Aşık Feymani Kimdir?

Aşık Feymani Kimdir? Asıl adı Osman Taşkaya, bizi besleyen kültürün doğurduğu Âşıklık geleneğinin büyük ustalarından bir halk ozanı, sazıyla sözüyle, edebi erkânıyla bir şair, bir gönül adamı, badeli bir âşık, koca bir çınar, yaşayan bir hazine….

Doğum tarihi: 2 Mayıs 1942
Anne Adı: Hüsne
Baba Adı: Mehmet

Ahu gözlüm tut elimden,
Vazgeçmeden emelimden.
Askın beni temelinden,
Yıkmadan gel, yakmadan gel.

Derde salmadan başımı,
Noksan etmeden işimi.
Damla damla göz yaşımı,
Dökmeden gel, akmadan gel.

Feymani’yim, kaçma benden,
Usanmadı gönül senden.
Ecel tatlı canı tenden,
Çekmeden gel çıkmadan gel.

Annesi Hüsne Hanım, Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesine bağlı Avşar Potuklu köyünden olup Babası Mehmet Bey ise Van’nın Gevaş ilçesine bağlı Değirmentaş, eski adı ile Engelor köyündendir. Hüsne Hanım ile Mehmet Bey Kadirlide Tanışır ve evlenir. Bu evlilikten 2 Mayın 1942 tarihinde Kadirli’nin Azaplı, eski adı ile Avşarlar köyünde Osman Taşkaya dünyaya gelir.

Aşıklık geleneğinin içerisinde Karacaoğlan türküleri ile büyüyen Osman Taşkaya çocuk yaşlardan itibaren şiirle ilgilenir, türkü söyler. Çocukluk yıllarında “Çoban Osman” mahlasını kullanır. Çoban Osman Mahlası şuradan gelir; Çocuk yaşlarında Mihriban’a sevdalanmıştır. Mihriban ona Çoban Osman diye hitap eder. Aşığın da bu hitap hoşuna gider ve bunu bir dönem mahlas olarak kullanır. Türkülerinde Mihriban’ı Gülizar diye dile getirir.

Bade İçme ve Feymani Mahlası

Aşık Feymani badeli aşıklardan olup ömründe iki defa bade içen bir aşıktır. Feymani Mahlası, ikinci defa bade içtiği sırada kendi tabiri ile “bir zat-ı muhterem” tarafından verilir. Ancak bu ismi daha sonra unutacak ve birkaç ay sonra aynı zat-ı muhterem tarafından uhrevi bir şekilde hatırlatılacaktır. Üstat Osman Taşkaya, nasıl bade içtiğini ve Feymani mahlasını nasıl aldığını Altay Altuğ ile ödev için hazırladığımız bir demeçte şöyle anlatmıştır: “Çocukken birine aşık oldum. Ama aşık olduğum kişiyi çok sevdim. Bizim küçük bir bahçemiz var. Rüyamda o bahçede doğudan batıya doğru geziyorum. Arkadan bir ses geldi. Gelen ses insan sesine benziyor ama insan sesi değildi. O sesi kulağın duymaz. Bütün azalarınla duyarsın. Döndüm baktım karşımda aşık olduğum kişi ama o değil, o ama o değil… Bu arada ortada kütük şeklinde 35-40 santim ebadında bir şey meydana geldi. Daha sonra o şey altın oldu. Bu şeyin ne olduğunu düşünürken ondan su akmaya başladı. Meğer o şey çeşmeymiş ve bir de tas var ki o da atından. Tasın bir de bir buçuk metreye yakın zinciri var,  zinciri de altından. Çeşmenin yan tarafında bu tas takılı duruyor. Benim maşukam olan o kız, bani konuşma sesi olmayan hissi bir ses ile çeşmenin yanına çağırdı. Çeşmeye yarım metre kadar ben yaklaştım, yarım metre kadar öteden o yaklaştı. O tası aldı. Çeşmeden doldurdu ve bana uzattı. Al bu ikimizin aşkına olsun iç dedi. Hiç susuz da değildim aslında. Ama öyle hoş bir muhabbet şeklinde sunulan suyu içmemek de olmaz. Aldım içtim. Bazıları o suyu içince yandım der, bende ise hiç öyle bir şey olmadı. Aksine o kadar ferahladım ki vücudum sanki yerde değil de gökyüzünde.  Uçuyormuşum gibi, kainat benim oldu. Kendimi bir başka hissettim, huzur içinde…”

