Akademik Alemde Bir Yazarın Hiçlik Paradoksları

1 yorum
213 Okunma

Mehmet yorgun argın eve geldi. Çantasını bir kenara attı. Koltuğa oturdu, ayaklarını dekor olarak kullanılan masanın üzerine uzattığında ayakkabılarını çıkarmamış olduğunu fark etti. Cebinden çıkardığı Winston paketinden bir sigara yaktı. Gözleri duman duman oldu.

Nasıl olmasın ey okur, bugün üniversiteden mezun olup hayallerini fabrika dumanına katalı tam dört yıl olmuştu. Koskoca dört yıl… Öyle basit hayaller de değildi hani, Âdem Hoca’nın o dersine katılıp ders çıkışı nasıl ekmişti o hayalleri, keşke o derse sen de katılsaydın ey okuyucu. O zaman Mehmet’in dumanlı gözlerinden göz rengini ayıt edebilirdin.

Üniversitenin ikinci haftası, ders Yeni Türk Edebiyatı, Âdem Hoca sınıfa şiir nedir, diye bir soru yöneltti. Her kafadan bir ses, klasik şiir tanımları, kafiyesi düzeni olan, yok bazen düzensiz olan, kendi kural ve kaideleri olan yok kuralsızlık bilmem ne… Mehmet söz aldı… Şiir benim. Sınıfta alay tonlu kahkahalar ve Mehmet sustu. Mehmet susunca Âdem Hoca Mehmet’e şöyle dedi: Hayallerin susmasın, izin verme!

İşte o dersten sonra attı Mehmet hayal tohumlarını. Dolu dolu geçirdi okul yıllarını. Hep sorgulayandı hem de okuyan. Geçinemezdi öyle kolay kolay kimseyle, sivri dilli idi. Dersler de pek umurunda değil gibiydi. Ancak her dersten yüksek notla geçmeyi bilirdi. Bir tutkusu vardı, seyahat. Evliya çelebinin modern versiyonu desem yeridir. Otogara gidip rastgele bir yere bilet almak onun en sık yaptığı bir davranıştı. Ancak bunu okulun ilk zamanları yapardı. Çünkü o bir emekçiydi. Yazları çalışırdı, çalışarak biriktirdiği para ile seyahate çıkardı. Dönem sonlarına doğru bu davranış yerini otostopa bıraktı. Doğu’dan Batı’ya Tüm Türkiye’yi gezdi.  Gerçekten de bu muhteşem bir tutku… Çünkü o kitapların kurmaca dünyasına sığmayacak kadar geniş bir karakterdi.

Sonraları yazıya tutuldu. Öyküler yazdı ama anlaşılamadı. Çünkü kuralları yıkan yazılardı. Okuyucunun beyninde kurguladığı dünya ile taban tabana zıt kurgulardı. Okuyucuya bu yıkım ağır gelirdi. Okunmadı. Akademisyen olmak istiyordu. Ancak hiçbir hocaya gidip yalakalık yapmadı. Çalıştı, çabaladı. Ancak o sivri dili yok muydu…  Akademik alemde hiçlik paradoksları içerisinde çırpındı durdu.

Gülerdi KPSS’ye girip atanacağım diyenlere. Çünkü o okulunu bir meslek için okumadı. Farkındaydı Üniversitelerin bir iş bulma kurumu olmadığının. Okumasa okul için yaptığı masrafı bir kenara koysa şuan büyük bir şirket sahibi olabilirdi. Böyle düşünen birisi neden iş bulmak için okusun ki?

O okuldan alacağını aldı ve şuan mezun olalı tam dört yıl oldu. Sigarasını masanın üzerindeki pis küllüğe bastı. O dumanlı gözleri nemlenmişti.

-Evet, neler hisssettin bakalım!
  • Büyülendim
  • Mutlu Oldum
  • Üzüldüm
  • Sinirlendim
  • Canım sıkıldı
  • Korktum
Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Yazar:
Etiketler: ,
Eklenme Tarihi: 1 Temmuz 2017

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın


Akademik Alemde Bir Yazarın Hiçlik Paradoksları (1 Yorum)