener ile evlenmem anne!”
“Ne demek evlenmem evleneceksin. Sana fikrini soran olmadı. Bu işi en kısa zamanda bitireceğiz.”
“Ben onu sevmiyorum. Evlenmem.”
Diyerek bahçeye çıktım. Yaklaşık on dakika sonra Yener’in kardeşi Mehtap geldi. Aslında yakın arkadaşım Mehtap benim. Tek sorun abisi Yener’di.
“Zehra ne yapıyorsun burada?”
Diyerek yanıma oturdu.
“Mehtap benim acil bir iş bulmam lazım.Hastane masrafı çok fazla ve benim bir şekilde ödemem lazım.”
Biraz düşündü.
“Buldum. Benim çalıştığım holdingde ki patronu arayıp soruyum ben. Belki birşey ayarlar.”
“Gerçekten mi? Çok sağol Mehtap.”
“Rica ederim canım.”

Patronu arayıp sesi hoparlöre verdi.
“Alo Nihat bey. Rahatsız ediyorum ama bir arkadaşımın işe ihtiyacı var ve siz belki yardımcı olursunuz diye aramıştım da.
“Yarın sabah gelsin. Konuşalım o zaman.”
“Çok teşekkür ederim.iyi akşamlar.”
Telefonu kapattı. Sevinçle döndüm Mehtap’a.
“Mehtap Çok teşekkür ederim. İnanmıyorum ya.”

———-ertesi sabah———-

Geç kalmamak için erkenden kalkıp yola koyuldum. Uzun bir yol ve yoğun bir trafik beni bekliyor çünkü.

——————————–
Ömer:
Ayşe ile beraber şirkete gelmek için yola çıktık. Şirkete geldiğimiz de Ayşe bir arkadaşını gördü.
“Abi sen çık ben birazdan geliyorum.” Dediğinde
“Tamam Canım” diyerek asansöre bindim.
———————–
Zehra:
Danışmadan Nihat beyin odasını öğrenerek yukarı çıktım. Odanın bulunduğu kata geldiğim de etrafa baktım. Nasıl bulacağım ben bu odayı şimdi.
Katta ki asistanın sesi ile irkildim.
“Hanım efendi bakar mısınız? Kime gelmiştiniz?”
“Nihat beye.” Derken yanına yaklaştım kızın.
“İsminiz nedir?”
“Zehra Kaya.”
“Buyrun sizi bekliyor.Haber vermişlerdi geleceğinizi.”
“Teşekkürler.”
Dedikten sonra gösterdiği odaya gittim. Eğitim durumu, diploma derken konuşma bitmişti.
“Ben uygun bir pozisyon bulup size haber gönderirim Mehtap’la.”
“Çok teşekkür ederim Nihat bey.”

Biz el sıkışırken odanın kapısı açıldı. Uzun boylu takım elbiseli biri girdi. Dikkatli baktığım da hastane de çarpıştığım adam olduğunu gördüm.
Nihat bey onunla konuşuyordu.
“Günaydın Ömer.”
“Günaydın. Bu kim?”
“İş görüşmesi için geldi.”
“Bende tam çıkıyordum.” diyerek kapıya yöneldim. Ama o esnada kolyem yere düştü. Adının Ömer olduğunu öğrendiğim adam eğilip aldı. Bana kolyemi uzatırken bir kız odaya girdi.

Bölüm sonu.
Umarım beğenirsiniz kitabı. Ben büyük bir heyecan ile yazıyorum. Hatalarım ve kusurlarım illa ki vardır. Şimdiden affınıza sığınıyorum.

-Evet, neler hisssettin bakalım!
  • Büyülendim
  • Mutlu Oldum
  • Üzüldüm
  • Sinirlendim
  • Canım sıkıldı
  • Korktum
Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Yazar:

Eklenme Tarihi: 18 Temmuz 2017

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın


ASK 1.BÖLÜM (2 Yorum)