Bu olay gerçekleştiğinde Aşık Osman Taşkaya, Çoban Osman mahlasını kullanmakta idi. Feymani mahlasını alması ise ikinci bade içmesinden sonra kendi kendi anlatımıyla şöyle: “Sene 1964 rüyamda kuzeyden güneye doğru dalgın, aşk âleminin içinde yürüyorum. Yerde otlar bir karış kadar olmuş. Her çeşit ot, her çeşit çiçek var. Sanki cenneti alaa… Tasviri öyle.. Ağaç falan da yok ova şeklinde yalnız batı tarafında küçük bir dağ ve doğu tarafında da küçük bir dağ var.(…)  Ben o aradan yürüyorum.  O iki dağın arası tahmini iki kilometre var. O aradaki ova öyle yeşillik hiç ağaç falan da yok öyle düz bir ovada yürüyorum. Karşıdan hissi bir ses geldi. Baktım karşımda, güney tarafta… İçimden beni çağırıyor dedim. Vardım aramızda bir metre kadar mesafe var. Aramızdan, o çayırların, çiçeklerin arasından su akıyor… Orada bir zatı muhterem dineliyor(ayakta duruyor). Yaşı epey olmasına rağmen orta yaşta gösteriyor. O zatı muhteremin saçı sakalı simsiyah, nur yüzlü, elbisesi ve başındaki külahı yeşil(…) elinde bir büyük bembeyaz bir tas var(dı), sonradan öğrendim o tas gümüştenmiş. Eğildi o önündeki sudan doldurdu. O tastaki su bir kişiyi değil on kişiyi doyurur, yani o kadar büyük bir tas(tı). Bana uzattı, al iç dedi. Ben aldım ama susuz da değilim. İkram edildi ya içmem gerekir diye hissettim. Birkaç yudum içeyim dedim. (…) Baktım bende bir huzur başladı. Aynı Mihriban olayındaki gibi… (…) (Beni) çağırırken Feymani diye çağırmıştı. (…) Uyanınca o ismi unuttum. Feymani de belli bir kelime olmadığı için aklımdan gitti ama bunu bana mahlas vermişti, unutmamam lazım diye çok hayıflandım. (…) Neyse aradan epey bir zaman geçti. Temmuz ayıydı. Rahmetli ağabeyim vardı. (…) Sabahleyin kalktık tarlaya gittik. Öğleye kadar çalıştık. Öğle olunda rahmetlik dedi ki: “hem yorulduk hem açıktık, gel şurada dere var. Derenin kenarında söğüt ağaçları var. Onun gölgesinde azığımızı yiyelim hem de biraz istirahat edelim” dedi. Gittik azığımızı yedik. O da bende uzandık. Başımız kıbleye doğru o da uyumuş ben de uyumuşum. Baş tarafımdan yani güney ( taraftan bir ses geliyor). Baktım aynı ses. Feymani, Feymani, Feymani diye üç kez çağırdı. (Bana) doğu tarafı, Kadirli tarafını gösteriyor. Ben yattığım yerde olduğumu görüyorum. Ağabeyimi de görüyorum (orada) yatıyor. Uyanık mı uyku mu ne olduğunu çözemedim.” olmuştur.

Aşıklığı içerisinde bulunduğu gelenekten yaşayarak öğrenen Feymani; Aşık Hüdai, Aşık Kul Mustafa ve Aşık Deli Hazım’ı ustaları olarak belirtir. Özellikle 1960lı yıllarda İstanbul’a gittiğinde Aşık Kul Mustafa ile tanışır ve ondan büyük ölçüde etkilenir.

Aşık 1960lı yıllarda birkaç sene İstanbul’da kalmıştır. Ardından köyüne dönen Aşık Feymani halen Kadirli’nin Azaplı köyünde yaşamaktadır.

Feymani, aşıklık geleneğinin içinde kendisi de Aşık Osman Akçay, Aşık Vuslati, Aşık Medeni, Aşık Eyyübi, Aşık İmami, Aşık Vebali gibi aşıklar yetiştirmiştir.

Halk edebiyatının ağıt, destan, devriye, gazel, güzelleme, koçaklama, nasihat, mektubat ve hiçiv türünde şiirler yazmıştır. Onun ilk dönem şiirlerinin nasihat yönü ağır basar. Öyle ki Feymani, eleştiri içerikli hiciv türlerinde bile nasihat vermeyi elden bırakmaz. Çünkü o şiirler vasıtasıyla gençlere doğruluğu, dürüstlüğü, erdemli olmayı amaçlamıştır. Şiiri maddi ve manevi değerleri gelecek kuşaklara aktarmada bir araç olarak görmüştür.

Son dönem şiirlerinde ise Aşık Feymani, tasavvufi konulara yönelmiştir. İslami motiflerin yer aldığı bu dönem şiirlerinde kutsal değerlere içten bağlılık, dünyanın geçici olduğu düşüncesi, nimetlere şükür, kainatın sırları, yaratılışın kaynağı, varlığın özü ve ötesi, vahdet-i vücut felsefesi ağırlıktadır. Kendisiyle yapmış olduğumuz röportajda tasavvufi yönünün evlerinde misafir olarak kalan muhterem bir zattan ve kendisinin ince düşüncelerinden geldiğini belirtmiştir. Öyle ki yolda yürürken “Ya Rabbi bana kanat ver ki havada uçayım. Yürürken yerdeki gözle görülmeyen canlılara zarar veriyorum.” diye içinden dualar ettiğini aşağıdaki videoda belirtmiştir.

Ahu Gözlüm,  Barışmam, Ölüm Yakamdan Tutma Git, Ben Bende Değilem Bugün gibi şiirleri bestelenerek birçok sanatçı tarafından kasetlere okunmuştur.

1997 yılından buyana her yıl Osmaniye OFAT ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Aşık Feymani Şenlikleri düzenlenmektedir. Çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından birçok ödüle layık görülen sanatçı kültür açısından bir hazinedir.

Sanatsal yönünü bu şekilde dile getirdiğimiz sanatçı aynı zamanda bir babadır. Çukurova yöresinin ünlü âşıklarından Âşık Deli Hazım’ın kızı Fatma Hanım’la evlenen Osman Taşkaya’nın bu evlilikten üçü oğlan dört çocuğu olmuştur.

Âşık feymani şuan Azaplı köyünde yaşayan bir kültür hazinesi olup şiirle, türküyle, sazıyla sözüyle âşıkane bir yaşam sürmektedir.

Aşık Feymani’nin Yayınlanmış Eserleri

  • Ahu Gözlüm (1989)
  • Sevgi Şehri (2002)
  • Gönül Sarayı (2006)
  • Zamanı Geldi (2015)
  • Çukurova Aşıklarının Hikayeleri (2016)
-Evet, neler hisssettin bakalım!
  • Büyülendim
  • Mutlu Oldum
  • Üzüldüm
  • Sinirlendim
  • Canım sıkıldı
  • Korktum
Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Yazar:
Etiketler: , ,
Eklenme Tarihi: 9 Temmuz 2017

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın